diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2015 Cuma

Roman Yazma Metotları Ve Teknikleri

Roman yazma konusunda bazı incelikler ve öğütler

Çoğu insan yazar olmak için hayal kurar. Bu yüzden saatlerce duvarı seyreder ve çok az  satır ve hatta paragraf yazarlar. Bunlardan bazıları romanlarını bitirmek için çok fazla zaman harcarlar. Roman yazmak için metotları bilmeniz gerekir.



 İşte burada bu metotlardan bazıları var.

1- Tema
2- Olay Örgüsü
3- karakter geliştirme
4- Diyalog
5- Zaman yönetimi
6- Aşamalar
7- Romanın bitirilmesi
8- Hataları gözden geçirme
9- Tekrar gözden geçirmek

Romanınızın Teması

İlk önce ne tip bir eser yazacağınıza karar vermelisiniz: Kurgu, bilim kurgu, Tarihi, korku, ya da sosyal içerikli roman. Bir kere buna karar verdiniz mi, hikaye temasına, planına ve romanınızın bir parçası olacak karakterlere karar vermeniz gerekecektir. Romanınızı kurmak roman yazmanın en önemli parçasıdır.Yarattığınız dünyayı bilmek zorundasınız. Çünkü romanın örgüsü, seçtiğiniz bu dünyada geçer. Eğer bilinen bir şehirde geçmesini istiyorsanız o zaman oranın coğrafya şekillerine, kültürüne, toplumuna, caddelerine, ünlü yerlerine, tarihi önemine aşina olmanız gerekir. Uygun bir olay örgüsünden  sonraki işiniz romanı yazmaya başlamaktır.

Romanınızın Karakterleri

Gelelim can alıcı noktaya. Karakterleriniz romanınızın bir parçası olacaklar. Sadece ana karakteri geliştirip diğerlerini görmezlikten gelmemelisiniz. Her karakteri tek tek ele almalı ve üzerinde çalışmalısınız.Romanınızın ana öğeleri olacak  iki ya da üç ana karakterden fazlası olmamalıdır. Diğerlerinin basit ayrıntıları olacaktır. Bu ana karakterleri romanınızın başındaki iki üç sahnenin tam ortasına yerleştirmelisiniz.

Romanınızdaki  Diyalog

Diyalog roman yazımının en önemli parçalarından biridir. İlk önce hangi anlatımı seçeceğinize kara vermelisiniz: Birinci tekil kişi mi, üçüncü tekil kişi mi? Roman kimin ağzından anlatılacak bu önemlidir. Mesela: “Karşıya doğru bakıyordum, ansızın bir kurşun geldi ve bacağıma saplandı.”  Ya da “ karşıya doğru bakıyordu, ansızın bir kurşun geldi, bacağına saplandı.”  ‘Birinci tekil kişi’nin ağzından yazmayı seçtiğiniz zaman bazı sınırlamalarınız olacaktır. Ana karakterin bildiğinin dışında başka bir şey bilemezsiniz; çünkü ana karakter anlatıyordur hikayeyi.  Temanın her bir köşesini ve açısını keşfedebileceğiniz için ‘üçüncü tekil kişi’ roman yazmak için en iyi yoldur  her bir durumu ana karakterden bağımsız olarak kurarak daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.

Zaman yönetimi ve Aşamalar

Birkaç saat içinde roman yazmak imkansızdır. Umulandan çok daha fazla zaman alır. Ortalama bir romanın 90,000,000 ile 150,000,000 kelime arasında olduğunu biliyor muydunuz? İşte bu zamanınızı tüketir. Evet, roman yazımı, haftalar, aylar, hatta yıllar alır. Roman yazmak için, yüksek düzeyde zaman yönetimine ihtiyacınız vardır. Romanınızı küçük bölümlere ayırmalısınız, böylece günlük birkaç saatlik çalışma süresinde onları yönetebilirsiniz; günde 5 saat, haftada 30 saat, ayda 120 saat diyelim.

Romana başlamak ve sonuna kadar aşamaları sürdürmek kolay bir iş değildir. Romanı iyice ilerletinceye kadar, ana fikrinize gönderme yaparak ve bağlı kalarak olay örgünüzü sürdürün.Ek temaların sizi şaşırtacağı durumlar olacaktır, ve bu sizin romanınıza derinlik katacaktır, ancak ana temadan uzaklaşmadığınıza emin olmalısınız. Eğer romanınızı nasıl yazacağınızı  uygun bir şekilde planlarsanız, bu kontrol altında olacaktır. Anahatlar roman aşamasını sürdürmenize yardımcı olurken   hayal gücünüzün tema ve fikirlerinizden uzaklaşmasını önleyecektir.

Sonuçlandırma

“Son” her kitabın ya da romanın büyülü bir sözcüğüdür. Başından sonuna kadar roman yazımı büyük ölçüde kelimeyi ihtiva eder. Ortalama olarak 90,000,000 ile 150,000,000 kelimeyi içerir, romanın uzunluğuna göre bu değişir. Romanınızın başına bir gün oturup başından sonuna kadar bitiremezsiniz. ‘Çözüm’ bir roman yazımının en önemli parçalarındandır. İşte bu yüzden olay örgülerini bitirirken dikkatli olmalısınız, Çözüm sizin roman yazmadaki yeteneğinizi gösterir. Çözüm başlangıç ve bitiş arasındaki köprüdür. Bazı yazarlar sonu başta yazarak akıllıca bir oyun oynarlar. Sonrada başlangıç ve sonuç arasını istedikleri her şeyle doldururlar. Siz bunu yapmayın.

Hataları gözden geçirmek

Bir romanı hatasız yazmak hiç kimse için mümkün değildir, bu yüzden üzülmeyin.  Hataları düzeltmek için en iyi yol, eşinizden ve dostunuzdan bunu yapmasını istemektir. Onlara bunu dikkatlice yapmalarını söyleyin ve hatta dilbilgisi hatalarını da düzeltmelerini isteye bilirsiniz.

Romanınızı Yeniden Gözden Geçirin

Eserinizi gözden geçirmeniz gerekir böylece yayımcıdan geri dönmeyecektir. Evet, okuyucular da romanınızda hataları bulup şikayet edebilirler. Bu sizin kitabınızın satılabilirliğini de etkileyebilir.Romanınızın gözden geçirilmesi için en iyi yol aşağıdakileri takip etmektir.

Kitabınızın basılı bir kopyasını edinin.
Hataları not alacağınız bir defter edinin.
Hataları düzeltirken değişik renkte kalemler kullanın.
Kitap boyunca kelime kelime, sahne sahne, karakter karakter ilerleyin.
Lütfen romanınızın mantıksal ve doğru bir şekilde yazılıp yazılmadığını kontrol edin.
Gereksiz olay örgüsünü, karakteri ve sahneyi romandan atın.
Tekrar imla ve dilbilgisi kontrolü yapın.
En sonunda gözden kaçmış hatalardan kaçınmak için  romanınızı tekrar gözden geçirin. SON sözcüğüne ulaştığınızda romanınız gerçekten bitmiştir.

kaynak : romanyazmasanati

4 Kasım 2011 Cuma

IŞIK VE SES


IŞIK

Hmm.. Hiç sevmeyeceksiniz şimdiki konuyu ama IŞIK… Aman es geçmeyin bunu.. Size çok kolayca birşeyler anlatayım.. Filmciler hep derler “Işık çok önemli” evet ışık çok önemli katılıyorum ama ışık yüzünden de projenizi askıya almayın.. Sizi ışık durdurmasın.. Size yine kolay yoldan işin içinden nasıl çıkacağınızı anlatayım..

Mevcut ışıkları kullanın!! Mesela sokak lambaları, evde mevcut ampuller, avizeler, komodin üstü lambaları.. ya da gündüz vakti güneş ışığı! Bunlar zaten %80 size yetecektir.. önemli olan o anda hikayede anlatmak istediğin şeyin karanlıkta kalmaması ya da çok parlamaması.. VIDEO denen merak zaten ışık konusunda çok beceriksiz bir medya. yani aydınlık ışıkta pas parlak bir beyaz veriyor.. Loş ışıkta da karanlık bir karıncalı görüntü veriyor.. Bunu engelleyin.. Ortalama bir aydınlık tutturun her zaman.

Mesela evdeki mevcut ışığı kullanacaksanız yüksek wattli ampuller takın.. 60 ları sökün.. 100 lükleri takın..

Peki dış mekanda ışığı nasıl kontrol edeceğiz? Sert güneş ışığı altında nasıl numaralar gerek?

Yansıtıcı gerek.. Yani ışığı yansıtacak kartonlar gerek. Bunlar kameranın görmeyeceği şekilde oyuncuya alttan tutulur. tıpkı bir ayna gibi işlev görür. Ama aynadan daha yumuşak ışık verir.. sert güneş ışığı altında oluşan sert gölgeleri alttan ışık yansıtarak yumuşatır. Çünkü VIDEO zaten sert gölgeleri daha da sertleştirerek kaydettiği için yansıtıcı olayını güneş altında şiddetle tavsiye ederim.. Ama yansıtıcı yoksa o zaman siz de direk gölge altında çekin.. Gölge olunca yine sert gölgeler yok olur böylece oyuncunun nur yüzü daha rahat seçilir..

Ha! Kimi zaman belki yönetmen özellikle sert gölgeler isteyebilir.. O zaman zaten sorun yok

Bir de ışık olayında 3 nokta kuralı var.. Yani mesela bir adamı çekeceğiz.. O adama bir ana ışık verilir.. Bir de yumuşak ışık (ana ışığın oluşturduğu sert gölgeleri yumuşatmak için) bir de arka ışık verilir.. Bu arka ışık bir alemdir. Yani aslında kameranın karsısından gelir ışık. Ama tabi kameranın görmeyeceği bir yere konur. böylece çekimi yapılan oyuncunun etrafında bir kontur çizgisi oluşur.. pahalı TV dizilerinde ve filmlerde dikkat edin.. Bazen tek başına bir oyuncuyu çektikleri zaman bu ışığı kullanırlar. Hakikaten hoş bir etki yaratır görüntüde.. Ama arka ışık çok kuvvetli olmalı genelde.. Bunu niye anlattım.. Aklınızda bulunsun.. Ama uygulayamazsanız da dünyanın sonu değil.. Hala bir film çekme imkanınız var!! IŞIĞI KAFAYA TAKIP PROJELERİNİZİ ERTELEMEYİN!! FİLMİ IŞIK DURDURMASIN!!!

Bir de hemen en bunaltıcı ve bayıcı noktayı anlatayım ve ışık konusunu kapatalım..

Işık rengi.. Haydaaa… demeyin bir dinleyin..

Işıklar çeşit çeşittir.. Biz aslında gözümüzle çok dikkat edemeyiz buna çünkü müthiş beyinlerimiz bu farkı kendisi ayarlar ve biz hepsini aynı gibi görürüz ama VIDEO bunu yapamaz ve farklı ışık cinslerini farklı renklerde gösterir.. Mesela güneş ışığı mavi gibi durur VIDEO’DA.. Ama normal ev ışığı. Ampullerden gelen ışıklar daha çok turuncu gibidir.. Hele floresan ışık var ki o tam bir bela (ama kimi zaman da çok artistik efektler katmaya yardımcı oluyor) yeşil tonlarında bir görüntü verir..

Şimdi diyeceksiniz ki.. İyi de ben daha önce evde ve dışarda çekim yaptım ve hatta mutfakta da çekim yaptım (floresan) ama öyle bir fark fark etmedim..

Bunun sebepleri var.. Kameranızda otomatik white balance (beyaz dengesi) fonksiyonu vardır.. Bu ayar bu renk farkını kendisi algılayıp kendi meşrebince azaltır ama dikkatli bakarsanız yine de bu farkı görürsünüz.. Bunu bütünü ile ortadan kaldırmak çok önemli birşey.. (o kadar da önemli değil daha yeni yeni başlıyoruz film olayına.. Belki ikinci filminizde dikkat edersiniz buna

Bunu kaldırmak için kameranızda otomatik white balance (beyaz dengesi) dışında manuel (yani kendi ayarlayabileceğiniz) beyaz dengesi de olmalıdır.. Peki nasıl çalışır bu beyaz dengesi.. Kolay..

çekim yapacağınız yerdeki ışıkları acarsınız.. Sonra kameranın önüne beyaz bir kağıt parçası tutarsınız.. ve kameranın white balance (beyaz dengesi) tuşuna basarsınız.. Bunu yapmakla aslında kameraya “bak.. işte bu gördüğün kağıt beyaz.. Sen de kendi beyazını buna göre ayarla” demiş olursun. Kamera 1-2 saniyede ayarını yapar.. Şimdi ertesi gün dışarda çekim yapacağınız zaman.. Yine aynı şekilde kameranın önüne beyaz kağıdı tutarsınız. Yine basarsınız white balance düğmesine.. Bu sefer de kendini dışarıdaki ışığa göre ayarlar.. Sonra izlediğinizde iç mekan çekimi ile diş mekan çekiminde bir ton ve renk atlaması göremezsiniz.. Profesyoneller böyle yapıyor.. Hatta onlar abartıp bir de ışık şiddetine göre aperture, shutter speed (ne?) ayarlıyorlar ama biz niye girelim ki onlara.. Bu da gayet yeterli şimdilik..

Işık konusunu duydunuz. kavradınız.. güzel.. Şimdi unutabilirsiniz.. Başa bela çünkü

SES

Ses konusu çok önemli. Filmi film yapan iki ana elementten biri ses.. tıpkı görüntü kadar önemli ve teknik olarak da dikkat isteyen bir iş.

Ses konusunda iyi olup olmadığınızı anlamanın bir yolu var.. Oyuncunuzun dediği anlaşılıyor mu?

En basit yoldan sesin başarılı olup olmadığı buradan anlaşılabilir. Diyaloglar net bir şekilde seçilebiliyor mu? eğer kameranın kendi mikrofonunu kullanıyorsanız işte size birkaç madde.

1. Oyuncu kameraya yakın olmalı.

2. İçinde bulunduğunuz çevre diğer seslerden arınmış olmalı yani sessiz olmalı!

3. Ortamda rüzgar varsa bu kesinlikle mikrofona direk olarak gelmemeli. Semsiye kullanın iyi olabilir

4. çekim esnasında sesin kalitesi kulaklık takılarak dinlenmeli!!! Gerçi bu her çeşit mikrofonla yapılan ses kayıtlarında geçerli! Sesi çekim esnasında kulaklık takarak dinleyin!!!

Her ne kadar kameranızın kendine has mikrofonu varsa da bazı kameraların bunun yanında dışarıdan bir mikrofon girişi de oluyor. Bu durumda buraya uzun bir kablosu olan bir mikrofon bağlayarak bir takım sınırlamalardan kurtulabilirsiniz. Mesela artık kamera oyuncuya yakın olmaz zorunda kalmaz. Ve ayrıca ses hala kamerada kasete gittiği için görüntü ve ses bir arada kalmaya devam eder. Ama kameranızda böyle bir giriş yok ve siz hala dışarıdan bir mikrofon kullanmak istiyorsunuz. O halde kendi içinde ses kayıt özelliği olan bir cihaz bulmalısınız. Mesela bir walkman. artık bir çok walkmanin ses kayıt özelliği var, ya da bir MD player. CD kalitesinde ses kayıdı yapabiliyor. Kameradan çekim yaparken bir yandan da MD player ile sesi MD ye kaydedebilirsiniz. Sesler net olur ve kamera da sesten bağımsız istendiği gibi hareket edebilir. tabi bu durum sesi daha sonra montaj esnasında tekrar görüntü ile birleştirmeyi gerektirir, bunu yapmak için belli bir andaki ses ile görüntüyü spesifik olarak bilmelisiniz. Hani filmlerin kamera arkalarını izlediğimizde görürüz, bir tahta vardır. Hadi yönetmen “motor” dediğinde şak diye ses yapar kameranın önünde, sonra oyuncular oynamaya başlar. İşte bu aletin özelliği aslında daha sonradan montajda sesle görüntüyü üst üste getirmektir. Yıllarca hep düşündüm bunu niye her çekimin başında şaklatıyorlar diye. Cevabı keşfettiğimde çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Tabi ya!! Demiştim kendi kendime.. Sizin öyle bir tablanız olmasına gerek yok, Her çekimin başında kameranın net bir şekilde görebileceği şekilde ellerinizi bir kere güçlü bir şekilde çırpın. Bu, mikrofona bir ses gitmesini sağlayacaktır daha sonra montajda tam o sesin olduğu anı ellerin birleştiği anın üstüne getirirseniz.. İşte bütün ses ve görüntü birbirine klik diye oturacaktır. Kolay pratik..

Neyse sesle ilgili devam edelim..

Sesi daha nasıl iyileştirebiliriz? Arka fondaki gürültüleri çok önemseyerek. Seste devamlılık çok önemli. eğer bir çekimde arkadan uçak geçiyorsa, bir çekim sessizse, bir başka çekimde de bir arabanın sesi varsa bunlar montajlandığında izleyiciyi çok rahatsız eden ve hatta filmden soğutan ses atlamaları oluşacaktır.

Ya da yoğun trafik olan bir ortamda çekim yapıyorsunuz. Belki de şöyle düşünebilirsiniz (ya nasıl olsa trafik gürültüsü aşağı yukarı hep aynı sesler. Aşağı yukarı da aynı şiddette. Montajda ses atlaması pek fark edilmez…” İşte o zaman yanılıyorsun. böyle bir durumda dahi ses atlamaları yeterince fark edilir olacaktır. O halde ne yapmak lazım?

çekim yaptığınız gürültülü yerlerde mutlaka bir ekstra ses kayıdı daha yapın. Bu ses kayıdında uzun uzun ortamdaki gürültüyü kaydedin. bir nehir kenarı ise suyun akışını. bir yol kenarı ise ya da bir şehir merkezi ise bütün gürültüyü kaydedin. Daha sonra bu sesi montajda ses atlamalarını az fark edilir hale getirmek için kullanacağız. Her çekimde ortamda oyunculardan başka birşeyin sesi varsa bunu tekrarlayın. Filminizin kalitesini yükseltecek ve sizi büyük bir dertten kurtaracaktır!!

Filminizi çekerken ses konusunda başınız daha az ağrısın istiyorsanız bir de sesi bütünü ile baştan sona kesintisiz çekmeyi deneyebilirsiniz. Yani mesela sahneyi gürültülü bir yerde çektinizde diyaloglar son derece az duyulur… DUBLAJ!!! Hemen o sahnenin çekiminin ardından oyuncuları kameranın önüne oturtun ve az önce oynadıkları sahneyi bir de şimdi sadece ses olarak canlandırmalarını söyleyin. Etraftan gelen diğer gürültülerin az olması için elinizden geleni yapın ve bu çekimde hata olursa bütün çekime en baştan başlayın çünkü burada amaç tek parçalık uzun ve kesintisiz bir ses kaydı elde etmek. Daha sonra montajda bu ses kaydını montajlanmış görüntünün üstüne bindirdiğinizde sonuç hayal ettiğinizden daha iyi olacak. Net kesintisiz sesler. Arka fon sesinde atlamalar yok! “İyi de oyuncuların ağız hareketleri sese uymaz ki!” diyorsanız yanılıyorsunuz… Montajda zamanlamaları ayarlamak için fırsatınız olacak ve kelimelerin yüzde 90 ını sorunsuzca ağız hareketlerine uyduracaksınız…

                                                                                                                                            Alıntıdır...

ÇEKİM TEKNİKLERİ


Ya film çekme olayı gerçekten kolay. Kendimizi hiç kasmaya gerek yok..

Şimdi mesela bir film izleyin.. Mesela bir diyalog geçiyor filmde yani iki kişi konuşuyorlar. önce biri konuşuyor kamera onu gösteriyor.. Sonra diğeri konuşuyor kamera ötekini gösteriyor. Sonra bunlar konuşmaya devam ediyorlar kamera ikisini gösteriyor.. Sonra biri mesela birşey işaret ediyor (camdan içeri bir uçak giriyor olsun) kamera uçağı gösteriyor.. Sonra patlamalar falan filan..

Bizim de mesela böyle bir sahnemiz var.. yani iki kişi konuşucak..

Bunu nasıl çekelim?

Bunu çekmenin bir kolay yolu var bir de biraz daha profesyonellere göre yolu var..

Gelin ben size kolayı anlatayım.

Oyuncular hazır.. Işık yeterli.. Sessizlik.. Kamera Ali’ye donuk (Ali kim mi? Oyuncu..) Motor!!!

Ali: Hoca haber?

Yönetmen: Kes!!

Kamera Ahmet’e döner..

Yönetmen: Motor!!

Ahmet: İyidir ya napalım? Yuvarlanıyoruz..

Yönetmen: Kes!! Ahmet yanlış söyledin. Yuvarlanıp gidiyoruz diyecektin..

Kameraman: Yönetmenim başa sarıyım mı kaseti? Ahmet’in konuştuğu yere..

Aman ha!! Sakın öyle şeyler yok. Hata yaptıysanız da önemli değil. Kaseti başa sarmak yok!! Bu bir çok hataya sebep verir.. Mesela kasette üst üste çekim yapmak kaseti yıpratabilir. Ayrıca tam düzgün sarmazsanız doğru çekimin üstüne kayıt yapamayabilirsiniz. O yüzden kamera devam…

Yönetmen: çekim 2! Motor!!!

Ahmet: İyidir ya ne yapalım yuvarlanıp gidiyoruz..

Yönetmen: kes!! Ok! Kamera açısı değişsin. İkisini birden alalım..

Kamera açısı değişir. İkisi birden alınır.

Yönetmen: Motor!!

Ali: Var mısın gel senle ördek avlamaya gidelim!!

Ahmet: Ama yılbaşı değil ki? Ördeği ne yapıcaz?

Efendim bu böyle devam eder.. Başarısız çekimler daha sonra montajda atılır (daha montaja gelmedik sabırlı olunuz o kısmı da anlatacağım) ve elimizde Ali ile Ahmet’in diyaloğu kalır.. Ve bunu kolayca çektik bitti gitti işte.. Ama şimdi bir sorun var..

Mesela Ali’nin “Hoca haber” dediği yer var ya? Hani ilk çekimden bahsediyorum.. çekimden sonra yönetmen fikir değiştirdi.. Ali’nin “hoca haber” dediği çekimde hem Ali’nin hem de Ahmet’in beraber olmasını istiyor…!!! Al bakalım!! nasıl yapıcan şimdi onu? öyle bir çekim yapmadık ki? Adamları bir daha mı çağıralım? Bir daha mı mekana gidelim? artık geçti.. elimizdeki neyse film o..

Ama gelin ben size bir de profesyonel taktikten bahsedeyim.. Bu biraz daha vaktinizi alır ama montajda inanılmaz özgür olursunuz. nasıl mı? diyalogları her kamera açısından full kaydederek!!

Yani bir diyalog belirleyin.. Mesela senaryoda “buradan şuraya” kadar diye kararlaştırın. Oyuncular o kısımdaki diyaloğu iyice özümsesinler ve ezberlesinler. Sonra kamerayı istediğiniz bir açıya ayarlayın.. Mesela iki oyuncuyu birden alacak şekilde ayarlayın.. Ve MOTOR!!

ALI: Abi ördek diyorum.. Ne yılbaşısından bahsediyorsun?

AHMET: Pardon ya benim aklım bir ara Tavuğa gitti..

YONETMEN: Ahmet!!! Abicim ne tavuğu! Aklın Hindiye gitti!!

KAMERAMAN: Kayıdı durdurayım mı?

YONETMEN: Hayır! Kayıdı kesme! Bu kısımları atarız montajda! Şimdi Pardon ya kısmından devam edelim..

AHMET: Pardon ya benim aklım hindiye gitti bir ara..

çekimlerde çok uzamadığı sürece çekim hatalarını durdurmayın.. Bunun size sağlayacağı teknik bir katkıolmayacak belki ama daha sonra çekim hatalarını izleyerek kopacaksınız

Tamam nerde kaldık? Şimdi mesela bu sahneyi çektiniz. Şimdi baştan!! Aynı diyalog. Bu sefer başka kamera açısı.. Mesela bu sefer Ahmet’e döner kamera ve çekim öyle yapılır.. Daha sonra Aliye döner sonra ne bileyim yönetmenin keyfine kalmış.. İstediği kamera açısını full diyalog çeker.. böylece montajda istediği her kamera açısına diyalogun her anında sahip olur..

Ama bunda da önemli bir nokta var! O da oyuncuların bir önceki sahnedeki hareketlerini zamanlama olarak aşağı yukarı aynı anlarda yapmaları ve diyaloglarını da aşağı yukarı aynı tutmaları. Tabi bunlarda mükemmel olmak zorunda değiller. Mesele çekimin birinde oyuncu elini cebine sokuyor. Diğerinde eli cebinde değil.. Bu bir sorun olabilir.. ama bunun dışında ne bileyim oyuncu elini diğer çekimde 2 saniye geç kaldırdı ilk çekimde 2 sn erken kaldırdı bundan bir sorun yok.. Montajda hepsi düzelir efendim..

DETAY ÇEKİMLER

Şimdi bu noktalara dikkat ederek çekim yapıyoruz.. Ama başka noktalar da var.. Onlara da değinelim.. Mesela detay çekimler..

Hani vardır ya.. Filmde izlersin.. Adam yolda yürürken birden canı yanar ayağını tutar.. İzleyici olarak iç güdüsel olarak direk adamın ayağını görmek istersin. “Ayak!!! Ayak gösterin bana! Ayağa ne oldu göreyim!!” diye içinden bir ses yükselir.. İste kameranın ayağı yakinen göstermesi ve orda ayağa saplanmış çiviyi göstermesi bir detay çekimdir. filminize detay çekim koyun bol.. Mesela iki kişi konuşuyor.. Bu kişilerin el hareketlerini. O sırada birşeyler içiyorlar mesela.. Masadan bardak alışlarını.. Mesela bir çekmece açıyorlar.. Çekmeceye elin gidisini ve açışını.. Biri ateş edecek. tetiğin çekilişini.. Ya da kadın intihar edecek.. damdan atlayacak.. Kadının gözlerine (aklından geçenlere) detay çekim yapın!! detay çekim filminize ruh katacak.. Detay katacak. gerçekçilik katacak. İzleyen kendini daha çok filmin içinde ve olaylara daha hakim hissedecek..

Detay çekimleri önemseyin.. Ufak gülümsemeler.. Yüz ifadeleri hep detay çekime uygun şeylerdir..

Dandik Video’dan

Klan Film Görüntüsü Almak İçin Taktikler!!

çekimlerde size tavsiye edeceğim bir takım taktiklere gelelim şimdi..

Bakın bunları uygularsanız yemin ediyorum çok fark edecek! Filminiz gerçek film gibi olacak..

Birincisi kamera hareketleri ile ilgili.. kameranızı çok sallamayın. ama mümkün olduğunca da elde çekim yapın.. (demesi kolay) bunu nasıl sağlayabilirsiniz? Kameranıza ağırlık bağlayın.. Dikkat ettiyseniz bütün o gerçek film kameraları tonlarca ağırlıktalar (lafın gelişi diyorum) ağırlıkları çok olunca sarsılmaları daha zor oluyor (atalet olayı fizikle ilgilenenler bilirler).

Kamerayı çekimlerde hızlı hareket ettirmeyin. öyle yürürken falan çekim yapmayı mecbur olmadıkça denemeyin.. En favori filmlerinize bir daha göz atin. gerçek filmlerde hızlı ve sarsıntılı kamera hareketi yoktur. Sizin filminizi de izleyenler filminizde sakin ve sarsıntısız görüntüler görünce bilinç altlarında pahalı bir prodüksiyon izliyormuş hissine kapılacaklar!!!

başka? Daha var elbette!

kameranızda “imale stabilization” (sarsıntı engelleyici) diye bir düğme var mi? onu iptal edin!!! Çünkü o aslında görüntüyü çekip büyütüp netliğini düşürmekten başka işe yaramıyor. İlerde filminizi izletirken en çok ihtiyacınız olacak şey netlik! Net!! Sarsıntıyı dediğim gibi ağırlık ekleyerek, fazla hareket etmeyerek yada ne bileyim duvara yaslanarak azaltabilirsiniz ama dijital icatlardan kaçının.. Image stabilisation yok!!!

ZOOM!!!! ASLAAAA!!!!!! ASLA ve ASLA ZOOM YAPMAYIN!!! oyuncuya zoom yapmak mı istiyorsunuz? Üşenmeyin!! Kaldırın kıçınızı ve oyuncunun yanına bizzat kendiniz gidin!! En favori filmlerinizi tekrar izleyin!! Hangisinde zoom görüyorsunuz? Zoom düğün ve nişan kameramanlarının davetlileri tek çekmek için kullandığı ucuz bir numaradır.. çekim sırasında sakın zoom tuşunu kullanmayın!! Bu sadece filmde amatör bir etki bırakacaktır!! Tekrar ediyorum NO ZOOM!!!

Ama sakın bunu yanlış anlamayın.. Yani kameranızın zoomunu en geri alın ve bütün çekimleri öyle yapın anlamına gelmiyor bu!! Dediğim çekim esnasında zoom yapmayın!! Yani çekimden önce zoom yapıp objeyi yaklaştırın uzaklaştırın keyfinize göre takılın ama record tuşuna bastıktan sonra zooma dokunmak yok!! Çünkü inanın bana bu ise yaramayacak ve izleyenler kendini düğün kasedi izliyor gibi hissedecekler!!! (ayrıca zoom görüntüdeki sarsıntıyı artırır. Zoom konusunda kendinizi iyice geliştirin. Ne kadar zoom o kadar çok sarsıntı!)





Gelelim yine kamera hareketlerine.. Kamerayı soldan sağa hızlıca döndürmeyin!! Unutmayın elinizdeki video kamera.. Görüntüye normal film kamerası gibi reaksiyon göstermiyor. Kamerayı soldan sağa doğru çevirmeye PAN denir (işte size bir terim ama bilmek zorunda değilsiniz)

Asla hızlı PAN yapmayın.. Hatta mümkünse hiç pan yapmayın!! Size başka bir alternatif sunayım.. Kamerayı çevireceğinize kamerayı yan ilerleterek çekeceğiniz diğer objenin yanına gelin.. Yani tıpkı zoomda olduğu gibi zoom yapmak yerine nasıl kendiniz gidiyorsanız objenin yanına.. PAN yapmak yerine de kamerayı yan ilerletin.. Anlatabildim mi? Yani yan yürüyün.. Ama kamerayı sağa sola çevirmeden.. Yine birçok favori filminize göz atacak olursanız bu bahsettiğim kamera hareketini yakalayacaksınız. PAN yok!!

gerçek bir sinema filmindeki görüntü ile normal bir el kamerasının görüntüsü elbette kalite olarak aynı olmaz. Bunu diyerek isin sonuna son noktayı koymak çok yanlış. Çünkü aslında film görüntüsü denen bu sihirli olayın sırrı kesinlikle kameranın görüntü kalitesinde saklı değil!!!

Kameran ne kadar dandik olursa olsun bazen sen bile bazı yaptığın çekimlerde tesadüfen “Ana bu görüntü çok harika olmuş. Resmen film gibi olmuş. Bunun üstüne müzik koysam direk film diye izletirim insanlara” dediğin oluyordur. İyi de bunun sırrı ne?

ARKAFON!!! Ya da başka bir şekilde tarif edeyim: DEPTH OF FIELD!!! Ya da Türkçe olarak söylemek gerekirse: NETLIK DERINLIGI!!! “nasıl yani?”

Açıklayayım..

Şimdi kamerada bazen yaptığımız çekimler bulanık olur.. Yani gider çekeriz birşeyler. Mesela uzaktan zoom çekeriz birinin suratına, görüntü busbulanık olur. Kamera bir türlü netleşemez.. Deli oluruz!!! Bunun sebebi nedir?

Çünkü kamera o anda başka bir derinliğe netlenmistir!! nasıl yani? Senin esas net görmek istediğin obje ya da insan mesela sadece 5 metre uzaklıktadır ama kamera mesela sadece 1 metre uzaklıktaki birşeye lensini netler. Bu yüzden o bir metre uzaktaki objeler net olurken 1 metreden daha uzak ya da daha yakın olan objeler bulanık olurlar.

“İyi de ne alakası var? Ben bazen mesela dışarda gündüz vakti çekim yapıyorum. İster 1 metre olsun ister 100 metre olsun herseyi nem net gösteriyor kamera. Senin dediğin gibi bulanıklık sorunu yasamıyorum!” diyorsanız zaten ben de o noktaya geliyorum…

Kameralar neden çok fazla ışık olan ortamlarda bu tarz bir sorun çıkarmazlar? Neden mesela güneş altında yapılan çekimlerde, ya da iyi ışıklandırılmış bir mekanda bütün objeleri net gösterirler? Bunun cevabi aperture!

“Haydaaa.. Aperture ne yaw? Abi ben iyice koptum artık..” diye düşünme kesinlikle.. Git aynaya bak!!! göz bebeğinin içindeki siyah yuvarlak kısımdan bahsediyorum. çok fazla ışık girince ne yapıyor? Küçülüyor!! Peki karanlık bir ortama girersen ne yapıyor? Büyüyor böylece gözünden içeri daha çok ışık girmesini sağlıyor.. Elindeki amatör kameran da aynı şeyi yapıyor!!

Sen ışık miktarı çok olan bir yere gidersen kameran aperture denen ve lense giren ışık miktarını ayarlayan kapısını kapatıyor (tabi full kapatmıyor sadece bir miktar kısıyor).

“Eeee? Sadede gel? Bu ışık muhabbeti ile film görüntüsü alma arasındaki bağlantı ne? Salak mısın sen bu yazıyı okutuyorsun bana?” dediğini duyar gibiyim.. Bilakis, salak olduğum konusunda yorum yapmiycam ama esas can alici noktaya geliyoruz!!!

Ne yap ne et!!! kameranın aperture ayarlarını kontrol altına al!! Yani kameranın otomatik aperture (iris de denir) ayarını full iptal et ve kendin manuel olarak bunun kontrolünü kendin yap!!

“Bunu yapınca ne olacak?” Sihirli birşey olacak!

Apertureyi full açman demek artık kamerandan içeri çok fazla ışık girecek demek… Bu da depth of field daralacak demek!!! İşte bütün olay bunda saklı!!!

Depth of field (yani netlik derinliği (yani kamerandan ne kadar uzak olan objelerin net görüneceği ayarı)) film kameralarında çok azdır!!!

“Abi ne diyosuuuuuuuunnnnnnn!!!! bi halt anlamadııımmmm!!! Delirecem!! Ne derinliği bu? Denize mi dalıyoruz?”

Hayır.. Bakın benim bu konuyu anlamam baya vaktimi aldı. Uzun zamanlar ben de denize mi dalıyoruz diye sordum kendime ama aslında olay şu:

eğer aperture’yi kısarsan kameran herseyi net göstermeye başlar. Işık miktarı azalır evet.. Ve hatta görüntüler biraz karanlık olmaya başlar ama hersey net olur!! Bunu istemiyoruz!!

“Abi şimdi kapatıyorum bu siteyi!! Net görüntü istemeyen bir adamın yazısını daha fazla okuyamam! Niye net olmasını istemiyoruz ki???” Çünkü!!!

gerçek filmlere gidip kendi gözlerinle bak!!! Adamlar o anda neyi göstermek istiyorlarsa onu netliyorlar ve geri kalan daha uzaktaki ve daha öndeki bütün herşey bulanık oluyor!! bütün baba sinema filmlerinde bu kural geçerli! Reklam filmleri de öyle! Profesyonel çalışmaların hepsine bak! Adamlar öyle açıyorlar ki apertureyi.. Oradan o kadar çok ışık giriyor ki!! Kamera mesela sadece 1 metre ile 1,5 metre arasında kalan mesafeyi netliyor. O alanın dışında kalan objeler bulanık oluyor. eğer o net alana bir oyuncu koyarsan işte o adam net görünecek!! Ve tıpkı sinema filmlerinde olduğu gibi diğer yerler bulanık!!

“Abi anladım galiba.. Yani sen diyorsun ki apertureyi açalım yani sonuna kadar ve hep öyle çekim yapalım.. “

Evet bunu söylüyorum.. Ama şimdi bir sorunumuz var..

“Yine mi?” Evet yine..

Apertureyi full acarsanız ve o şekilde zaten çok aydınlık olan bir yere gidip çekim yaparsanız o çekimi daha sonra izlediğinizde sadece beyazlık görürsünüz.. Çünkü o kadar çok ışık girer ki kameraya, aletin içindeki ışık algılayan çip (CCD) deliye döner ve sadece beyazlık kaydeder.. Bu bizim istediğimiz şey değil..

“O zaman ne yapalım?”

O zaman işte yeni bir terim öğrenmenin zamanı geldi.. SHUTTER SPEED…

Shutter speed neyi ayarlıyor? Shutter speed hani kameranın içindeki o CCD var ya.. Onun ne kadar hızlı göz kırpacağını ayarlıyor..

“Ne göz kırpması? Ne?”

Ya olay su.. kameranın yerine kendini koy.. Gözbebeğin sonuna kadar büyümüş ve güneşli bir havada seni çıkarmışlar sokağa geziyorsun. Gözlerin deli gibi acıyor. Sulanıyor niye? çok fazla ışık var!! Ne yaparsın? Gözlerini kırpmaya başlarsın.. Niye?

“Çünkü kırparak gözlerimi azıcık da olsun dinlendirmiş olurum.. ” Aferin!! İste bu!!

Gözlerimizi kırparız devamlı.

“Ama ben mesela full kapatırım gözümü hiç açmam.” diyorsanız orda hata yapıyorsunuz.. Kamera sizin gibi değil. O bunu yapamaz. Çünkü onun görevi devamlı önündekini görebilmek.. İste o yüzden o SHUTTER SPEED ayarını kullanıyor. Ve insan gözünün yapabileceğinden çok daha hızlı olarak kendini saniyede yüzlerce kez kapatıp açıyor.. böylece aperture full açık bile olsa o kendini kapatıp açtığı için devamlı üstüne düşln ışık miktarından daha az etkileniyor.

“Mesela kaç defa?” Kamerasına göre bu değişir ama standart bir kamerada 6 dan 10000'e kadar SHUTTER SPEED ayarı seçmek mümkündür. Yani saniyede 6 kere göz kırpıyor ya da saniyede 10 bin kere göz kırpıyor.. Ne kadar çok kırparsa ışıktan o kadar az etkileniyor. böylece APERTURE full açık bile olsa ve çok ışık olan güneşli bir mekanda bile olsa hala net, canlı ve iyi bir kalitede çekim yapabiliyor. Ve ayrıca DEPTH OF FIELD da gayet dar oluyor. tıpkı film kamerası gibi!!

Film çekerken en önemli şey DEPTH OF FIELD’ minimumda tutabilmek. böylece sadece çektiğiniz kişi net iken etrafını bulanık yapabilirsiniz ve izleyicinin psikolojik olarak “abi bu gerçek film gibi görünüyor harbi profesyonel olmuş” seklinde etkileyebilirsiniz.

Dediğim gibi bunu en azda tutmak için APERTURE’ Yİ açmanız gerekli ve ona göre de SHUTTER SPEEDDİ ayarlamanız gerek..

“İyi de nasıl ayarlayacağım?” Onu bilemiyorum. Kimi kameraların üstünde shutter speed diye bir düğme vardır oradan ayarlarsın. kimisinde menüsünden ayarlarsın. Kimisinde öyle bir ayar hiç yoktur full otomatik ayarlıyordur kamera kendisi.. Bu konuda yapmanız gereken kullanma kılavuzunuzu iyice bir kurcalamak..

“Peki tamam ayar yapmayı buldum.. Peki doğru ayarın ne olduğunu nasıl anlayacağım?”

Bunu yaparken gözlerinize güvenin.. kameranın küçük ekranından bakarak ayarlamayı yapabilirsiniz. Görüntünün çok parlak olmamasına dikkat edin. Biraz karanlık olması daha iyidir. Yeterki çok parlak olmasın.. İnsan gözü halen bilgisayarların bile ötesinde bir renk ayrıştırması yapabilmekte! Gözlerinize güvenin ve memnun kalana kadar SHUTTER SPEED ayarını yukarı aşağı oynayın.

                                                                                                                           Alıntıdır...