Teknik Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Teknik Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Bağımsız Sinema Nedir?

"Bağımsız Sinema" kavramı ortaya çıkageldiğinden beri değişik tanımlarla anıldı. Hollywood karşıtlığından doğmuştur, politik olmalıdır, az bütçeyle çekilmelidir...vb. pek çok fikir ortaya atıldı. Teknik anlamda "Bağımsız Sinema" yönetmen, senarist veya oyuncuların; yapımcı şirket ve/veya herhangi bir dış etkenin yaptırımlarına maruz kalmadığı, ekonomik açıdan var olan dünya sinema endüstri çarkının dışında kalabilmeyi başarmış, içerik ve bütçe açısından bağımsız olan filmleri genelleyen bir kavramdır.

Bağımsız Sinemanın Tarihi
Sinema endüstrisinde "bağımsız" kelimesi ilk olarak 1908 yılında telaffuz edilmiştir. Sektörde tekeli elinde bulunduran ve Thomas Edison'ın öncülüğünde bir araya gelen büyük film yapım ve dağıtım şirketleri, "Edison Yatırım Ortaklığı" adında bir birlik oluştururlar. Bu birliğe katılmayı reddeden ve birliğe katılması reddedilen yapım şirketleri "bağımsız" olarak tanımlanmıştır. Doğu kıyısındaki büyük film şirketlerinden ve teknolojisini kimseyle paylaşmayan Thomas Edison'dan kaçan bu "bağımsız" film şirketleri mütevazı stüdyolarda filmler yapmak için küçük bir batı kasabası olan Hollywood'a giderler. İronik değil mi?

hollywoodland
Zamanla Hollywood'da yeni bir yapım, dağıtım ve gösterim sistemi kurulur. Bu sistem kısa sürede "Edison Yatırım Ortaklığı"na karşı etkili bir alternatif olur. 1930'ların ortasında bu sistemi kullanan beş büyük şirket 20th Century Fox, Metro-Goldwyn-Mayer, Paramount Pictures, RKO Pictures, ve Warner Bros'dur. Bu şirketleri takip eden Columbia Pictures, United Artists, and Universal Studios da endüstride yerini almıştır.

Hal böyle olunca bazı film yapımcıları bir kez daha "bağımsız" adı altında harekete geçerler. Amerikan sessiz sinemasının önde gelen temsilcileri Mary Pickford, Charles Chaplin, Douglas Fairbanks ve D. W. Griffith, 5 Şubat 1919 yılında bir araya gelerek Amerika'nın ilk bağımsız film şirketi olan United Artists'i kurar. 1941 yılında United Artists şirketi, Charlie Chaplin, Walt Disney Orson Welles, Samuel Goldwyn, David O. Selznick başta olmak üzere bir grup sinemacının da üyesi olduğu Bağımsız Film Yapımcıları Topluluğu'nu kurar. Bu topluluk, stüdyo sistemi tarafından kontrol edilen endüstrideki bağımsız film yapımcılarının haklarının korunmasını amaçlar.

Günümüzde Bağımsız Sinema
Yüksek teknolojiye sahip dijital film ekipmanlarının uygun fiyatlarla elde edilmesi bağımsız sinemacıların büyük stüdyolara olan bağımlılığını ortadan kaldırmıştır. Teknoloji maliyetlerinin düşmesi binlerce küçük film şirketinin tıpkı büyük film stüdyoları gibi filmler yapmasını mümkün hale getirmiştir. Yalnız film çekimi değil, yapım sonrası sürecin de kolaylaştığı günümüzde bağımsız sinemanın popülaritesi son 15 senede artmıştır.

Bağımsız sinemanın bu denli yaygınlaşması sayesinde Reservoir Dogs, Little Miss Sunshine, Juno, Moon... gibi eleştirmenlerin ve izleyicilerin sevgisini kazanmış pek çok film çekilebilir ve izlenebilir hale gelmiştir. Bu filmlerin izlenebilir olmasındaki en büyük etken şüphesiz film festivalleridir. Özellikle Robert Redford'un öncülüğünde başlatılan Sundance Film Festivali bağımsız sinemacıların filmlerini gösterebileceği bir platform olmuştur. Sundance'in yanı sıra Avrupa Bağımsız Film Festivali, NYC Bağımsız Film Festivali BFI Film Festival gibi pek çok festivalde binlerce farklı bağımsız film stüdyolarında çekilen filmler izleyicilerle buluşmaktadır. Ülkemizde de 2002 senesinden bu yana !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bağımsız filmleri Türk izleyicisiyle buluşturmaktadır.

John Cassavetes: Bağımsız Sinemanın Babası
"Bağımsız" kelimesi her ne kadar 1900'lü yıllarda literatüre girmiş olsa da, "Amerikan Bağımsız Sinema"sına kimlik kazandıran kişi John Cassavetes idir. "Shadows", "Faces, "A Woman Under the Influence" ve "The Killing of a Chinese Bookie" ve "Opening Night" başta olmak üzere tüm filmlerini büyük Hollywood stüdyolarından bağımsız çeken yönetmen, yönetmenlik kariyeri boyunca büyük sinema endüstrisinin dışında kalmayı başarmıştır. Hatta Cassavetes'in ilk filmi "Shadows"un çekimi hikayesi de bu açıdan bir hayli enteresandır. Başrolünde oynadığı "Edge of the City" filminin tanıtımı için Jean Shepherd'ın radyo programına konuk olan Cassavetes, programda sorulan bir soru üzerine filmin yönetmeni Martin Ritt'ten daha iyi bir iş çıkarabileceğini söyler. Cassavetes bu iddiasını bir adım ileri götürerek radyoyu dinleyen herkesten çekeceği ilk film için 1$ ister.

john cassavetes
İlginçtir ki dinleyiciler bu programdan sonra radyoya toplamda 2.000$ gönderirler. Arkadaşları Hedda Hopper, William Wyler, Joshua Logan, Robert Rossen, José Quintero'dan ve menajeri Charlie Feldman'dan da destek alan Cassavetes, toplamda 40.000$ bütçe ile "Shadows"un çekimlerine başlar. Alman görüntü yönetmeni Erich Kullmar dışında tüm ekibin tecrübesiz olduğu film daha sonra Amerikan bağımsız sinemasının doğumunda dönüm noktası olarak tanımlanır. John Cassavetes'in filmin çekilmesi için radyoya para gönderen dinleyicilere olan minnettarlığını göstermesi için seçtiği yol da çok hoştur. Yönetmen, filmin açılış ekranında radyo dinleyicilerini kastederek "Jean Shepherd'ın Gece İnsanları Sunar" yazdırır. Bu filmden sonraki yönetmenlik kariyerinde de "bağımsız" duruşunu koruyan John Cassavetes 1960'lardan günümüze kadar pek çok sinemacıyı da etkilemiştir.

Bağımsız Sinema Örnekleri

Zamani Barayé Masti Asbha (Sarhoş Atlar Zamanı)
Bahman Ghobadi, Sarhoş Atlar Zamanı filminin çekimleri sırasında yapımcısının vaad ettiği parayı yatırmaması sonucu filmi tamamlamakta zorlanır. Yarı yolda bırakılan yönetmen bazı eşyalarını satmak köydeki herkesten borç istemek zorunda kalır ve filmi ancak bu şekilde bitirir.

Clerks (Tezgahtarlar)
Kevin Smith, Clerks filmini çekebilmek için çok sevdiği “Spider Man” koleksiyonunu satar, kendi adına 10 tane kredi kartı çıkartır ve çalıştığı yerde aldığı maaşları biriktirir. 27,500$’lık bütçeyle çekilen filmin mekanı olarak ise Kevin Smith’in çalıştığı yer olan Quick Stop kullanılır. Patronunun ancak geceleri çekim yapmaya izin vermesinden ötürü, gece-gündüz anlaşılmasın diye film siyah-beyaz formatta çekilir.

kevin smith clerks
Bu kadar borç altına girerek çekilen “Clerks” Kevin Smith’i hayal kırıklığına uğratmamış, mütevazi bir hayran kitlesi oluşturmuştur. Hatta filmden elde ettiği gelirle “Spider Man” koleksiyonunu bile geri almış, ama yine de şunu söylemeden edememiştir: “Aslında bu şekilde film çekmek bizim çok da önerdiğimiz bir yöntem değildir. Eğer filminiz başarıya ulaşmazsa, hayatınızın geri kalanı boyunca kendinizi ciddi bir borç altına sokabilirsiniz. Fakat diğer yandan biz “kendi filmimizi” çekebilmek için buna göz yumduk. Siz de senaryonuzun aynı şekilde su geçirmez olduğundan emin olmalısınız ”

Pi
Yönetmen Darren Aronofsky, filmin çekimlerine başladıktan sonra filmi bitirmek için yeterli miktarda bütçelerinin olmadığını farkeder. Daha sonra ortak yapımcısı Scott Franklin ona ilginç bir öneride bulunur: “Tanıdığı herkesten 100$ istemek” Aronofsky’nin aklına yatan bu fikir kısa zamanda meyvesini verir ve filmi tamamalamak için gerekli olan 60,000$ toplanır ve Pi’nin çekimleri tamamlanır.

Diğer yandan bağımsız olmayan filmlere de örnek verelim.

The Fountain
“Pi”nin ve “Requiem For A Dream”in başarısından sonra “Warner Bros Pictures”ın dikkatini çeken yönetmen Darren Aronofsky, 100 milyon $ değerinde bir bütçeyle “Fountain”ın çekimlerine başlar. Kısa zamanda gişe kaygısı kendini gösterir ve “Warner Bros Pictures” filmi iş yapmaz ve senaryosunu çok karşık bulduğunu söylerek bütçeyi azaltmaya karar verir. Oyuncuların ayrılması, senaryoya müdahele edilmeye çalışılması ve Darren Aronofsky ile Warner Bros yöneticilerinin arasındaki anlaşmazlık sonucu film çekimleri 4 yıl kadar ertelenir.
Ne pahasına olursa olsun bu filmi çekmek isteyen Darren Aronofsky, Warner Bros yöneticilerine kafa tutar ve yapılan pazarlıklar sonunda kazanan taraf olur(ne kadar kazanmış olduğu da tartışılır tabi) ve filmin çekimleri 2006 yılında tamamlanır.

the fountain Özetle bağımsız sinema, sinemacının hiçbir dış baskı altında kalmadan özgür bir şekilde eserler ortaya çıkarmasını mümkün kılan bir akım olarak varlığını sürdürmektedir. Bu makaleyle başlayan yazı dizisinde dikkate değer bağımsız filmleri tanıtmayı amaçlıyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Bol bağımsız sinemalı günler diliyorum.

Gamze ÇAKAN
gamzecakan@gmail.com
kaynak : medyacuvali.com


9 Ekim 2015 Cuma

Roman Yazma Metotları Ve Teknikleri

Roman yazma konusunda bazı incelikler ve öğütler

Çoğu insan yazar olmak için hayal kurar. Bu yüzden saatlerce duvarı seyreder ve çok az  satır ve hatta paragraf yazarlar. Bunlardan bazıları romanlarını bitirmek için çok fazla zaman harcarlar. Roman yazmak için metotları bilmeniz gerekir.



 İşte burada bu metotlardan bazıları var.

1- Tema
2- Olay Örgüsü
3- karakter geliştirme
4- Diyalog
5- Zaman yönetimi
6- Aşamalar
7- Romanın bitirilmesi
8- Hataları gözden geçirme
9- Tekrar gözden geçirmek

Romanınızın Teması

İlk önce ne tip bir eser yazacağınıza karar vermelisiniz: Kurgu, bilim kurgu, Tarihi, korku, ya da sosyal içerikli roman. Bir kere buna karar verdiniz mi, hikaye temasına, planına ve romanınızın bir parçası olacak karakterlere karar vermeniz gerekecektir. Romanınızı kurmak roman yazmanın en önemli parçasıdır.Yarattığınız dünyayı bilmek zorundasınız. Çünkü romanın örgüsü, seçtiğiniz bu dünyada geçer. Eğer bilinen bir şehirde geçmesini istiyorsanız o zaman oranın coğrafya şekillerine, kültürüne, toplumuna, caddelerine, ünlü yerlerine, tarihi önemine aşina olmanız gerekir. Uygun bir olay örgüsünden  sonraki işiniz romanı yazmaya başlamaktır.

Romanınızın Karakterleri

Gelelim can alıcı noktaya. Karakterleriniz romanınızın bir parçası olacaklar. Sadece ana karakteri geliştirip diğerlerini görmezlikten gelmemelisiniz. Her karakteri tek tek ele almalı ve üzerinde çalışmalısınız.Romanınızın ana öğeleri olacak  iki ya da üç ana karakterden fazlası olmamalıdır. Diğerlerinin basit ayrıntıları olacaktır. Bu ana karakterleri romanınızın başındaki iki üç sahnenin tam ortasına yerleştirmelisiniz.

Romanınızdaki  Diyalog

Diyalog roman yazımının en önemli parçalarından biridir. İlk önce hangi anlatımı seçeceğinize kara vermelisiniz: Birinci tekil kişi mi, üçüncü tekil kişi mi? Roman kimin ağzından anlatılacak bu önemlidir. Mesela: “Karşıya doğru bakıyordum, ansızın bir kurşun geldi ve bacağıma saplandı.”  Ya da “ karşıya doğru bakıyordu, ansızın bir kurşun geldi, bacağına saplandı.”  ‘Birinci tekil kişi’nin ağzından yazmayı seçtiğiniz zaman bazı sınırlamalarınız olacaktır. Ana karakterin bildiğinin dışında başka bir şey bilemezsiniz; çünkü ana karakter anlatıyordur hikayeyi.  Temanın her bir köşesini ve açısını keşfedebileceğiniz için ‘üçüncü tekil kişi’ roman yazmak için en iyi yoldur  her bir durumu ana karakterden bağımsız olarak kurarak daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.

Zaman yönetimi ve Aşamalar

Birkaç saat içinde roman yazmak imkansızdır. Umulandan çok daha fazla zaman alır. Ortalama bir romanın 90,000,000 ile 150,000,000 kelime arasında olduğunu biliyor muydunuz? İşte bu zamanınızı tüketir. Evet, roman yazımı, haftalar, aylar, hatta yıllar alır. Roman yazmak için, yüksek düzeyde zaman yönetimine ihtiyacınız vardır. Romanınızı küçük bölümlere ayırmalısınız, böylece günlük birkaç saatlik çalışma süresinde onları yönetebilirsiniz; günde 5 saat, haftada 30 saat, ayda 120 saat diyelim.

Romana başlamak ve sonuna kadar aşamaları sürdürmek kolay bir iş değildir. Romanı iyice ilerletinceye kadar, ana fikrinize gönderme yaparak ve bağlı kalarak olay örgünüzü sürdürün.Ek temaların sizi şaşırtacağı durumlar olacaktır, ve bu sizin romanınıza derinlik katacaktır, ancak ana temadan uzaklaşmadığınıza emin olmalısınız. Eğer romanınızı nasıl yazacağınızı  uygun bir şekilde planlarsanız, bu kontrol altında olacaktır. Anahatlar roman aşamasını sürdürmenize yardımcı olurken   hayal gücünüzün tema ve fikirlerinizden uzaklaşmasını önleyecektir.

Sonuçlandırma

“Son” her kitabın ya da romanın büyülü bir sözcüğüdür. Başından sonuna kadar roman yazımı büyük ölçüde kelimeyi ihtiva eder. Ortalama olarak 90,000,000 ile 150,000,000 kelimeyi içerir, romanın uzunluğuna göre bu değişir. Romanınızın başına bir gün oturup başından sonuna kadar bitiremezsiniz. ‘Çözüm’ bir roman yazımının en önemli parçalarındandır. İşte bu yüzden olay örgülerini bitirirken dikkatli olmalısınız, Çözüm sizin roman yazmadaki yeteneğinizi gösterir. Çözüm başlangıç ve bitiş arasındaki köprüdür. Bazı yazarlar sonu başta yazarak akıllıca bir oyun oynarlar. Sonrada başlangıç ve sonuç arasını istedikleri her şeyle doldururlar. Siz bunu yapmayın.

Hataları gözden geçirmek

Bir romanı hatasız yazmak hiç kimse için mümkün değildir, bu yüzden üzülmeyin.  Hataları düzeltmek için en iyi yol, eşinizden ve dostunuzdan bunu yapmasını istemektir. Onlara bunu dikkatlice yapmalarını söyleyin ve hatta dilbilgisi hatalarını da düzeltmelerini isteye bilirsiniz.

Romanınızı Yeniden Gözden Geçirin

Eserinizi gözden geçirmeniz gerekir böylece yayımcıdan geri dönmeyecektir. Evet, okuyucular da romanınızda hataları bulup şikayet edebilirler. Bu sizin kitabınızın satılabilirliğini de etkileyebilir.Romanınızın gözden geçirilmesi için en iyi yol aşağıdakileri takip etmektir.

Kitabınızın basılı bir kopyasını edinin.
Hataları not alacağınız bir defter edinin.
Hataları düzeltirken değişik renkte kalemler kullanın.
Kitap boyunca kelime kelime, sahne sahne, karakter karakter ilerleyin.
Lütfen romanınızın mantıksal ve doğru bir şekilde yazılıp yazılmadığını kontrol edin.
Gereksiz olay örgüsünü, karakteri ve sahneyi romandan atın.
Tekrar imla ve dilbilgisi kontrolü yapın.
En sonunda gözden kaçmış hatalardan kaçınmak için  romanınızı tekrar gözden geçirin. SON sözcüğüne ulaştığınızda romanınız gerçekten bitmiştir.

kaynak : romanyazmasanati

21 Mayıs 2015 Perşembe

Polarize Filtrenin seçimi ve kullanılması


Polarize Filtresiz Olmaz!

Eğer doğa ve manzara fotoğrafçılığı ile ilgileniyorsanız polarize filtre tartışmasız çantanızdaki tek ve en değerli filtre olacaktır. Polarize filtre konunun renklerini yoğunlaştırıp, doğadaki su veya cam gibi yüzeylerden yansıyan ve parlamaya sebep olan ışığın kameraya ulaşmasını önlemekte kullanılır.


Polarize filtrenin en önemli kullanım alanı manzara çekimlerinde görülür. Mesela bir su kenarında çekim yaparken, gökyüzünden su yüzeyine düşen ve geri yansıyan ışık hem konunun kontrastını, hem de gökyüzünün su üzerinde yansıması suyun derinliğini görebilmemizi azaltır. Bu tür bir çekimde polarize filtrenin kullanılması çekimde suyun derinliğini görebilmenize, daha gerçekçi renklerde ve berrak bir çekim elde etmemize olanak sunar.

Polarize filtrenin diğer önemli bir kullanım nedeni, cadde ve sokaklarda mağazaların vitrinlerine baktığınızda dışarıdaki tüm yansımayı mağaza vitrininde görürsünüz. Böyle bir konu çekiminde polarize filtre kullanımı, vitrin içindeki konunuzun temiz gözükmemesini sağlar.



Polarize filtrelerin kullanım alanları

Su:  Polarize filtre su fotoğrafı çekimlerinde sudaki yansımaları keser ve hatta suyun rengini değiştirerek, suyun derinliğini görmenizi sağlar.

Gökyüzü: Polarize filtre kullanarak gökyüzünün rengini daha yoğunlaştırabilirsiniz. Bunun dışında sisli günlerde uzak mesafeli şehir manzaralarındaki pusu azaltmanıza da yardımcı olur.

Renk: Tüm renklerin yoğunluğunu arttırır, yani kırmızılar daha kırmızı, maviler daha mavi vs. gözükür.

Yansımalar: Cam veya benzeri yansıtıcı yüzeylerin arkasının çekimi yapılırken polarize filtre bu yüzeylerden yansımaları azaltır veya tamamen kaldırır.



Filtrenin seçimi ve kullanılması

Bir polarize filtre satın almadan önce, birkaç son bilgi verelim… Polarize filtreler, "lineer" ve "Circular" olmak üzere iki tür bulunur. Her iki türü de fotografik olarak aynı şeyi yapar.  Lineer polarize filtre eski türde mekanik kameralar için uygun olsa da modern dijital veya film kameralarında, circular kullanmak şarttır, aksi halde kameranın pozometresi doğru ölçüm yapamaz. Her iki grup için objektifin çapına göre kaliteli optik camdan yapılanları seçmenizi tavsiye ederim. Ben şahsen B+W markasının “Multicoated” olan filtrelerini kullanmayı tercih ediyorum.

Polarize filtresinin kullanımı oldukça kolaydır. Filtreyi objektifin önüne vidaladıktan sonra filtrenin ön kısmını sağa sola doğru dondurun bunu yaparken kameranın vizöründen konuyu izleyin. Filtre döndükçe renklerin ve yansımaların değiştiğini göreceksiniz. İstediğiniz değeri bulunca fotoğrafı çekin. Polarize filtresinin maksimum değeri ışık kaynağı ile aranızda 90 derece açı varsa izlenir, eğer güneş arkanızdan veya tam karşınızdan geliyorsa etkisi daha az gözlenir.


Polarize filtre kullanım tavsiyeleri

Polarize filtre kullanıldığında çekimin poz değerlerinde değişme olur. Filtreye baktığınızda koyu renkli olduğunu göreceksiniz bu grilik kameraya ulasan ışık miktarını 1.5 stop azaltır. Bir diğer deyişle filtresiz eğer 1/250 enstantane ile çekim yapıyorsanız filtreyi taktıktan sonra doğru poz değeri aynı diyafram açıklığında 1/90 enstantanede yapılmalıdır. Eğer doğru türden bir polarize filtre kullanıyorsanız, kamera pozometresi bu hesaplamayı yapacaktır.

Geniş açı çekimlerde çekim sonrası gökyüzünü özellikle kontrol edin, eğer ışığın açısı doğru değil veya polarize miktarı doğru değilse gökyüzünün bir kısmı açık bir kısmı koyu tonlu olur, bu da hoş gözükmez. Geniş açı objektif kullanımında “Slim” ince filtre turu tercih edilirse filtrenin kalınlığından dolayı kenarlardaki kararma önlenebilir.

Yazı ve Fotoğraflar: Vasgen Değirmentaş
kaynak : fotografbilgimerkezi.com

ND filtre kullanimi

ND FİLTRELER:

ND (Neutral Density, Doğal Yoğunluk) filtreler, makinaya giren ışığı eşit miktarda azaltmak için kullanılır. ND filtre kullanımıyla film ya da sensör yüzeyine düşen ışığın miktarı kontrollü olarak azaltılarak, filtresiz çekime göre  daha uzun pozlama süresi veya daha geniş diyafram aralığı sağlanır. Ayrıca ND filtreler kullanımı en basit olan filtrelerdendir ve fotografa etkisi dijital olarak taklit edilemez (en azından tek kareyle).

 “Bir insan için güneş gözlüğü neyse, bir lens için de ND filtre odur.” Peter Hill, 2010

Aslında ND filtre lensinizin önüne takılan yarı şeffaf bir optik parçasından başka bir şey değildir. Ama onu özel kılan; gelen ışığı homojen ve kontrollü bir şekilde kesmesi ve böylelikle görüntünün kontrast ve keskinliğini etkilememesidir. Işığı azaltma işlemi görünür spektrumda olduğundan, fotograf kalitesini düşürücü bir unsur olan renk sapmasıyla da genel olarak karşılaşılmayacaktır. Bu özelliği nedeniyle de bu filtreye Neutral Density (Doğal Yoğunluk) Filtresi denmişir. Yalnız teorik olarak ND filtrelerin tüm dalga boylarındaki ışığı eşit miktarda filtrelemesi beklenirken, pratikte -özellikle düşük kaliteli olanlarda- bu durum gerçekleşmediğinden renk sapmaları olabilmektedir.

Kuvvetli olanlarının grinin koyu tonlarında olduğu ND filtreler ışığı azaltma miktarlarına göre derecelendirilirler. Pozlama üzerinde etkisi olan her şey gibi, bu filtreler de stop’larla ölçülür. ND filtrenizi taktıktan sonra pozlamanızı kaç f-stop düşüreceğinizi de gösteren, bazı genel derecelendirme değerleri aşağıdaki tablodadır:



f-stop’a Göre Işık Azaltma      Filtre Terminolojisi:        
Işık Kesme  Yoğunluk    
Genel Kullanımlar
2   4X  0.6 ND  →   Pozlama süresini az miktarda arttırır, şelale çekimlerinde olduğu gibi.
3   8X  0.9 ND
10  ~1,000X 3.0 ND  →   Pozlama süresini çok miktarda arttırır, günortasında uzunpozlama çekimlerinde olduğu gibi.
13  ~10,000X    4.0 ND
20  ~1,000,000X 6.0 ND
Not: Yukarı tablodaki ışık kesme faktörleri pozlama süresi çarpanı olarak da düşünülebilir.

Bir başka not: Işığı azaltma ile ilgili olan her bir “stop”, geçen ışığın yarıyarıya azaltılmasıyla bağlantılıdır. Filtre kuvvetinin stoplarla belirtildiği durumlarda, verilen filtre kuvveti (f-stop) girişteki ışığın sadece x/2 kuvvet ‘i kadar ışığı geçirmektedir. Örneğin; 3- stopluk (8x, 0.9ND) bir ND filtre gelen ışığın sadece 8’de 1’ini geçirir (x/23 = x/(2*2*2) = x/8).

Bu pozlama hesaplarını yapamıyorsanız, en basiti deneme yanılma metotudur. Örneğin 60 sn.de çektiniz ve fotografınız karanlık mı çıkmış? Tekrar çekin, ama bu sefer 90 sn.de. Biraz fazla pozlanmış mı çıktı? Tekrar çekin, bu sefer de 75 sn.de. Her seferinde pozlama süreleri arasındaki farklılığı daraltın. Ne kadar çok deneme yaparsanız, doğru pozlamayı hesaplamada o kadar rahat edersiniz ve bir sonraki çekiminizde o kadar az deneme ve hata yaparsınız. Şunu da unutmayın ki, pozlama süreleri arttıkça hatalı hesaplamalardaki süre farklılıklarının önemi de o kadar azalacaktır. Mesela 300 sn.de çektiyseniz, bir sonraki çekimde 315 sn. fotografınızda farkedilemiyebilecektir. Buna karşılık bu 15 sn.lik farklılık, 60 ile 75 saniye arasında belirgin bir görüntü farklılığı meydana getirebilecektir.



ND Filtreler Nerelerde Kullanılır:

ND filtreler; (1) daha uzun pozlama süresi, (2) daha kısıtlı alan derinliği ve (3) daha keskin fotograf elde etmek için kullanılabilir.

Uzun pozlama süreleri; hareketli suyun görünümünü yumuşatmak, rüzgarda sallanan ağaç dallarını bulanıklaştırmak, veya kalabalık bir ortamdaki hareketi ifade etmek gibi çok farklı ve geniş estetik görüntüler verebilir.

Sık sorulan bir soru: genel olarak ne kadarlık bir pozlama süresi gereklidir? İstenen etkiyi almak için, genelde farklı sürelerde pozlamalar uygulanır. Böylelikle gökyüzündeki bulutların hareketini gösterebilir, hareketli insanları bulanıklaştırabilir, akarsulardan tül etkisini alabilir veya denizdeki dalgalarla sisli bir görüntü elde edebilirsiniz. Bu pozlama süresi, hareketin yapısına, hızına ve istenen etkiye göre değişebilir. Anahtar; çokca denemedir.

Günışığında, denizde ve bulutlarda bu etkiyi almak için, gelen ışığın sadece 1.000’de birini geçiren 10-stop veya daha yüksek  faktörlü ND filtre kullanımı gereklidir. Örneğin; yukarıdaki manzara çekiminde optimum diyafram ve iso değerinde kullanılan pozlama süresi 1/25 saniye iken, bu süreyi 10-stopluk bir ND filtre ile 100 saniyeye çıkarabilirsiniz.

Her ne kadar ND filtreler büyük çoğunlukla uzun pozlamalar için kullanılırsa da, bir başka kullanım alanı da, az da olsa, çok parlak ışıkta daha dar net alan derinliği elde etmek içindir. Örneğin; çoğu SLR kameraların maksimum perde hızı 1/4000’dir, bu nedenle de direkt güneş ışığında bulunan bir nesne için iso100’de f/4.0’dan daha büyük bir diyafram değeri gereklidir. 2-stopluk bir ND filtreyle bunu f/2.0’a düşürebilir ve böylece nesnenizi arkaplandan rahatça ayırabilirsiniz.

Açıkçası, bu gibi durumlarla çok sık karşılaşılmaz ve genellikle daha düşük ışık koşullarında çekim yapılır. Ayrıca bu gibi durumlarda 2 veya 3-stopluk ND filtreler yeterli olacaktır. 2 stopluk ND filtrelerin yerine ben dahil çoğu fotografçının aynı derecede ışığı kesen ve üstüne üstlük daha başka faydaları da olan polarize filtre kullandığını da unutmayın lütfen J

ND filtre kullanımında dikkat edilecek hususlar:

1.      Özellikle koyuluk derecesi yüksek olan ND filtrelerle çekim yapmadan önce kompozisyonunuzu ayarlamanız ve kadraja girecek öğeleri hesaba katmanız gerekmektedir. Çünkü ND filtreyi taktığınızda, makinanız ve  vizörden baktığınızda siz de  muhtemelen karanlıktan başka birşey göremeyeceksiniz.

2.     Kadraj ayarıyla birlikte ND filtreyi takmadan önce netleme noktanızı da ayarlamayı ve filtreyi taktıktan sonra deklanşöre basmadan makinanızın otomatik netleme (AF) özelliğini manuele (MF) almayı unutmayın. Aksi taktirde, AF açıkken deklanşöre basarsanız makinanız o ışıksız ortamda net bir nokta arayacak, neticede lensinizi netlediğiniz nokta değişecek ve genellikle de perde açılmayacaktır

3.     ND filtrenizi lensinize sıkıca takın ki içeriye kenarlardan ışık kaçmasın. Aksi taktirde fotografınızda ışık parlamaları görülecektir. Ayrıca ayarlarınızı bitirip deklanşöre basmadan önce vizörünüzü vizör kapağı, koyu renk bir bez veya en azından elinizle kapatırsanız,  özellikle uzun pozlamalarda çekim esnasında görülen vizörden makine içine ışık kaçma riskini de önlemiş olursunuz.

4.     Zoom lens kullanıyorsanız, filtrenizi takarken lensinizin açısının ve dolayısıyla kadrajınızın değişmemesine dikkat edin. Gerçi 100 kere yapacağınız çekimin 99 unda (filtreyi takarken düşürmemek için!) yavaş yavaş takacağınızdan, bu problemle karşılaşmazsınız J Ayrıca filtreyi takarken makinanın arkasından uzanmak yerine, yantarafına geçerek takmanız, rahatlığı ve düşürme tehlikesini azaltması açısından hararetle tavsiye edilir.

5.     ND filtre ile çekim yaparken, uzun pozlama yapacağınızı düşünerek, makinanızın titremesini önlemek için tripod ve kablolu deklanşör (veya uzaktan kumanda) kullanmanız tavsiye edilir. Ayrıca eğer makinanızda varsa, ayna kilitleme özelliğini de kullanmanızda fayda var. Bununla birlikte, makinanızda veya lensinizde titreşim önleme sistemi varsa, onu da kapatmalısınız.

6.     Rüzgarlı havalarda uzun pozlama yapmamanızda fayda var. Bunun da iki sebebi var: İlki; rüzgarlı havalarda uzun pozlama yaptığınızda ağaçlar bulanık çıkacaktır. Bu durum eğer özel bir amacınız yoksa, fotografınıza ayrı bir tad verir gibi görünse de, genelde çoğu göz için istenmeyen bir görüntüdür. Hatta tam tersi, hareketli suya ve bulutlara kontrast olması için ağaçların mümkün olduğunca sabit durması istenir. Daha belirgin olan bir diğer neden de, pozlama süresi uzadıkça rüzgar sebebiyle bulanık bir görüntüyle karşılaşma riskinizin de artmasıdır. Çekimi bozması için makinanızda küçük bir titreme yeterlidir.

7.      Çekimlerinizi RAW (ham) formatta çekmeniz tavsiye edilir. JPEG çektiğiniz uzun pozlamalarda RAW’a göre daha düşük renk derinliği ve keskinlik alırsınız. Ayrıca, özellikle çok uzun pozlamalarda makinanızın cinsine ve modeline göre değişen oranlarda gren (noise) oluşacak ve buna karşılık, RAW formatta çektiğiniz fotograflarda fotografı bozmadan noise temizliği yapmanız daha kolay olacaktır.

8.     Özellikle çok uzun pozlamalarda oluşacak olan greni azaltmak için, mümkün olan en düşük iso değerinde çekiminizi yapın.

9.     Makinanızda eğer varsa uzun pozlamalar sonrası gren temizleme (noise reduction, NR) özelliğini kapatmanızı tavsiye ederim. Bu özellik açık olduğunda, temizleme işlemi pozlama süreniz kadar sürmekte (mesela 120 snlik bir pozlama için yaklaşık 120 snlik bekleme!)  ve bulutlar önünüzden geçip giderken zaman kaybetmenize ve hatta fotografınızın kaçmasına neden olmaktadır. Gren temizleme işlemini daha sonra, evinizde kahvenizi yudumlarken bilgisayarınızda da nasıl olsa yapabilirsiniz  J

 10. Pozlama hesaplaması için; filtreyi takmadan önceki diyafram üzerinden enstantane hızını, kullandığınız ND filtre yoğunluğuna göre yukarıda vermiş olduğum tablodan f stop düşürerek hesaplayabilirsiniz.


kaynak : suretialem.com

17 Mayıs 2015 Pazar

Öykü Yazma Teknikleri


ÖYKÜ: Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olan olayları veya bir durumu anlatan yazınlardır. Öykünün her cümlesinde estetik bir zevk kazanmak ve bu ruhu okuyucuya hissettirmek için öyle mükemmel bir düzen kurulmuştur ki sadece bunu görebilenlerden olmak yetiyor öykü dediğimiz yazınlar kişiden farklı bakış açılarını kazandırmaya çalıştığı gibi olayları ve durumları farklı yorumlayabilme yetisi de kazandırıyor. Belli bir amaç ekseni etrafında okuyucuya istediği mesajı ileten çok harika bir iletişim tekniği de dersek yanlış yapmış olmayız. 3 birlik kuralı dediğimiz mekân kişi ve zaman durumları gerçek dışı değildir ve bir biri ile uyumluluk göstermek zorundadır. Bu kural bu yazında geçerlidir. Öyküde, olayın geçtiği yer sınırlıdır, anlatım kısa, öz ve yoğundur. Kahramanlar belli bir olay içinde gösterilir veya durumla karşı karşıya getirirler. Bu kahramanlar tek yönlüdür ve sadece bu tek yönleri öyküye konu edilir. Konu özellikle ironik bir rastlantı sonucu oluşturulan zamanların üzerinde yoğunlaşarak gelişme gösterebilmekte ve sürpriz sonlara olanak sağlanabilir. Peki, genel anlamda bu öykü nasıl yazılır hiç düşündünüz mü? Ya da öykü yazmayı insanlar öğrenebilir mi?


Öykü yazma tekniklerine geçmeden önce kendimize şunu sormalıyız. Ben durum öyküsü mü yazacağım yoksa olay öyküsü mü? Yani öykü yazma tarzınız Ömer Seyfettin tadında mı yoksa Memduh Şevket Esendal tadında mı olacak bunun kararını vermelisiniz. Bu kararı aldıktan sonra öykünüzü istediğiniz gibi şekillendirebilirsiniz. Usta sizsiniz… Yalnız burada çok ince bir ince ayrım vardır ki bu öyküleri yazarken de bazı kurallar çerçevesinde yazmak zorundasınız. Çok uzun tutarsanız roman, gerçek dışı yazarsanız masal olur. Bu kıvamı organik sabun hazırlıyormuşsunuz gibi düşünün. Ne çok ne de az, denge meselesi sadece. İşte size öykü yazma teknikleri hakkında tüyolar…

*Öykü yazmak için kişinin üç şeye ihtiyacı vardır: tecrübeye, iç ve dış gözleme, sınırsız hayal gücüne. Bu özelliklerden bir tanesi bile olsa öykü oluşturmak için belli bir ivme kazanabileceğine işaret olabilir. Bu üç gereksinimi faaliyete geçirecek olan şey ise sadece yazarın birikimleridir. Yani kelimeler. Yazarın hepi topu tüm hazinesi sözcükleridir aslında. Diğer insanların kullandığı sözcükleri diğerlerinden farklı kullanarak oluşturduğu bambaşka bir dünyanın anahtarına sahip olmak o kadar sanıldığı kadar kolay olmasa da söz evrenimizle kişiliğimiz arasında güçlü bir iletişim bağı geliştiren yazarın söyleyişimizin özünde, sözcükleri tercih etme ve onları kullanmamızda sağladığı etkileşimin payı oldukça büyüktür. Cümleleri oluştururken hangi kelimenin hangi kelimeye uyum sağladığını, hangi kelimeyi yanı başına koymamak gerektiğini ayırmanız demek öykü yazma tekniklerini az çok kullandığınıza işarettir. Dört temel dil becerisini kullanabilmek ve dil bilgisine hâkim olmak sizin bu öyküyü oluşturabileceğiniz anlamına gelmektedir. İlk aşama da planlı öykü yazma tekniğinin unsurlarından biri olan yazacağınız öykünün kahramanları oluşturmak yapmanız gereken ilk iştir. 3 birlik kuralı dediğimiz olayı tam anlamıyla hikâyeye oturtabilmek için yapmamız gereken şeylerden bir tanesi de mekân, zaman ve karakterlerin ayrı ayrı planlanarak belli bir durum veya olay etrafında kurgusunu hazırlamaktır.

*Bunların dışında plansız öykü yazma tekniği kullanılmıyor değildir ki burada yazar karakterini her yönüyle tanıması gerekir ve bu kahramanı kendi oluşturduğu dünyanın içine konduruverir. Yazıya teknik yönden bakan yaratıcı yazarlık taraftarlarının çok tavsiye ettiği bir yöntem değildir palansız öykü yazma tekniği. Öykü yazarı işinde ustalaşmadığı takdirde plansız kurguyu yönetmekte oldukça zorlanabilir. Çünkü bu öykü yazma tekniği genellikle belirli bir iskelet içerisinde hareket etmeye çok elverişli olmadığı için doğaçlama kurguladığı bu yazının başarısız olma ihtimali yüksektir.

*Modern öykücü yazma tekniği ise üçüncü bir tekniktir. Bu alanda belli bir sınır yoktur. Belli bir formülleştirme veya kalıba sokmak öyküyü… Yazarın canı nasıl isterse öyle şekillenir her şey. İster sonu belli olsun ister belirsiz. Bu tekniğin son zamanlarda sıkça yer alması stantlarda planlı öykü yazma tekniği dediğimiz yazın tipindeki yazım kuralarının formülleştirilmesi özelliği artık edebiyat çevrelerince pek tercih edilmemektedir. Ama illa ki belli bir kural doğrultusunda yazmak, özünü korumak gerekir öykücülüğün. Yoksa adı öykü değil deneme veya blok yazısı olurdu değil mi?


kaynak : yasesin.com

Bağımsız Film Teknikleri; Rick Casteñeda’dan On Tavsiye

Yalanlar doğrulara kıyasla daha inandırıcıdır, doğru söylediğinizde başınız ağrıyabilir.

John Steinbeck

Yalan söyleme yeteneğiniz varsa, insanlar sizi daha çok sever ve saygı duyar. Daha az açıklamaya ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden ben de, Cement Suitcase filmini Red ve Alexa gibi havalı kameralarla çektim diyorum. İşin doğrusu, film yapmanın teknik maliyeti çok hızlı bir şekilde düştü. Yakında neredeyse kağıt-kalem gibi olacak.

Filmi 7D ile çektiğimi söylediğimde, beni küçümsüyorlar. “Oh, demek sen de…” Halbu ki bu kamera ve muadilleri, Oscar alan Black Swan gibi birçok filmde kullanıldı. İnsanların bilmesi gereken şey görüntü yönetmeni tercihiniz, ekipman tercihinizden çok daha önemlidir. Bizim görüntü yönetmenine üstünde delik olan ne verirsen ver, ondan da iyi bir görüntü çıkarır. (Bağımsız Film Ödülleri, En İyi Görüntü Yönetmeni Adayı)

Bunlar, tabi ki o pahalı ve gösterişli oyuncakları sevmediğim anlamına gelmez. Hepsini seviyorum. Sadece pahalı ekipman olmadan da iyi bir şeylerin yapılabileceğini söylüyorum.

Bir: Herşeyi Bilin

Bir yönetmenin film yapmayla ilgili herşeyi bilmesine gerek yoktur, ama bildiklerinin de faydasını görür. Kurgucu, fotoğrafçı, yönetmen, yazar, yapımcı, görsel efekt sanatçısı ve kurgu danışmanı gibi bir çok pozisyonda çalıştım. Ses hakkında daha çok şey öğrenmek adına, bir radyoda staj bile yaptım.

Herşeyi bilmek imkansızdır. Ayrıca, filmdeki tüm yükü üzerinize almanız filmin yararına olmaz. Ancak, en azından işi yapanlarla iletişim kurabilecek düzeyde bir bilgi birikimine sahip olmalısınız.

İki: Çekime Başlamadan Önce Plan Yapın

Bizim harika bir çekim planımız vardı. Yaptığımız çekimi Prorese çevirip, daha sonra da Plural Eyes ile ses ile senkronluyorduk.

Hem çekim hem de kurgu bilgisi olan insanlarla beraber çalışmak çok yararlı. Filmin kurgucusu olarak çalıştığımda, hangi sahneleri keseceğimi çekim aşamasındayken görebiliyorum. Hafıza kartlarını boşaltan arkadaşımız bile kurguya hakim biri. Ayrıca, miksajı da sesleri kaydeden arkadaşımız yapacak.

Bunlar ne anlama geliyor? Çekimden kurguya kadar atıl durumda hiçbir şeyin olmadığı anlamına geliyor. Herşey belli bir düzenin içinde işliyor. Sesçimiz, kurguda ihtiyaç duyabileceğini önceden bildiği için, çevredeki doğal sesleri kayıt etmek için fazladan bir gün harcadı.

Üç: Çekim Planınızı Test Edin

Harika bir çekim planımız olduğunu düşünüyordum. Her çekim için 6 kanal ses kayıt ettik: biri boom kaydı, diğeri kameranın stereo kaydı, diğerleri de oyuncuların konuşma kayıtları. Kameranın kaydettiği sesin işe yaramaz olduğunu düşünmeme rağmen, herhangi bir şeyin ters gitmesi ihtimaline karşı tüm çekim boyunca kullanıldı.

Kurguyu kolaylaştırmak için görüntü ve sesin birleştirilmesini istedim. Sonunda zaten sıkıştırma yapacağımız için, kurguya oturmadan önce ham videoları sesle birleştirerek Quicktime Prores çıktılar aldık. Epey bir zamanımızı aldı, ama kurgu kısmı daha kolay oldu.

Çekimlere başlamadan önce bu teknikle hazırlanmış bir videoyu kurguda işlerken, sesçi için de omf uzantılı çıktı aldık. Quicktime video çıktılarına eklediğimiz seslerde hiçbir sorun yoktu, ancak referanslar gözükmüyordu. Görüntü dosyası ve ses dosyasının isimleri aynıydı.

Örneğin, sesçi sesin orijinaline ulaşmak istediği zaman, bulmakta baya zorlanacaktı. Herşeyi kaydettiğimiz bir excel dosyamız var. Ona bakarak bulmaya çalışacaktı. Şükürler olsun ki, çekim planımızı önceden test ettik ve bu açığı ses dosyalarına referans ekleyerek kapattık. Bu da sesçimizi fazladan harcayacağı olası birkaç haftadan kurtarmış oldu.

Rick’in fotoğraf yorumu: "Yönetmen Rick, yönetmen gibi gösteriyor."
Rick’in fotoğraf yorumu: “Yönetmen Rick, yönetmen gibi gösteriyor.”

Dört: Final Cut Pro Proje Dosyası 100MB’ı Geçmesin!

Bu filme kadar yaptığım en uzun film 30 dakika uzunluğundaydı ve Final Cut Pro proje dosyası ile şişme problemi yaşamamıştım. Kurguya oturduktan bir süre sonra, dosyanın açılması 10 dakikayı geçmeye başladı ve sürekli crash almaya başladım. Proje dosyası 200mb ı geçmişti. Görünüşe göre bu olmaması gereken bir şey. İşlenmiş sekansları başka bir proje dosyasına taşıdım. Böylece, sorun çözüldü ve gerek duyduğumda eski sekanslara ulaşabilecektim.

Beş: Kurgu Dosyalarınızı After Effects’e Taşımanın Bir Yolunu Bulun

Dijital dünyada, başlıklara, görsel efektlere veya grafiklere her zaman ihtiyacınız olabilir. Görüntülerinizi kurgu programından, grafik programına nasıl taşıyacağınıza karar verin. Çıktı alarak bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz. Ancak, bunun beceriksizlere göre olduğunu düşünüyorum. Ayrıca videonun başına veya sonuna bir şey eklemeniz gerekirse tüm işlemleri baştan yapmanız gerekir.

Çalıştığınız sekansı bir şekilde programa tanıtmanız gerekir. Premiere’de çalışanlar için bu çok kolaydır. Premiere proje dosyasını After Effects’te açabilir veya dinamik bağlantıyla After Effects’e aktarabilirsiniz. Ancak her program birbirini bu şekilde desteklemez.

Bu durumda XML çıktısı alarak, FCP dosyalarını After Effects’e aktarabilirsiniz. Bu durumda, After Effects değişiklikleri, proje dosyasına değil videoya referans vererek yapar. Böylece, görüntü kaybı yaşamazsınız.

Altı: Filmin Dosya Formatı Ne Olacak? Niçin?

Bu sorunun cevabını, çekimlere başlamadan öne vermelisiniz. Dijital teknoloji çok hızlı ilerlediğinden, siz filmi bitirene kadar format da değişebilir. Ancak, olası bir değişime hazırlıklı olursunuz. Bizi ProRes 422HQ QuickTime formatını tercih ettik.

ProRes bildiğim akdarıyla, arşivler ve bağımsız yapımlar için en çok tercih edilen format. Bunun asıl sebebinin Apple’dan kaynaklandığını düşünüyorum. Ancak, ProRes formatının çok sağlam, geçerli ve saygın bir format olduğu da kesin. ProRes 422HQ dağıtımı firmasının, iTunes, Amazon ve Netflix gibi platformlarda kullanmak için bizden istediği formattı.

İşin doğrusu, bizim film ProRes 422 olarak kurgulandı. HQ su yoktu. Sıkıştırma yapmadan önce yaptığım okumalardan, Canon 7D’nin h.264 kullanmasından dolayı video dosyalarında 422HQ için gerekli bilginin olmadığını öğrendim. Bu yüzden, ProRes 422 formatına sıkıştırarak RAM’den ve harddiskten tasarruf ettim.

Cement Suitcase filminden bir sahne
Cement Suitcase filminden bir sahne

Yedi: Kendi DCP’nizi Yapın

Cement Suitcase filmini çekerken-aslında kurgudan sonra- DCP’nin ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Dijital Sinema Paketi anlamına geliyor. Filminizi, günümüz filmlerinin çoğunun gösterildiği dijital server üzerinden yayınlamak için gerekli olan 6 dosyadan

Önceleri, dijital ortamda çektiğiniz bir filmi salonda yayınlatmak için ya makaraya çektirmeniz(çok pahalı bir seçenek) ya da DVD’ye çevirmeniz(yaklaşık %75lik bir kalite kaybı) gerekiyordu.

Cement Suitcase filminin gösterildiği on film festivalinden yola çıkarak söyleyebilirim ki, festivaller filmleri DCP veya Blu-ray formatlarında istiyorlar. Blu-ray iyi bir alternatif, ama filmin sıkıştırılmasını önlemiyor.

Filminizi DCP olarak yayınlamanız, büyük bir kolaylık. Iron Man 3 gibi büyük bütçeli filmler nasıl yayınlanıyorsa sizin filminiz de aynı şekilde yayınlanıyor. Bir makiniste DCP’nin hata verdiğine şahit olup olmadığını sordum. O da, “Duydum ama benim başıma gelmedi. Hata durumunda, hızlı bir şekilde uyarı veriyor. Sistem kontrolünü geçtikten sonra hata verme ihtimali çok düşük zaten.” dedi.

En iyisi de böyle bir şeyi kendi başınıza da yapabilirsiniz:

phttp://nofilmschool.com/2012/07/project-in-digital-theater-make-digital-cinema-package-for-cheap-with-opendcp

Bu işler size karmaşık geliyorsa, 1.000 ila 2500 dolara başkasına da yaptırabilirsiniz. Bu noktada dikkat etmeniz gereken bir şey var. Jeneriğe ekleme yapmak istediğinizde veya filmden bir parça almak istediğinizde, birkaç binlik daha harcayarak bu işlemi tekrar yaptırmak zorunda kalabilirsiniz. Bizim başımıza geldi, oradan biliyorum.

DCP’nizi test edebileceğiniz bir sinema salonu ile arkadaşlık kurun. Aşağı mahalledeki Film Independent’ta çalışan makinist ile aram çok iyidir. Böylece, gösterimdeki filmlerden sonra götürdüğüm DCP’yi test ettirme imkanım var.

Ayrıca, birçok film festivali de bu işi sizin için yapıyor. Gerçekten önemli. Çünkü ilk DCP’yi yaptıktan sonra, sekanslardaki dosya isimlerinin aynı sayıda karaktere sahip olması gerektiğini bilmiyordum(Uzun hikaye). Sonuç olarak, film ortadan başladı, sonra bir ara başa döndü. Seyirci önünde böyle bir şey olmasına izin veremezsiniz. Uzun iş olduğu için DCP yapmak için en azından bir veya iki hafta ayırın.

Rick Castañeda (Psychic Bunny T-şörtü olan)
Rick Castañeda (Psychic Bunny T-şörtlü)


Sekiz: Filmler, Gerçekten Ama Gerçekten Çok Uzun

Aptalca gelebilir ama inanın çekimler başlayana kadar bunu fark etmemiştim. Bu ilk uzun metrajıma başlayana kadar, herşeyi kafamın içinde oluşturup tıkır tıkır gerçekleştiriyordum. Başından sonuna kadar tüm film kafamın içinde oynuyordu. Herşeyi avucumun içine alıp, tüm yönleri görebiliyordum. Uzun metrajda bunların hiçbirini yapamadım.

Bunların hepsi de, aptal gibi, kostümcü ve senaryo danışmanına ihtiyaç olmadığını düşünmemden kaynaklandı. Henüz çekimlerin ilk günüydü ki, yanıldığım ortaya çıktı.

Ana karakterimiz Franklin’in evin dışında çekimini yapıyorduk. Akıcı olması için, iç mekanda başlayan çekimler ile dış mekan çekimleri arasında, Franklin’in evden çıkması, eve girmesi gibi sahneleri de eklememiz gerekiyordu.

Saat 10.00 civarında, performansı, bütçeyi, “Çekim güzel oldu mu?, Bahçe yeterince temiz miydi? Zaman çizelgesine uygun hareket ediyor muyuz? Aşağı sokaktan neden Mariachi sesleri geliyor? Filmin sesine girdi mi?” gibi sorunları düşünürken aktörüm bana döndü ve “Bu sahnede hangi t-şörtü giymeliyim?” diye sordu.

Hmm…Franklin 62 nci sahnede hangi t-şörtü giymeli? Nereye gidiyor? Günlerden ne? O gün başka neler yapacak? Üzerindekiler tüm bir gün için uygun mu? Sıkışık bir çizelgede, hem senaryo ile uğraş, hem kıyafetlere karar ver, hem de çekimlere yoğunlaş… Bunların hepsinin böyle bir filmde bir arada olması gerçekten imkansız olurdu. Çalışanlardan birini senaryo danışmanlığına diğerini de gardıroba verdik. Çok büyük bir fark yarattı.

Plan yaparken bu iki görevin bir işe yaramadığını düşünüyordum, pratikte ise onlarsız kafayı yerdim.

Dokuz: Film Çekerken Her Aşama Daha İyi Bir Film Yazmak İçin Bir Fırsattır

Çekim günümüzü belirlediğimizde senaryoyu çok beğenmiştim. Yine de, geri besleme alabilmek için senaryoyu sağa sola gönderiyordum. İster sevin ister sevmeyin film hakkındaki eleştirileri ne kadar erken alırsanız o kadar iyidir. Eleştirilerin bir kısmı kafama yattı. Ben de senaryoyu yeniden düzenlemeye karar verdim. Ertesi gün çekime başlayacaktık ve saat gecenin 2 siydi.

Bazı sahnelerdeki hataları çekmeye başlayana kadar göremedik. Provalarda oyuncuları izlerken, bazı sahnelerin sıkıcı olduğunu farkettim. Bu sahneyi nasıl canlandırabiliriz? Aktörlerin bu konuda yetenekli olduğunu söyleyebilirim. Kulak vermenizde fayda var.

Kurgu aşamasında sorun yaşadığım sahneler de var. Birini çok düz buldum. Herkes sahne hakkında ne düşündüğünü söyledi. Ben de kurguda, iki karakterin sözlerini üstüste bindirerek tartışma efekti verdim. Sonuç çok iyiydi.

Bazı sahneler de ses olmadan akmıyordu. Franklin’in bilincini kaybettiği sahnede, sesçi sesleri bükerek, diyaloğu merkezden(geleneksel yöntem) uzaklaştırarak, arka hoparlörlere verdi. Franklin’in tekrar bilincinin gelmesiyle birlikte sesler de eski haline döndü. İzleyen hiç kimse ne yaptığımızı bilmiyordu, ama hissediyorlardı.

Demek istediğim şu ki, çekimden kurguya kadar filmin her aşaması, filmin daha iyi hale getirmek için bir fırsattır. Hepsini kullandığınıza emin olun!


On: Film Yapımında Yayılma Etkisi Vardır

Yönetmenlikte, siz mutluysanız ve enerjiniz yüksekse diğer herkes de böyledir. Eğer stresli ve sağa sola bağırıyorsanız ekibiniz de böyle davranır. Kendinizi adadığınızı gösterdiğinizde ekibiniz de kendini adar. Bir çöpü dışarı çıkarmak sizin gibi önemli birinin işi olmadığını düşünüyorsanız diğerleri de böyle davranır ve o çöp orada kalır.

Yönetmen olarak setin ruh halini siz belirlersiniz. İyi bir ruh hali belirlediğinizden emin olun. Nihayetinde, deveye hendek atlatmayacaksınız. Düşük ücret, uzun çalışma saatleri, inanılmaz bir stres olmasına rağmen bu dünyanın en güzel işi ve bu yüzden eğlenceli olmalı, dostum.

Rick Casteñeda kimdir?

Los Angeles’ta bulunan yapım şirketi Psychic Bunny’nin kurucularından Rick Casteñeda uzun metraj, animasyon, kısa metraj filmlerde senarist, yönetmen ve yapımcılık yapmaktadır. Çalışmaları, A.B.D., Kanada, Japonya ve Romanya gibi Dünyanın dört bir yanındaki festivallerde yer aldı. Ekibi Six Finger Fist ile yaptığı otuzdan fazla kısa film internet üzerinde başarı elde etti. Komadan çıkamayan birini anlatan on bölümlük internet dizisi bir milyondan fazla izleyici tarafından izlenerek New York Times’tan övgü dolu bir eleştiri aldı. Ayrıca Disney ve MSN için web kısaları da çekti.


Yazar : Fahrettin Ünlü
Kaynak: creativecow.net, sinezof.com

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Bölümü Taban Puanları 2014 - 4 yıllık

Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Bölümü Taban Puanları 2014 2015 4 yıllık, e-karaman.com olarak sizler için 4 yıllık Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Bölümü Taban Puanları ve hangi üniversitelerde var işte sizler için o listeyi paylaşıyoruz.


4 yıllık Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Bölümü Taban Puanları 2014 2015, Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Puanı 2014, Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Başarı Sırası 2014 - 2015, Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Bölümü İçin Kaç Puan Gerekir,  4 yıllık Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Bölümü Olan Üniversiteler, Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Puan Türü, Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü YGS LYS Taban ve Tavan Puanları 2014, 4 yıllık Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Bölümü Hangi Üniversitelerde var listesi

 

2014 Yılında Üniversite tercihi yapacak olan ve Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü bölümünü seçecek üniversite adayları için 4 yıllık Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Taban ve Tavan puanları ile Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü 2014 YGS LYS Yerleştirme Başarı sıralamasını sırasını aşağıdan öğrenebilirsiniz.  Bu puanlar 2014 Üniversite yerleştirme puanlarına göre elde edilmiş olup 2014 YGS ve LYS’ye girip tercih yapacak adaylar bu puanları göz önünde bulundurmalıdırlar.

 

Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Taban Puanları ve Başarı Sıralaması 2014 - 2015


Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Taban Puanları

ÜniversiteAdıProgramın AdıPuanTürüKont.En KüçükPuanıEn BüyükPuanı
Kadir HasÜniversitesiRadyo, Televizyon veSinema (Tam Burslu)TS-15440,48370493,90582
YeditepeÜniversitesiRadyo, Televizyon veSinema (Ingilizce) (Tam Burslu)TS-19428,09069472,17187
İstanbulÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-177410,48720446,35877
MarmaraÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-1103398,74865436,60457
YaşarÜniversitesiRadyo, Televizyon veSinema (Ingilizce) (Tam Burslu)TS-15396,95724416,73117
İstanbulAydınÜniversitesiRadyo, Televizyon veSinema (Tam Burslu)TS-17390,89754408,73696
AnkaraÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-182386,15417438,98278
BaşkentÜniversitesiRadyo, Televizyon veSinema (Tam Burslu)TS-14385,56112399,77514
İstanbul ArelÜniversitesiRadyo, Televizyon veSinema (Tam Burslu)TS-16383,98978389,08506
EgeÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-182382,61712429,51124
Yeni YüzyılÜniversitesiRadyo, Televizyon veSinema (Tam Burslu)TS-16379,45307389,14841
İstanbulAydınÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%75 Burslu)TS-15374,50847380,12509
GaziÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-177372,78728417,10037
NişantaşıÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Tam Burslu)TS-16372,07763377,07515
İstanbulGelişimÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Tam Burslu)TS-16369,43407378,02218
EgeÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (IÖ)TS-182368,49163440,34715
İstanbulÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Uzaktan Egitim)TS-121364,78510454,62158
KocaeliÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-172364,38171396,31545
DoğuAkdenizÜniversitesi(KKTC-Gazimagusa)Radyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (Tam Burslu)TS-12361,91111374,83041
AkdenizÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-152361,59693415,71962
Çanakkale Onsekiz MartÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-141354,21477384,52684
KocaeliÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (IÖ)TS-172349,16819372,24228
AkdenizÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (IÖ)TS-152349,03279387,75705
Adnan MenderesÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-131345,16876372,46834
SelçukÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-177343,58977380,24445
Çanakkale Onsekiz MartÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (IÖ)TS-141342,03447359,79327
MersinÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-152341,82889382,02761
BaşkentÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-14334,74738362,74538
ErciyesÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-172333,12948415,22853
ZirveÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Tam Burslu)TS-16331,99596468,09563
KastamonuÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-141324,16970347,16700
Lefke AvrupaÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Tam Burslu)TS-13321,52627328,21319
SelçukÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (IÖ)TS-177320,69666350,25017
DoğuAkdenizÜniversitesi(KKTC-Gazimagusa)Radyo, Televizyon ve Sinema (Tam Burslu)TS-12320,24896337,80217
AtatürkÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-162316,50466416,02732
YeditepeÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (%50 Burslu)TS-154313,96205378,21393
KastamonuÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (IÖ)TS-141309,92375329,20148
İstanbulAydınÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-121308,60324359,51048
ErciyesÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (IÖ)TS-172308,29799348,16747
FıratÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-162305,38638368,88731
Kadir HasÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-115304,62693382,34432
Girne AmerikanÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce)(Tam Burslu)TS-120303,54629342,58841
YaşarÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (%50 Burslu)TS-110301,21672356,93975
UluslararasıKıbrısÜniversitesiRadyo ve Televizyon (Ingilizce) (Tam Burslu)TS-110295,42065321,17156
Girne AmerikanÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (%75 Burslu)TS-110275,92026302,58689
KırgızistanTürkiyeManasÜniversitesiRadyo, Televizyon ve SinemaTS-110273,49676305,78803
AtatürkÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (IÖ)TS-162272,37581326,13500
İstanbulAydınÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%25 Burslu)TS-17269,43691296,06486
BaşkentÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%25 Burslu)TS-112265,68230355,40721
İstanbul ArelÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ücretli)TS-17262,29358262,29358
FıratÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (IÖ)TS-162258,12138330,83303
UluslararasıKıbrısÜniversitesiRadyo ve Televizyon (Ingilizce) (%75 Burslu)TS-15256,46651273,28079
YaşarÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (%25 Burslu)TS-115241,93420321,70074
İstanbul ArelÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-146237,18122319,60327
BaşkentÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ücretli)TS-120235,03921307,43284
İstanbulGelişimÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-144234,74876307,01388
UluslararasıKıbrısÜniversitesiRadyo ve Televizyon (Ingilizce) (Ücretli)TS-110233,36190233,36190
Kadir Has ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%25 Burslu)TS-115232,74865317,53982
Doğu Akdeniz Üniversitesi (KKTC-Gazimagusa)Radyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (%50 Burslu)TS-110230,09100280,25363
Uluslararası Kıbrıs ÜniversitesiRadyo ve Televizyon (Ingilizce) (%50 Burslu)TS-110229,92760250,05395
Nişantaşı ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-154229,21790333,34861
Doğu Akdeniz Üniversitesi (KKTC-Gazimagusa)Radyo, Televizyon ve Sinema (Ücretli)TS-120227,13245227,13245
İstanbul Gelişim ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ücretli)TS-15226,83475262,31948
İstanbul Arel ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%25 Burslu)TS-15226,74641282,64155
İstanbul Aydın ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ücretli)TS-130224,06804298,34168
Kadir Has ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ücretli)TS-115223,83216281,24906
Doğu Akdeniz Üniversitesi (KKTC-Gazimagusa)Radyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-120223,70182289,34152
Lefke Avrupa ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-130218,74947314,44114
Yaşar ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (Ücretli)TS-115218,73399275,27014
Zirve ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-144216,56917354,71039
Yeditepe ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (Ücretli)TS-127216,29433300,43718
Yeni Yüzyıl ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%50 Burslu)TS-149216,03696370,82128
Yeni Yüzyıl ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ücretli)TS-15213,11120263,60310
İstanbul Gelişim ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%25 Burslu)TS-15211,09374246,31218
Girne Amerikan ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (%50 Burslu)TS-120204,61944258,33579
Yakın Doğu ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (%50 Burslu)TS-1100201,63883284,58207
Zirve ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (%25 Burslu)TS-110
Doğu Akdeniz Üniversitesi (KKTC-Gazimagusa)Radyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (Ücretli)TS-110
Girne Amerikan ÜniversitesiRadyo, Televizyon ve Sinema (Ingilizce) (Ücretli)TS-120


kaynak: e-karaman.com