kes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2011 Cuma

ÇEKİM TEKNİKLERİ


Ya film çekme olayı gerçekten kolay. Kendimizi hiç kasmaya gerek yok..

Şimdi mesela bir film izleyin.. Mesela bir diyalog geçiyor filmde yani iki kişi konuşuyorlar. önce biri konuşuyor kamera onu gösteriyor.. Sonra diğeri konuşuyor kamera ötekini gösteriyor. Sonra bunlar konuşmaya devam ediyorlar kamera ikisini gösteriyor.. Sonra biri mesela birşey işaret ediyor (camdan içeri bir uçak giriyor olsun) kamera uçağı gösteriyor.. Sonra patlamalar falan filan..

Bizim de mesela böyle bir sahnemiz var.. yani iki kişi konuşucak..

Bunu nasıl çekelim?

Bunu çekmenin bir kolay yolu var bir de biraz daha profesyonellere göre yolu var..

Gelin ben size kolayı anlatayım.

Oyuncular hazır.. Işık yeterli.. Sessizlik.. Kamera Ali’ye donuk (Ali kim mi? Oyuncu..) Motor!!!

Ali: Hoca haber?

Yönetmen: Kes!!

Kamera Ahmet’e döner..

Yönetmen: Motor!!

Ahmet: İyidir ya napalım? Yuvarlanıyoruz..

Yönetmen: Kes!! Ahmet yanlış söyledin. Yuvarlanıp gidiyoruz diyecektin..

Kameraman: Yönetmenim başa sarıyım mı kaseti? Ahmet’in konuştuğu yere..

Aman ha!! Sakın öyle şeyler yok. Hata yaptıysanız da önemli değil. Kaseti başa sarmak yok!! Bu bir çok hataya sebep verir.. Mesela kasette üst üste çekim yapmak kaseti yıpratabilir. Ayrıca tam düzgün sarmazsanız doğru çekimin üstüne kayıt yapamayabilirsiniz. O yüzden kamera devam…

Yönetmen: çekim 2! Motor!!!

Ahmet: İyidir ya ne yapalım yuvarlanıp gidiyoruz..

Yönetmen: kes!! Ok! Kamera açısı değişsin. İkisini birden alalım..

Kamera açısı değişir. İkisi birden alınır.

Yönetmen: Motor!!

Ali: Var mısın gel senle ördek avlamaya gidelim!!

Ahmet: Ama yılbaşı değil ki? Ördeği ne yapıcaz?

Efendim bu böyle devam eder.. Başarısız çekimler daha sonra montajda atılır (daha montaja gelmedik sabırlı olunuz o kısmı da anlatacağım) ve elimizde Ali ile Ahmet’in diyaloğu kalır.. Ve bunu kolayca çektik bitti gitti işte.. Ama şimdi bir sorun var..

Mesela Ali’nin “Hoca haber” dediği yer var ya? Hani ilk çekimden bahsediyorum.. çekimden sonra yönetmen fikir değiştirdi.. Ali’nin “hoca haber” dediği çekimde hem Ali’nin hem de Ahmet’in beraber olmasını istiyor…!!! Al bakalım!! nasıl yapıcan şimdi onu? öyle bir çekim yapmadık ki? Adamları bir daha mı çağıralım? Bir daha mı mekana gidelim? artık geçti.. elimizdeki neyse film o..

Ama gelin ben size bir de profesyonel taktikten bahsedeyim.. Bu biraz daha vaktinizi alır ama montajda inanılmaz özgür olursunuz. nasıl mı? diyalogları her kamera açısından full kaydederek!!

Yani bir diyalog belirleyin.. Mesela senaryoda “buradan şuraya” kadar diye kararlaştırın. Oyuncular o kısımdaki diyaloğu iyice özümsesinler ve ezberlesinler. Sonra kamerayı istediğiniz bir açıya ayarlayın.. Mesela iki oyuncuyu birden alacak şekilde ayarlayın.. Ve MOTOR!!

ALI: Abi ördek diyorum.. Ne yılbaşısından bahsediyorsun?

AHMET: Pardon ya benim aklım bir ara Tavuğa gitti..

YONETMEN: Ahmet!!! Abicim ne tavuğu! Aklın Hindiye gitti!!

KAMERAMAN: Kayıdı durdurayım mı?

YONETMEN: Hayır! Kayıdı kesme! Bu kısımları atarız montajda! Şimdi Pardon ya kısmından devam edelim..

AHMET: Pardon ya benim aklım hindiye gitti bir ara..

çekimlerde çok uzamadığı sürece çekim hatalarını durdurmayın.. Bunun size sağlayacağı teknik bir katkıolmayacak belki ama daha sonra çekim hatalarını izleyerek kopacaksınız

Tamam nerde kaldık? Şimdi mesela bu sahneyi çektiniz. Şimdi baştan!! Aynı diyalog. Bu sefer başka kamera açısı.. Mesela bu sefer Ahmet’e döner kamera ve çekim öyle yapılır.. Daha sonra Aliye döner sonra ne bileyim yönetmenin keyfine kalmış.. İstediği kamera açısını full diyalog çeker.. böylece montajda istediği her kamera açısına diyalogun her anında sahip olur..

Ama bunda da önemli bir nokta var! O da oyuncuların bir önceki sahnedeki hareketlerini zamanlama olarak aşağı yukarı aynı anlarda yapmaları ve diyaloglarını da aşağı yukarı aynı tutmaları. Tabi bunlarda mükemmel olmak zorunda değiller. Mesele çekimin birinde oyuncu elini cebine sokuyor. Diğerinde eli cebinde değil.. Bu bir sorun olabilir.. ama bunun dışında ne bileyim oyuncu elini diğer çekimde 2 saniye geç kaldırdı ilk çekimde 2 sn erken kaldırdı bundan bir sorun yok.. Montajda hepsi düzelir efendim..

DETAY ÇEKİMLER

Şimdi bu noktalara dikkat ederek çekim yapıyoruz.. Ama başka noktalar da var.. Onlara da değinelim.. Mesela detay çekimler..

Hani vardır ya.. Filmde izlersin.. Adam yolda yürürken birden canı yanar ayağını tutar.. İzleyici olarak iç güdüsel olarak direk adamın ayağını görmek istersin. “Ayak!!! Ayak gösterin bana! Ayağa ne oldu göreyim!!” diye içinden bir ses yükselir.. İste kameranın ayağı yakinen göstermesi ve orda ayağa saplanmış çiviyi göstermesi bir detay çekimdir. filminize detay çekim koyun bol.. Mesela iki kişi konuşuyor.. Bu kişilerin el hareketlerini. O sırada birşeyler içiyorlar mesela.. Masadan bardak alışlarını.. Mesela bir çekmece açıyorlar.. Çekmeceye elin gidisini ve açışını.. Biri ateş edecek. tetiğin çekilişini.. Ya da kadın intihar edecek.. damdan atlayacak.. Kadının gözlerine (aklından geçenlere) detay çekim yapın!! detay çekim filminize ruh katacak.. Detay katacak. gerçekçilik katacak. İzleyen kendini daha çok filmin içinde ve olaylara daha hakim hissedecek..

Detay çekimleri önemseyin.. Ufak gülümsemeler.. Yüz ifadeleri hep detay çekime uygun şeylerdir..

Dandik Video’dan

Klan Film Görüntüsü Almak İçin Taktikler!!

çekimlerde size tavsiye edeceğim bir takım taktiklere gelelim şimdi..

Bakın bunları uygularsanız yemin ediyorum çok fark edecek! Filminiz gerçek film gibi olacak..

Birincisi kamera hareketleri ile ilgili.. kameranızı çok sallamayın. ama mümkün olduğunca da elde çekim yapın.. (demesi kolay) bunu nasıl sağlayabilirsiniz? Kameranıza ağırlık bağlayın.. Dikkat ettiyseniz bütün o gerçek film kameraları tonlarca ağırlıktalar (lafın gelişi diyorum) ağırlıkları çok olunca sarsılmaları daha zor oluyor (atalet olayı fizikle ilgilenenler bilirler).

Kamerayı çekimlerde hızlı hareket ettirmeyin. öyle yürürken falan çekim yapmayı mecbur olmadıkça denemeyin.. En favori filmlerinize bir daha göz atin. gerçek filmlerde hızlı ve sarsıntılı kamera hareketi yoktur. Sizin filminizi de izleyenler filminizde sakin ve sarsıntısız görüntüler görünce bilinç altlarında pahalı bir prodüksiyon izliyormuş hissine kapılacaklar!!!

başka? Daha var elbette!

kameranızda “imale stabilization” (sarsıntı engelleyici) diye bir düğme var mi? onu iptal edin!!! Çünkü o aslında görüntüyü çekip büyütüp netliğini düşürmekten başka işe yaramıyor. İlerde filminizi izletirken en çok ihtiyacınız olacak şey netlik! Net!! Sarsıntıyı dediğim gibi ağırlık ekleyerek, fazla hareket etmeyerek yada ne bileyim duvara yaslanarak azaltabilirsiniz ama dijital icatlardan kaçının.. Image stabilisation yok!!!

ZOOM!!!! ASLAAAA!!!!!! ASLA ve ASLA ZOOM YAPMAYIN!!! oyuncuya zoom yapmak mı istiyorsunuz? Üşenmeyin!! Kaldırın kıçınızı ve oyuncunun yanına bizzat kendiniz gidin!! En favori filmlerinizi tekrar izleyin!! Hangisinde zoom görüyorsunuz? Zoom düğün ve nişan kameramanlarının davetlileri tek çekmek için kullandığı ucuz bir numaradır.. çekim sırasında sakın zoom tuşunu kullanmayın!! Bu sadece filmde amatör bir etki bırakacaktır!! Tekrar ediyorum NO ZOOM!!!

Ama sakın bunu yanlış anlamayın.. Yani kameranızın zoomunu en geri alın ve bütün çekimleri öyle yapın anlamına gelmiyor bu!! Dediğim çekim esnasında zoom yapmayın!! Yani çekimden önce zoom yapıp objeyi yaklaştırın uzaklaştırın keyfinize göre takılın ama record tuşuna bastıktan sonra zooma dokunmak yok!! Çünkü inanın bana bu ise yaramayacak ve izleyenler kendini düğün kasedi izliyor gibi hissedecekler!!! (ayrıca zoom görüntüdeki sarsıntıyı artırır. Zoom konusunda kendinizi iyice geliştirin. Ne kadar zoom o kadar çok sarsıntı!)





Gelelim yine kamera hareketlerine.. Kamerayı soldan sağa hızlıca döndürmeyin!! Unutmayın elinizdeki video kamera.. Görüntüye normal film kamerası gibi reaksiyon göstermiyor. Kamerayı soldan sağa doğru çevirmeye PAN denir (işte size bir terim ama bilmek zorunda değilsiniz)

Asla hızlı PAN yapmayın.. Hatta mümkünse hiç pan yapmayın!! Size başka bir alternatif sunayım.. Kamerayı çevireceğinize kamerayı yan ilerleterek çekeceğiniz diğer objenin yanına gelin.. Yani tıpkı zoomda olduğu gibi zoom yapmak yerine nasıl kendiniz gidiyorsanız objenin yanına.. PAN yapmak yerine de kamerayı yan ilerletin.. Anlatabildim mi? Yani yan yürüyün.. Ama kamerayı sağa sola çevirmeden.. Yine birçok favori filminize göz atacak olursanız bu bahsettiğim kamera hareketini yakalayacaksınız. PAN yok!!

gerçek bir sinema filmindeki görüntü ile normal bir el kamerasının görüntüsü elbette kalite olarak aynı olmaz. Bunu diyerek isin sonuna son noktayı koymak çok yanlış. Çünkü aslında film görüntüsü denen bu sihirli olayın sırrı kesinlikle kameranın görüntü kalitesinde saklı değil!!!

Kameran ne kadar dandik olursa olsun bazen sen bile bazı yaptığın çekimlerde tesadüfen “Ana bu görüntü çok harika olmuş. Resmen film gibi olmuş. Bunun üstüne müzik koysam direk film diye izletirim insanlara” dediğin oluyordur. İyi de bunun sırrı ne?

ARKAFON!!! Ya da başka bir şekilde tarif edeyim: DEPTH OF FIELD!!! Ya da Türkçe olarak söylemek gerekirse: NETLIK DERINLIGI!!! “nasıl yani?”

Açıklayayım..

Şimdi kamerada bazen yaptığımız çekimler bulanık olur.. Yani gider çekeriz birşeyler. Mesela uzaktan zoom çekeriz birinin suratına, görüntü busbulanık olur. Kamera bir türlü netleşemez.. Deli oluruz!!! Bunun sebebi nedir?

Çünkü kamera o anda başka bir derinliğe netlenmistir!! nasıl yani? Senin esas net görmek istediğin obje ya da insan mesela sadece 5 metre uzaklıktadır ama kamera mesela sadece 1 metre uzaklıktaki birşeye lensini netler. Bu yüzden o bir metre uzaktaki objeler net olurken 1 metreden daha uzak ya da daha yakın olan objeler bulanık olurlar.

“İyi de ne alakası var? Ben bazen mesela dışarda gündüz vakti çekim yapıyorum. İster 1 metre olsun ister 100 metre olsun herseyi nem net gösteriyor kamera. Senin dediğin gibi bulanıklık sorunu yasamıyorum!” diyorsanız zaten ben de o noktaya geliyorum…

Kameralar neden çok fazla ışık olan ortamlarda bu tarz bir sorun çıkarmazlar? Neden mesela güneş altında yapılan çekimlerde, ya da iyi ışıklandırılmış bir mekanda bütün objeleri net gösterirler? Bunun cevabi aperture!

“Haydaaa.. Aperture ne yaw? Abi ben iyice koptum artık..” diye düşünme kesinlikle.. Git aynaya bak!!! göz bebeğinin içindeki siyah yuvarlak kısımdan bahsediyorum. çok fazla ışık girince ne yapıyor? Küçülüyor!! Peki karanlık bir ortama girersen ne yapıyor? Büyüyor böylece gözünden içeri daha çok ışık girmesini sağlıyor.. Elindeki amatör kameran da aynı şeyi yapıyor!!

Sen ışık miktarı çok olan bir yere gidersen kameran aperture denen ve lense giren ışık miktarını ayarlayan kapısını kapatıyor (tabi full kapatmıyor sadece bir miktar kısıyor).

“Eeee? Sadede gel? Bu ışık muhabbeti ile film görüntüsü alma arasındaki bağlantı ne? Salak mısın sen bu yazıyı okutuyorsun bana?” dediğini duyar gibiyim.. Bilakis, salak olduğum konusunda yorum yapmiycam ama esas can alici noktaya geliyoruz!!!

Ne yap ne et!!! kameranın aperture ayarlarını kontrol altına al!! Yani kameranın otomatik aperture (iris de denir) ayarını full iptal et ve kendin manuel olarak bunun kontrolünü kendin yap!!

“Bunu yapınca ne olacak?” Sihirli birşey olacak!

Apertureyi full açman demek artık kamerandan içeri çok fazla ışık girecek demek… Bu da depth of field daralacak demek!!! İşte bütün olay bunda saklı!!!

Depth of field (yani netlik derinliği (yani kamerandan ne kadar uzak olan objelerin net görüneceği ayarı)) film kameralarında çok azdır!!!

“Abi ne diyosuuuuuuuunnnnnnn!!!! bi halt anlamadııımmmm!!! Delirecem!! Ne derinliği bu? Denize mi dalıyoruz?”

Hayır.. Bakın benim bu konuyu anlamam baya vaktimi aldı. Uzun zamanlar ben de denize mi dalıyoruz diye sordum kendime ama aslında olay şu:

eğer aperture’yi kısarsan kameran herseyi net göstermeye başlar. Işık miktarı azalır evet.. Ve hatta görüntüler biraz karanlık olmaya başlar ama hersey net olur!! Bunu istemiyoruz!!

“Abi şimdi kapatıyorum bu siteyi!! Net görüntü istemeyen bir adamın yazısını daha fazla okuyamam! Niye net olmasını istemiyoruz ki???” Çünkü!!!

gerçek filmlere gidip kendi gözlerinle bak!!! Adamlar o anda neyi göstermek istiyorlarsa onu netliyorlar ve geri kalan daha uzaktaki ve daha öndeki bütün herşey bulanık oluyor!! bütün baba sinema filmlerinde bu kural geçerli! Reklam filmleri de öyle! Profesyonel çalışmaların hepsine bak! Adamlar öyle açıyorlar ki apertureyi.. Oradan o kadar çok ışık giriyor ki!! Kamera mesela sadece 1 metre ile 1,5 metre arasında kalan mesafeyi netliyor. O alanın dışında kalan objeler bulanık oluyor. eğer o net alana bir oyuncu koyarsan işte o adam net görünecek!! Ve tıpkı sinema filmlerinde olduğu gibi diğer yerler bulanık!!

“Abi anladım galiba.. Yani sen diyorsun ki apertureyi açalım yani sonuna kadar ve hep öyle çekim yapalım.. “

Evet bunu söylüyorum.. Ama şimdi bir sorunumuz var..

“Yine mi?” Evet yine..

Apertureyi full acarsanız ve o şekilde zaten çok aydınlık olan bir yere gidip çekim yaparsanız o çekimi daha sonra izlediğinizde sadece beyazlık görürsünüz.. Çünkü o kadar çok ışık girer ki kameraya, aletin içindeki ışık algılayan çip (CCD) deliye döner ve sadece beyazlık kaydeder.. Bu bizim istediğimiz şey değil..

“O zaman ne yapalım?”

O zaman işte yeni bir terim öğrenmenin zamanı geldi.. SHUTTER SPEED…

Shutter speed neyi ayarlıyor? Shutter speed hani kameranın içindeki o CCD var ya.. Onun ne kadar hızlı göz kırpacağını ayarlıyor..

“Ne göz kırpması? Ne?”

Ya olay su.. kameranın yerine kendini koy.. Gözbebeğin sonuna kadar büyümüş ve güneşli bir havada seni çıkarmışlar sokağa geziyorsun. Gözlerin deli gibi acıyor. Sulanıyor niye? çok fazla ışık var!! Ne yaparsın? Gözlerini kırpmaya başlarsın.. Niye?

“Çünkü kırparak gözlerimi azıcık da olsun dinlendirmiş olurum.. ” Aferin!! İste bu!!

Gözlerimizi kırparız devamlı.

“Ama ben mesela full kapatırım gözümü hiç açmam.” diyorsanız orda hata yapıyorsunuz.. Kamera sizin gibi değil. O bunu yapamaz. Çünkü onun görevi devamlı önündekini görebilmek.. İste o yüzden o SHUTTER SPEED ayarını kullanıyor. Ve insan gözünün yapabileceğinden çok daha hızlı olarak kendini saniyede yüzlerce kez kapatıp açıyor.. böylece aperture full açık bile olsa o kendini kapatıp açtığı için devamlı üstüne düşln ışık miktarından daha az etkileniyor.

“Mesela kaç defa?” Kamerasına göre bu değişir ama standart bir kamerada 6 dan 10000'e kadar SHUTTER SPEED ayarı seçmek mümkündür. Yani saniyede 6 kere göz kırpıyor ya da saniyede 10 bin kere göz kırpıyor.. Ne kadar çok kırparsa ışıktan o kadar az etkileniyor. böylece APERTURE full açık bile olsa ve çok ışık olan güneşli bir mekanda bile olsa hala net, canlı ve iyi bir kalitede çekim yapabiliyor. Ve ayrıca DEPTH OF FIELD da gayet dar oluyor. tıpkı film kamerası gibi!!

Film çekerken en önemli şey DEPTH OF FIELD’ minimumda tutabilmek. böylece sadece çektiğiniz kişi net iken etrafını bulanık yapabilirsiniz ve izleyicinin psikolojik olarak “abi bu gerçek film gibi görünüyor harbi profesyonel olmuş” seklinde etkileyebilirsiniz.

Dediğim gibi bunu en azda tutmak için APERTURE’ Yİ açmanız gerekli ve ona göre de SHUTTER SPEEDDİ ayarlamanız gerek..

“İyi de nasıl ayarlayacağım?” Onu bilemiyorum. Kimi kameraların üstünde shutter speed diye bir düğme vardır oradan ayarlarsın. kimisinde menüsünden ayarlarsın. Kimisinde öyle bir ayar hiç yoktur full otomatik ayarlıyordur kamera kendisi.. Bu konuda yapmanız gereken kullanma kılavuzunuzu iyice bir kurcalamak..

“Peki tamam ayar yapmayı buldum.. Peki doğru ayarın ne olduğunu nasıl anlayacağım?”

Bunu yaparken gözlerinize güvenin.. kameranın küçük ekranından bakarak ayarlamayı yapabilirsiniz. Görüntünün çok parlak olmamasına dikkat edin. Biraz karanlık olması daha iyidir. Yeterki çok parlak olmasın.. İnsan gözü halen bilgisayarların bile ötesinde bir renk ayrıştırması yapabilmekte! Gözlerinize güvenin ve memnun kalana kadar SHUTTER SPEED ayarını yukarı aşağı oynayın.

                                                                                                                           Alıntıdır...

Film Kurgusu


KURGU NEDİR?
Kurgu. Türkçe anlam karşılığı kurmacadır.
Kesme, film yapımında en yaygın kullanılan terimlerden biridir. Yönetmenin bir çekimi bitirmek için kullandığı bir fiil
(KES – İngilizce CUT kelimesi, teknik olarak filmlerde hem iki sahne arasındaki kesme, hem de bitirme işlemini belirten kesme olarak kullanılır .) olabileceği gibi, bir film bandı ya da iki ayrı çekim arasındaki bağlantı anlamında bir isim de olabilir.

KURGU NEDİR?
Aynı zamanda, bir filmin farklı safhalardaki bir versiyonu da olabilir
(Taslak kurgusu, yönetmenin kurgusu, final kurgusu).
Bu makale çerçevesinde kesme, çekimler sırasında olmasa bile, gösterim esnasında birbirinden ayrı iki çekimin, birbirlerini kesintisiz takip edecek şekilde birleştirilmesi anlamında kullanılmıştır.

KURGU TÜRLERİ
Beş basit kurgu türü vardır:
Düz, zıt, paralel (çapraz), atlama ve biçim kurgusu.
Kurgu. Türkçe anlam karşılığı kurmacadır.
Düz kurguda, bir görüntü, kesintisiz olarak diğerini takip eder. Düz kurgu, en yaygın biçimdir: B çekimi, A çekimini takip eder. The Lady Eve (1941) filminde, Preston Sturges, bir geminin yemek salonunda bir masada oturan Charlie Pike (Henry Fonda)’dan (Çekim A), onun bulunduğu tarafa bakan bir grup kadına (Çekim B) doğru kesme yapar.

KURGU TÜRLERİ
Zıt kurguda ise birbirini takip eden görüntüler doğal olarak birbirinden ayrıdırlar; örneğin, Slaves (Herbert J. Biberman, 1969) filminde kölelerin kelepçeli ayaklarından, dörtnala giden atların toynaklarına yapılan kesme esir ile özgür kavramları arasındaki zıtlığı belirtir.

KURGU TÜRLERİ
Paralel ya da çapraz kurgu, aynı anda gerçekleşmekte olan iki olayı anlatır. Saboteur filminde, Brooklyn Navy Yard’daki bir geminin vaftiz töreninde, geminin sabote edilmesi girişimi, törenin kendisiyle birlikte paralel kurgu içinde ele alınmıştır. Moonstruck (Norman Jewison, 1987) filminde, bir anne, kızı Metropolitan Operası’nda sevgilisi ile birlikteyken, üniversitede profesör olan biriyle yemek yemektedir. King and Country (Joseph Losey, 1964) paralel kurguya örnek olabilecek iki sahne içermektedir: yağmurda askerlerin bir fareyi kıstırıp oynamaya çalışmaları, ve bir firarinin barakalar içinde yapılan duruşması. Burada, firarî askerin içinde bulunduğu kötü durum ile farenin içinde bulunduğu kötü durum birbirleriyle benzeştiriliyor. Fare de, firarî asker de kurban durumundadır – firarî şüpheci askeri kuralların, fare ise askerlerin can sıkıntısından kaynaklanan bir zulmün kurbanıdır

Olayların akışında bir boşluk bırakan, devamlılık dahilindeki bir kırılma, bir atlamalı kurgu meydana getirir. Darling (John Schlesinger, 1965) filminde, bir binanın girişine yirmi metre mesafedeki bir çiftin görüntülerini, aynı çiftin binanın giriş kapısından içeri girişlerini gösteren bir görüntü takip eder. Açıkçası, belirli bir sahne veya sekanstaki her şey görüntülenmek zorunda değildir, ancak sürekli atlamalı kurgu kullanımı, filme çizgi roman benzeri bir devamlılık verebilir. Ancak ne yaptığını bilen bir yönetmen atlamalı kurguyu kullanıyorsa, bunun bir sebebi vardır. Breathless (Jean-Luc Godard, 1959) filminde, asıl karakter Marsilya’da bir polis memurunu vurur, bir tarladan koşarak geçer ve Paris’e ulaşır. Godard, devamlılığı sebepsiz yere bölebilecek kadar maharetli bir film yapımcısıdır. Breathless filmi tam anlamıyla bir film olarak dikkat çeker: 1930lar ve 40larda düşük bütçeli filmler üretmiş olan Monogram Pictures’e adanmış, ve daha akılcı bir yaklaşımla, bir karakterin araç kullanmadan bir yerden başka bir yere gidebilmesi şeklindeki bir sahneyi içerebilecek düşük bütçeli bir Amerikan filminin tarzını yaratabilmiştir.
Biçim kurgusu ise, benzer şekilli iki nesne arasında yapılan kesmedir.
Detour filminde, müzik kutusu içindeki bir plaktan, bir davula yapılan bir kesme vardır – burada yuvarlak şekilli bir nesne diğerinin yerini alır.

Bir çekimin diğeri ile eşleştiği ve devamlılıkta bir boşluğa sebebiyet vermeyecek kadar kolay geçişin sağlandığı eşleştirme kurgusu, prensip olarak biçim kurgusuna benzer. Bir eşleştirme kesmesi, öyle olmamasına rağmen, genellikle eşleştiği sahneye şekil olarak benzer. Büyük ihtimalle, en ünlü eşleştirme, 2001: A space odyssey (Stanley Kubrick, 1968) filminde mağara adamının bir çekimde elindeki kemiği gök yüzüne fırlattığı ve bir sonraki çekimde yörüngedeki bir uzay istasyonunun görüntülendiği eşleştirmedir. Eşleştirme, iki görüntüyle evrim tarihine değinmektedir.

Kurgu, teknik anlamda çekilen görüntülerin kesilip biçilmesidir. Kurgu değişim demektir. Kurgu sırasında, olayı, haberi, hikayeyi vb.en iyi anlatacak parçalar kesilerek belli bir tempo içinde sıraya dizilir. Kurgu işlemi, sanılanın aksine bütün çekimlerin bitmesiyle değil, aksine çekimler sırasında hatta çekimler öncesinde planlama aşamasında başlar. Ancak planlı çekimler gerçekleştirildiği takdirde başarılı sonuçlar alınabilir. Kameramanda aynı zamanda iyi bir kurgucu olmak zorundadır.

Dr. Piragov’un ifadesiyle “Kendini hissettiren organ hastadır.” Çekim sırasında kamera konumları, çekim ölçekleri, çekimin uzunluğu ve bunların kurguda nasıl birleştirileceği iyi planlanırsa kurguda fazla zorluk çekilmez.

Bir sinemacının (kameramanı da buna dahil edebiliriz) kurguyu bilmemesi demek film yönetmeni Aleksey Georgiyeviç Sokolov’un tabiriyle “bir metropolde yaşayıp otomobili bilmemesi” demektir. Kameraman, çektiği olayın tek tek nasıl karelere bölüneceğini,hangi tür çekim gerektiğini tecrübeler sonucu öğrenir. Önemli olan bu tecrübe süresini mümkün olduğu kadar kısa tutabilmesidir.  Kameraman kurgucuya seçme hakkı tanımalıdır. Kurgucu yalnız kendisine getirilen görüntüler arasından seçme yapabilir. Unutmayın;farklılık ayrıntılardadır.
Bir kurgucu şunları yapamaz:

-Dekorun renklerini değiştiremez,  -Kamera açılarını değiştiremez,  -Kamera hareketlerini hızlandıramaz veya yavaşlatamaz,  -Sabit sahnelere hareket katamaz,  -Yetersiz bakış boşluğunu düzeltemez,  -Aydınlatmayı değiştiremez,  -Detay çekim olmadan sıçramaları engelleyemez,  -Ses bozukluğunu gideremez,  -Filtreyi yanlış kullanmanızdan dolayı mavi veya sarı görüntüyü düzeltemez.
Kurgu mu montaj mı?

Ortada ham bir görüntü veya film varsa, bunlarda belli bir anlama göre izleyiciye sunulmak için sahneler ve planlar yerli yerince yerleştirilecekse bunun adının kurgu, montaj ya da başka bir şey olmasının bir anlamı yoktur. Önemli olan planların uygun şekilde ardı ardına yerleştirilmesidir.Bu tür kelimelere ütopik anlamlar yükleyerek işi çıkmaza sokmanın da bir anlamı yoktur. Mesleğe yeni başlayan birisi için bu tür felsefi tartışmalar değil, işin mantığını ve tekniğini öğrenmek önemlidir.

Kurgu sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar:
Programın başlangıcında ya da her yeni sahnede izleyiciye mekanı ve çevreyi tanıtmak için genel çekim kullanılmalıdır. Bir yakın çekimden genel çekime ya da genel çekimden yakın çekime kesme yapılmamalıdır.
-Ayrıca kamera haraketi olan bölümlerde kesme ve bağlama yapılmaz. Kamera hareketinin bittikten sonra kesme yapmalıdır. Her iki kamerada aynı yönde ve eşit hızda çevrinme yapmıyorsa, bir hareketli kameradan ötekine kesme yapmamalıdır. Hareketli bir kameradan hareketsiz bir kameraya veya tersi bir durumda kesme yapılmamalıdır. Sabit bir kameradan hareketli olanına kesme yapılmamalıdır.

Kurgu sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar:
  -Kurgu sırasında müzik hiç bir zaman cümlenin ortasında kesilmemelidir. Görüntüde konuşmacı varsa ve kesme yapılacaksa kelimenin bitmesi beklenmelidir. -Kurgu da karelerin geçişi için kullanılan genel yöntem kesme(cut) ile yapılan geçiştir. Kesme; bir görüntüden başka bir görüntüye en basit en hızlı geçişi ifade eder.
Kurgu sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar:

Kesme ile geçiş bir nevi insan gözünün algılama özelliğine benzetilebilir. Göz, belli bir alana bakarken bakışını başka bir alana çevirdiğinde, uzaktaki görüntüye geçerken aradaki alanı tarayarak geçmez. Yani pan yapmaz, kesme ile geçer. Televizyon haberlerinde zamanın çok değerli olması ve olması gerekenin verilmesi gerektiği için kurguda efektlere başvurulmaz. Cut geçişler kullanılır. "Hangi koşullar altında bulunulursa bulunulsun, aşağı yukarı aynı görüntüyü veren kameralar arasında kesme yapmaktan kaçınılmalıdır. p>-Kulağın neler olup bittiğini algılaması gözden daha uzun sürdüğünden kurgu da ses önce girebilir ki bir sonraki sahnede izleyiciyi sahneye hazırlasın.

Kurgu sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar:
Örneğin: ambulans sireninin araç kameraya yaklaşmadan çok önce başlaması gibi. Böylece ilgide arttırılmış olunur. -Plan değişiklikleri izleyicide şaşkınlığına yol açabilir. Örneğin: genel çekimde konuşanın sağında yer alan bir lamba yakın çekime geçildiğinde konuşanın solunda yer alıyorsa izleyenin algısını bozabilir. - İkili çekimden gene başka açıdan çekilmiş ikili bir çekime geçmek faydalı olmaz. -Topluluk karşısında yapılan konuşmalarda ekranda uzun süre konuşan kişi lgi çekmez. Aralara konuşmayı dinleyen kişilerin detayları yerleştirilmelidir.

Kurgu sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar:
Küçük ekrana sahip televizyonda karşılıklı konuşma sahnelerinde, dinleyenin yüzündeki tepkiyi yakın çekimde göstermek gerekir. Bu genelde ihmal edilir ve devamlı konuşan kişi gösterilir.
-Kişilerin bakış yönüne dikkat edin. Aks sıçramalarına yol açacak şekilde karşılıklı konuşan kişileri birleştirmeyin. Bir karede sağa doğru bakan kişi varsa diğer karede onu dinleyen kişi sola baksın. Gene sola doğru koşan kişiyi başka bir karede sağa doğru koşarken göstermeyin.
Kameramanın veya yönetmenin bir hata yapıp aks çizgisine dikkat etmemesi kurgucunun da aynı hatayı devam ettireceği anlamına gelmez. -Kamera çekimlerini daha dikkatli incelemek isterseniz televizyonun sesini kapatın ve sadece görüntüye odaklaşın. Böylece kamera açılarını, hareketleri, aydınlatmayı ve kurguyu daha rahat gözlemleyebilirsiniz.

Kurgu sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar:
-Heyecan arttıkça çekimlerin süresinin de kısalması gerekir. Ekrandaki görüntünün yavaş yavaş değişmesi yerine aniden değişmesi çok daha etkilidir, kesme ile geçişin gücü de buradan gelir. Kurgu sistemi nasıl olursa olsun elektronik kurguda; kurgu iki şekilde yapılır:

Assemble kurgu: Bu kurgu türünde görüntüler video banda arka arkaya normal ya da efektli eklenerek kurgu yapılır. Banda görüntü eklendikçe yeni time-code izi kaydedilir.
Kurgu sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar:

Insert kurgu: Bu kurgu da var olan görüntülerin arasındaki boşluklara yeni görüntüler eklenir veya kurgulanan bir görüntüde, görüntünün bazı bölümleri değiştirilmek istenirse insert (araya yerleştirme) kurgu yapılır. Burada daha önceden kayıtlı time-code sinyali olduğu için yeni bir time-code sinyali kaydedilmez.
Film kurgusu basittir. Burada banyo işleminden sonra kareler görünür ve karenin bitiminden kesilerek kurgu yapılabilir. Elektronik kurguda ise zorunlu olarak kurguya ilk kareden başlanarak yapılır ve ileriye doğru kurgulanarak gidilir. Buna “linear kurgu” denir.

NLE (Non Linear Edit)-Bilgisayarlı Kurgu
NLE kurgu için iyi bir bilgisayar(büyük depolama alanına sahip hard disk, güçlü işlemci, iyi bir RAM hafıza) ,bir montaj programı
(Adobe Premiere, Avid,Pinnacle,Edius vb) ve yakalama (capture) kartına ihtiyaç vardır.Çekilen görüntüler capture kart ile bilgisayarın harddiskine atılır.Aktarılan görüntünün kapasitesi harddiskin kapasitesine ve aktarılan görüntünün kalitesi de sıkıştırma oranına (Mpeg-1,Mpeg-2 vb) göre değişir.En iyi kalite aktarım için

AVI seçeneğini işaretleyebilirsiniz.Ama bilgisayar işlemcinizin ve harddiskinizin güçlü olması gerekir.

NLE (Non Linear Edit)-Bilgisayarlı Kurgu
Görüntülerimizi bilgisayarın harddiskine iki türlü kaydedebiliriz. Eğer analog çıkışlı bir kameramız varsa (Betacam SP gibi) bunun için video capture kart kullanmak gerekir. Elde edilen görüntünün kalitesi karta göre değişir. Profesyonel capture kartları kullanmak yararlıdır. Genelde TV kartlarındaki görüntü aktarım işi
düşük kalitelidir.

NLE (Non Linear Edit)-Bilgisayarlı Kurgu
İkinci yöntem ise IEEE-1394 (Apple firewire, Sony ise İ-Link diyor) kartı kullanmaktır. Bu fiş 4 pinlidir.Artık günümüzde bir çok digital kamerada (DV,DVCAM,DVCPRO,Betacam SX vb) firewire veya
İ-Link çıkışı vardır.Görüntüler kamera çıkışından kaliteli olarak bu kart sayesinde bilgisayara aktarılabilir.Burada önemli olan IEEE 1394 kartınının veri aktarım hızıdır.800 Mbps olanları şu an itibarı ile piyasada mevcuttur.

NLE (Non Linear Edit)- Bilgisayarlı Kurgu
Profesyonel kameralarda kullanılan başka bir bağlantı daha vardır. Bu da SDI (Serial Digital Interface) olarak adlandırılır. Her profesyonel kamerada bulunmaz.  Bilgisayar ortamına taşınan görüntüler senaryodaki montaj sırasına göre dizilir. Yazılım programları aracılığı ile linear sistemlerde çok sayıda cihazla yapılan işlemler efektler, yazı bindirmeler, geçmeler, görüntü üzerindeki her türlü işlemler, bilgisayar ortamında üstelik yayın kalitesinde çok daha hızlı, çok daha pratik, kaset sorununu ortadan kaldırarak çok daha ucuza yapılabilir. Hard diske aktarılan görüntü kurgu işlemiyle sıralanıp, kayda verildiğinde, ne bir drop, ne de bir bozulma söz konusu olmaz. Analog bir kurgu Sistemi için en az iki VTR onlarca kablo ve yardımcı cihazlara ihtiyaç duyulurken digital sistem de iyi bir bilgisayar yeterlidir. .

NLE (Non Linear Edit)- Bilgisayarlı Kurgu
NLE kurguda görüntüye gene in ve out noktaları verilir ve kesilen bu görüntüler ‘Timeline” penceresine mousla sürüklenerek bırakılır. Ses içinde aynı yöntem geçerlidir.  Arka arkaya eklenen bu görüntüler üzerinde istenen yerlere efektler konulabilir.
Daha sonra bu export (render) işlemine geçilir. İstenen kaliteye göre bu render süresi değişecektir. Yüksek kalitedeki görüntü uzun render zamanına ihtiyaç duyarken düşük kalite (örneğin: VCD kalitesi) görüntü için daha kısa render zamanı gereklidir.

NLE (Non Linear Edit)- Bilgisayarlı Kurgu
NLE kurguda rastgele erisim vardır.(random access).ileri geri kaset sarma görüntü arama derdi yoktur. Linear kurgu sisteminde ise 5.sahneyi kurgulayabilmek için 1,2,3 ve 4.sahnelerin kurgulanmış olması gerekir.
NLE sistemde rastgele erişimden dolayı kurgu istenen sahneden başlayabilir.Bu yüzden non linear sistem denir.

NLE (Non Linear Edit)- Bilgisayarlı Kurgu
6 kolay adımda NLE kurgu yapabilmek için;  1-Kamerayı firewire port kullanarak bilgisayara bağlayın.  2-Kurgu yazılımını seçin ve capture yapın.  3-Aktardığınız görüntülerin gerekli yerlerine in ve out noktaları vererek bu kesilmiş parçaları timeline kısmına mausle sürükleyerek bırakın.  4-Mausle sürüklerken cliplerin arasında boşluk kalmasın.  5-Keserek arka arkaya eklediğiniz parçaların (clip) arasına geçiş efektleri ve istenirse müzik ekleyin.  6-Görüntüleri birleştirip en son halini vermek için render işlemini yapın.

NLE kurgunun avantajları:
-Sınırsız kopyalama imkanı. İlk kopya ile son kopya arasındaki kalite aynıdır.  -Analog sistemde görüntünün bulunması bandların ileri geri ile sarılması -bu da video kafanın ömrünün azalması demektir- ile yapılırken NLE kurguda görüntünün bulunması dosya isminin üzerine fare imlecinin tıklanması şeklinde olur ki bu zamandan kazanma demektir.  -Kurguda istenmeyen bölümlerin değiştirilmesi analog sisteme göre daha kolay ve daha hızlıdır.  -Analog sistemde player, recorder, efekt cihazı, yazı bindirme,ses ve görüntü mikseri için ayrı ayrı cihazlar gerekli iken NLE kurguda bunların hepsi bilgisayar üzerindeki yazılım ile gerçekleştirilebilir.

NLE kurgunun avantajları:
Kurgu Programları
- Daha öncede belirttiğimiz gibi; profesyonel görüntü kurgusu, özel efektler, TV jeneriği hazırlama gibi dijital tabanlı çalışmalar geçmişte onbinlerce doları bulan ayrı ayrı cihazlar tarafından yapılabilirken, son yıllarda bilgisayar teknolojisinin gelişip ucuzlaması sayesinde artık masaüstü veya dizüstü bilgisayarlar sayesinde, çok daha ucuza, rahat ve pratik bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
Bir kurgu sisteminde önemli olan güvenilir olmasının yanında basit ve pratik işlevli olmasıdır. Artık günümüz profesyonel kurgu yazılımları da bu ihtiyacı karşılayacak niteliktedir. Kamera üzerine konmuş veya kurgu programında var diye bütün efektleri kullanmanız gerekmez. Çünkü bir kısa film yapmayı düşünüyorsanız bir çok geçiş kesme (cut) olacaktır. Eğer çocuğunuzun doğum günü, bir arkadaşınızın düğünü türünden hatıraları çekecekseniz gene bütün efektleri kullanmanız gerekmez.

Kurgu Programları
Bu işe yeni başlayacaksanız size önerilen programlar:  -Ulead VideoStudio  -Pinnacle Studio Plus -Adobe Premiere Elements  -Roxio VideoWave Professional -Muvee Auto Producer -WinDVD Creator -Video Explosion Deluxe  -Windows Movie Maker  Profesyonel kurgu yazılımlarına örnek verecek olursak;  -Canopus-Edius -Apple Corp. - Final Cut Pro  -Adobe Systems - Premiere Pro  -Avid Technology - Xpress DV, Xpress Pro  -Avid - Liquid  -Sony - Vegas / Vegas+DVD Production Suite -Ulead Systems -

MediaStudio Pro
Bütün video kurgu yazılımlarının temeli aynı esaslara dayanır, kullanımları ve özellikleri hemen hemen benzerdir ve aşağıdaki esasları temel olarak yapar:  -Klipleri kesip yapıştırabilme,  -Ayrı ses işleri: arka fon müziği, alt fon müziği, seslendirme sesi eklemek gibi,  -Title: Ekranda alt yazı veya bilgilendirme yazıları,  -Videonun karartılıp açılabilmesi (fade in ve fade out),  -Görüntü üzerine efekt uygulanabilmesi,  -Görüntü üzerine grafik, resim, logo bindirilebilmesi,

                                                                                                                                         Alıntıdır...