kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2015 Cuma

Roman Yazma Metotları Ve Teknikleri

Roman yazma konusunda bazı incelikler ve öğütler

Çoğu insan yazar olmak için hayal kurar. Bu yüzden saatlerce duvarı seyreder ve çok az  satır ve hatta paragraf yazarlar. Bunlardan bazıları romanlarını bitirmek için çok fazla zaman harcarlar. Roman yazmak için metotları bilmeniz gerekir.



 İşte burada bu metotlardan bazıları var.

1- Tema
2- Olay Örgüsü
3- karakter geliştirme
4- Diyalog
5- Zaman yönetimi
6- Aşamalar
7- Romanın bitirilmesi
8- Hataları gözden geçirme
9- Tekrar gözden geçirmek

Romanınızın Teması

İlk önce ne tip bir eser yazacağınıza karar vermelisiniz: Kurgu, bilim kurgu, Tarihi, korku, ya da sosyal içerikli roman. Bir kere buna karar verdiniz mi, hikaye temasına, planına ve romanınızın bir parçası olacak karakterlere karar vermeniz gerekecektir. Romanınızı kurmak roman yazmanın en önemli parçasıdır.Yarattığınız dünyayı bilmek zorundasınız. Çünkü romanın örgüsü, seçtiğiniz bu dünyada geçer. Eğer bilinen bir şehirde geçmesini istiyorsanız o zaman oranın coğrafya şekillerine, kültürüne, toplumuna, caddelerine, ünlü yerlerine, tarihi önemine aşina olmanız gerekir. Uygun bir olay örgüsünden  sonraki işiniz romanı yazmaya başlamaktır.

Romanınızın Karakterleri

Gelelim can alıcı noktaya. Karakterleriniz romanınızın bir parçası olacaklar. Sadece ana karakteri geliştirip diğerlerini görmezlikten gelmemelisiniz. Her karakteri tek tek ele almalı ve üzerinde çalışmalısınız.Romanınızın ana öğeleri olacak  iki ya da üç ana karakterden fazlası olmamalıdır. Diğerlerinin basit ayrıntıları olacaktır. Bu ana karakterleri romanınızın başındaki iki üç sahnenin tam ortasına yerleştirmelisiniz.

Romanınızdaki  Diyalog

Diyalog roman yazımının en önemli parçalarından biridir. İlk önce hangi anlatımı seçeceğinize kara vermelisiniz: Birinci tekil kişi mi, üçüncü tekil kişi mi? Roman kimin ağzından anlatılacak bu önemlidir. Mesela: “Karşıya doğru bakıyordum, ansızın bir kurşun geldi ve bacağıma saplandı.”  Ya da “ karşıya doğru bakıyordu, ansızın bir kurşun geldi, bacağına saplandı.”  ‘Birinci tekil kişi’nin ağzından yazmayı seçtiğiniz zaman bazı sınırlamalarınız olacaktır. Ana karakterin bildiğinin dışında başka bir şey bilemezsiniz; çünkü ana karakter anlatıyordur hikayeyi.  Temanın her bir köşesini ve açısını keşfedebileceğiniz için ‘üçüncü tekil kişi’ roman yazmak için en iyi yoldur  her bir durumu ana karakterden bağımsız olarak kurarak daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.

Zaman yönetimi ve Aşamalar

Birkaç saat içinde roman yazmak imkansızdır. Umulandan çok daha fazla zaman alır. Ortalama bir romanın 90,000,000 ile 150,000,000 kelime arasında olduğunu biliyor muydunuz? İşte bu zamanınızı tüketir. Evet, roman yazımı, haftalar, aylar, hatta yıllar alır. Roman yazmak için, yüksek düzeyde zaman yönetimine ihtiyacınız vardır. Romanınızı küçük bölümlere ayırmalısınız, böylece günlük birkaç saatlik çalışma süresinde onları yönetebilirsiniz; günde 5 saat, haftada 30 saat, ayda 120 saat diyelim.

Romana başlamak ve sonuna kadar aşamaları sürdürmek kolay bir iş değildir. Romanı iyice ilerletinceye kadar, ana fikrinize gönderme yaparak ve bağlı kalarak olay örgünüzü sürdürün.Ek temaların sizi şaşırtacağı durumlar olacaktır, ve bu sizin romanınıza derinlik katacaktır, ancak ana temadan uzaklaşmadığınıza emin olmalısınız. Eğer romanınızı nasıl yazacağınızı  uygun bir şekilde planlarsanız, bu kontrol altında olacaktır. Anahatlar roman aşamasını sürdürmenize yardımcı olurken   hayal gücünüzün tema ve fikirlerinizden uzaklaşmasını önleyecektir.

Sonuçlandırma

“Son” her kitabın ya da romanın büyülü bir sözcüğüdür. Başından sonuna kadar roman yazımı büyük ölçüde kelimeyi ihtiva eder. Ortalama olarak 90,000,000 ile 150,000,000 kelimeyi içerir, romanın uzunluğuna göre bu değişir. Romanınızın başına bir gün oturup başından sonuna kadar bitiremezsiniz. ‘Çözüm’ bir roman yazımının en önemli parçalarındandır. İşte bu yüzden olay örgülerini bitirirken dikkatli olmalısınız, Çözüm sizin roman yazmadaki yeteneğinizi gösterir. Çözüm başlangıç ve bitiş arasındaki köprüdür. Bazı yazarlar sonu başta yazarak akıllıca bir oyun oynarlar. Sonrada başlangıç ve sonuç arasını istedikleri her şeyle doldururlar. Siz bunu yapmayın.

Hataları gözden geçirmek

Bir romanı hatasız yazmak hiç kimse için mümkün değildir, bu yüzden üzülmeyin.  Hataları düzeltmek için en iyi yol, eşinizden ve dostunuzdan bunu yapmasını istemektir. Onlara bunu dikkatlice yapmalarını söyleyin ve hatta dilbilgisi hatalarını da düzeltmelerini isteye bilirsiniz.

Romanınızı Yeniden Gözden Geçirin

Eserinizi gözden geçirmeniz gerekir böylece yayımcıdan geri dönmeyecektir. Evet, okuyucular da romanınızda hataları bulup şikayet edebilirler. Bu sizin kitabınızın satılabilirliğini de etkileyebilir.Romanınızın gözden geçirilmesi için en iyi yol aşağıdakileri takip etmektir.

Kitabınızın basılı bir kopyasını edinin.
Hataları not alacağınız bir defter edinin.
Hataları düzeltirken değişik renkte kalemler kullanın.
Kitap boyunca kelime kelime, sahne sahne, karakter karakter ilerleyin.
Lütfen romanınızın mantıksal ve doğru bir şekilde yazılıp yazılmadığını kontrol edin.
Gereksiz olay örgüsünü, karakteri ve sahneyi romandan atın.
Tekrar imla ve dilbilgisi kontrolü yapın.
En sonunda gözden kaçmış hatalardan kaçınmak için  romanınızı tekrar gözden geçirin. SON sözcüğüne ulaştığınızda romanınız gerçekten bitmiştir.

kaynak : romanyazmasanati

17 Mayıs 2015 Pazar

Son Piyade


Bu kitapta okuyacağınız hikâyeler, hayatın içinden alındı. Hikâyelerden birinde Afgan bir ailenin dramı anlatılıyor. Afgan ailenin yaşadıklarını okuyup yaşadığı yoksulluğa, çektiği sıkıntıya şahit olduktan sonra insanlığınızı ve imkânlarınızı yeniden sorgulayacaksınız.

Yazarın ifadesiyle bu kitap: "Ayan beyan ortada durana farklı bir açıdan bakmak, baktırmak ve iyilik adına bir şeyler koymak" düşüncesinden doğmuş. Keysan, sinemacı kimliğinin avantajıyla hikâye kahramanlarını, okurun gözünde adeta canlandırıyor.

Sıra dışı kahramanları ve şaşırtan üslubu ile Son Piyade damağınızda hoş bir tat bırakacak.
(Tanıtım Bülteninden)

Yazar : Faruk Keysan
Türkçe (Orijinal Dili:Türkçe)
110 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 21 cm
İstanbul, 2010
ISBN : 9789759089771
Satın almak için tıkla : Kitabı almak istiyorum.

19 Eylül 2013 Perşembe

Melekler' film oluyor

Yazar Beki İkala Erikli'nin üç yıldır en çok satanlar listesinde bulunan 'Meleklerle Yaşamak' ve 'Meleklerin Gücü' adlı kitapları film oluyor. Senaryosunu Nur Türkşen ve Zeynep Uzma'nın yazdığı 'Meleklerle Yaşamak' adlı filmin yönetmenliğini ise Biray Dalkıran üstlenecek. Gaye Gürsel, Cem Kılıç, Dilek Serbest, Yıldız Asyalı, Murat Parasayar, Altan Erkekli ve Ayşen Gruda'nın başrollerini paylaşacağı film; yeni yılın ilk aylarında izleyici ile buluşacak.

Öner Öngün
kaynak: sabah.com.tr

17 Eylül 2013 Salı

Altın Portakal Film Festivali kitap oldu

Türkiye’nin en uzun soluklu sanat etkinliği Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 50 yıllık geçmişine ışık tutan “Altın Portakal’ın Öyküsü” adlı kitap okurla buluşuyor.

Sinema yazarı Tuncer Çetinkaya’nın kaleme aldığı “Altın Portakal’ın Öyküsü”nde Antalya’nın 2500 yıl öncesine uzanan görsel sanatlar yolculuğundan 50’li ve 60’lı yılların Belkıs şenliklerine, oradan bugünün festivallerine geliyoruz.

Çoğu ilk kez yayınlanacak olan 600’ün üzerinde fotoğrafın yer aldığı kitap, çok sayıda gazete, dergi ve özel kişi arşivi taranarak, tarihin tozlu raflarında kalan belgelere ulaşılarak hazırlandı.

Altın Portakal’ın olduğu kadar Türk sinemasının da yarım yüzyıllık geçmişine ayna tutan “Altın Portakal’ın Öyküsü”, Antalya kent tarihi açısından olduğu kadar sinema tarihi açısından da önemli bir boşluğu doldurmaya aday.

Portakal’ın köklü tarihine renk katan tartışmalara da sayfalarında yer açan kitabın önsözü Atilla Dorsay tarafından kaleme alındı. Kitabın tasarımı, Orkun Ozan Grafik tarafından gerçekleştirildi.

Yayınlanmış en kapsamlı inceleme

Antalya Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Tufan Dağıstanlı, Altın Portakal tarihiyle ilgili Antalya’ya bir eser kazandırmanın 50. Yıl projeleri arasında özel bir yer tuttuğunu belirtti. “Altın Portakal’ın Öyküsü”nün, Altın Portakal tarihine ilişkin bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı inceleme olduğunu söyleyen Tufan Dağıstanlı “Altın Portakal’ı farklı yönleriyle, heyecanlı, tartışmalı anları ve yıllarıyla yansıtan bir 50. Yıl kitabımız olsun istedik. Festivalin farklı dönemlerinde öne çıkan tartışmaların yansız bir tutumla ele alınması, farklı olay ya da yorumların kaynaklara dayandırılması isteğimizin ötesinde editörün özgürlüğünü kısıtlayacak bir tutumu benimsemedik,” dedi.

 Tozlu odalara girdim, arşivleri taradım

Hummalı bir çalışmanın ardından kitabı yayına hazırlayan Tuncer Çetinkaya Antalya’da çıkan ve ülke genelinde özel okurlara sahip “Modern Zamanlar” adlı sinema dergisinin editörlüğünü yapıyor. Çetinkaya kitabın hazırlık dönemini şu cümlelerle özetledi:

Altın Portakal’ın farklı dönemlerine yönetici, görevli, sinemacı, sanatçı, gazeteci ya da izleyici olarak tanık olmuş isimlerle görüşmeler düzenledim. Röportajlar yaptım. Hüseyin Çimrin, Akın Önen, Alican Sekmeç, Kenan Değer, Hüseyin Şanlı,Necip Sarıcı, Göksel Kumsal, Coşkun Çokyiğit, Burçak Evren, Erol İşbilir, Sadi Çilingir, Rauf Ulusoy, Abdulkadir Kalender gibi festivalin uzunca bir dönemini yakından izlemiş isimlerin yanı sıra çok sayıda sanatçının bilgilerine başvurdum; arşivlerinden yararlandım. Tozlu odalara girdim; tanınmış gazete ve dergilerin 50’li yıllardan bugüne arşivlerini taradım; festival tarihlerine tekabül eden tüm sayıları tek tek inceledim. Yaşayan belediye başkanlarıyla görüşmeler yaptım; dönemlerinde gerçekleştirilen festivallerle ilgili anılarını dinledim; yorumlarını aldım. Kitaba katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum.

Portakal’ın uzun öyküsünün kısa özeti

Altın Portakal’ın uzun öyküsü kitapta şu şekilde sıralanıyor:

Mitoloji” başlıklı bölümde, kent ve çevresinin görsel sanatlarla ilgili 2500 yıla yayılan tarihi masaya yatırılırken, 50’li yılların Belkıs Festivali’ne ilişkin ilginç anekdotlara da yer veriliyor.

Şenlik Başlıyor”, bir yandan Türkiye’deki Altın Portakal öncesi film yarışma ve seçkilerini anımsatırken, Dr. Avni Tolunay ve Behlül Dal’ın çabalarına ve festivalin doğuş yıllarına da açıklık getiriyor.

Selahattin Tonguç yıllarını merkezine alan “Antalya’ya Koş”, özellikle 1976’da başlayan Uluslararası Plastik Sanatlar Sempozyumu’nu merkezine alıyor.  “Antalya’ya Koş”, ilk kez yayınlanacak görselleriyle 70’lerin politik ve sanatsal atmosferine tanıklık ediyor.

12 Eylül festivallerine yer veren “Darbeder”, Yener Ulusoy’lu yılların şenlikleriyle “Yeniden” ayağa kalkıyor. “Memleketim Sinema, Hasan Subaşı’nın damgasını vurduğu 90’lı yılların festivallerine ayna tutuyor. “Hiç Durmadan”,  Bekir Kumbul’lu festivalleri mercek altına alıyor.

Altın Portakal’ın 2000’ler yolculuğu Menderes Türel ile “Akdeniz’den Dünyaya” adıyla devam ediyor.

Prof. Dr. Mustafa Akaydın’lı yıllar “Halkın Portakalı” başlığı altında ele alınıyor.

Ne? Nerede? Ne zaman? Neden? Nasıl? Kim?

“Altın Portakal’ın Öyküsü”nde yer alan, festival tarihinin bilinmeyen olay ya da olgularını gün yüzüne çıkaran bazı soru başlıkları şu şekilde:

-Festivalin başlangıç tarihinin 9 Mart 1930 olduğunu biliyor muydunuz?

-60’larda Prodüktörler Cemiyeti, Toplumcu Gerçekçi Sinemacılar ve Sinematek çevresinde yaşanan tartışmalar Altın Portakal’a nasıl yansıdı?

- Cannes’ı model alan Antalya sahillerinde, basının ilgisini çekmek için neler yapıldı?

- Dönemin politik rüzgârının da etkisiyle hangi filmler aleyhine bildiriler yayınlandı,

- Sinema salonlarında gösterimler nasıl engellenmeye çalışıldı?

- Jüride yer alan Amerikalı üye hangi yapım için, “Kazanması halinde Türk - ABD ilişkileri yara alır” ifadesini kullandı?

- Hangi aktör, “Antalya’ya gelirse öldürürüz” tehdidine rağmen kortejde saatlerce dolaştı?

- “En az hatalı film” kategorisinde hangi film, ne zaman ödül aldı?

- Sansür tarafından engellendikten bir yıl sonra ödüle uzanan filmin öyküsü nedir?

- Sonuçlara itiraz ederek Venüs Heykeli’ni fırlatan ünlüler kimlerdi?

- Hangi uluslararası yıldız, kaldığı oteli su basınca ortalığı ayağa kaldırdı?

- 1979’da iptal edilen festivalin kararını kimler, nasıl aldı?

- Kimler 12 Eylül günü Antalya’da mahsur kaldı?

- Şenliklerin simgesi olan heykeller darbe döneminde nasıl yok edilmeye çalışıldı, nasıl kurtarıldı?

- Figürlerinden birisi Stalin’e benzediği gerekçesiyle yok edilen ünlü duvar resmi hangi sanatçıya aitti?

- 1981 yılında Altın Portakal’ın neredeyse tarihe karışacağını biliyor muydunuz?

- 80’lerin ilk AKSAV’ında yönetici olarak görev alan şöhretler kimlerdi?

- Antalya’da ödül aldıktan sonra “bir gecede tüm dostlarımı kaybettim” diyen ünlü yönetmen kimdi?

- İlk kez Altın Portakalda sahne alan ünlüler kimlerdi?

- Hangi aktör yeterince soyunmadığı için ödül alamadığını iddia etti?

- Beş kuruş harcanmadan yapıldığı gibi, Belediye’ye borç para veren şenlik, hangi yıl yapıldı?

- Seyirciye, “filminin sabır ve dikkat istediği” uyarısını yapan yönetmen kimdi?

- Ödülünü iade edenler, kazanamadıkları için dilekçe yazanlar, ödül alamazsa jüriyi sopalayacağını iddia edenler, tek kişilik protestoya imza atanlar, kapanış gecesi birbirlerine uçarak tekme savuranlar

- Ve de çok daha fazlası!

 “Altın Portakal’ın Öyküsü”, festivalin ilk günlerinde sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

kaynak: t24.com.tr

21 Kasım 2011 Pazartesi

Bu kez dizi kitap oldu


Vedat Türkali’nin senaryolarından oluşan “Üç Film Birden” adlı kitabında yer alan ve beyazcama aktarıldığı günden beri büyük ilgi gören “Fatmagül’ün Suçu Ne?” adlı senaryosu öyküleştirildi...


Vedat Türkali’nin 1986’da aynı adla sinemaya da aktarılan ve başrolünde Hülya Avşar’ın rol aldığı, bugün televizyonun ilgiyle izlenen dizilerinden biri olan “Fatmagül’ün Suçu Ne?”nin senaryosunu Sebahat Altıparmakoğlu öyküleştirdi.
Altıparmakoğlu, Kırmızı Kedi’den yayımlanan kitabın öyküsünü önsözde şöyle anlattı:
“‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ dizi olarak yayınlanmaya başladığı sırada, kitabını arayanlara çok rastladım. Bu senaryo Türkali’nin ‘Üç Film Birden’ adlı kitabında ‘Umutsuz Şafaklar’ adıyla yer alıyordu. Ancak son hali değildi. Türkali, Londra’da bu senaryo üzerine tekrar çalışmış, önemli değişiklikler yapmış. Son hali yalnızca bilgisayarlarımızda vardı. Uzun zamandır bu senaryoları öyküleştirmek istiyorduk ama Türkali’nin vakti, benim de cesaretim yoktu.”

Serinin ilk kitabı olacak
Altıparmakoğlu “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dışında Türkali’nin diğer senaryolarının da öyküleştirileceğini belirterek,  “Fatmagül’ün Suçu Ne?” nin film öyküleri dizisinin ilk kitabı olacağını belirtti. Senaryoyu öyküleştirirken Türkali’ye danışarak yol aldığını anlatan Altıparmakoğlu şunları kaydetti:
“Türkali’nin yazdığı senaryo, romanı aratmayacak özellikler barındırıyordu. Diyaloglar özenyazılmıştı ki yolumu fazlasıyla açtı. Bu bir Vedat Türkali eseri. Ben sadece parçaları birleştirdim. Ama bunun da kolay olduğunu söyleyemem.” n KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

milliyet.com.tr
                                                                                                                                                Alıntıdır.....