kameraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kameraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2011 Cuma

KAMERA!


Kamera emri! Kamera film çekmek için ihtiyacın olan tek ve tek mecburi teknik ekipman! Onsuz maalesef ne kadar istekli ve yaratıcı olursan ol bir film çekmen imkansız. kameranı nasıl nerden temin edersin bilemiyorum. muhtemelen bir kameran hazırda var. ya da bir arkadasın sana ödünç verebilecek durumda ya da gidip kiralayacaksın orasını bilmiyorum ama kameran olana kadar hayallerini gerçekleştirmen çok zor.

İyi de nasıl bir kamera?

Bir çok çeşit kamera var gibi gelse de aslında hepsi birbirinin aynı bu aletlerin. hepsine bir kaset takıyorsun ve kırmızı düğmeye basıyorsun. Nereye doğrultursan orayı çekiyorlar. Ama farklılığı oluşturan şey kameraların görüntü kaliteleri. Unutmayın amacımız film görüntüsüne yaklaşmak!! gerçek sinemacılar bizim kullandığımız gibi video kameralar kullanmıyorlar. Onlar gerçek film kullanıyorlar. nasıl yani? bas baya gerçek film. Hani fotoğraf makinenin içine 36 lık film koyuyorsun ya. Aynı o filmi kullanıyorlar. Biz gidip 36 lık film alıyoruz, onla 36 tane fotoğraf çekiyoruz adamlar kameralarına o filmi takıp saniyede 24 kare çekiyorlar! artık düşünün o filmin maliyetini!

Biz VİDEO kameraler kullanıyoruz. Bu kameralar içlerine kaset alıyorlar film değil. ucuzlar ve kullanımları daha kolay. Ama işte kilit noktaya geliyorum bu kameraların görüntü kaliteleri gerçek film kamerasından çok daha kötü. O yüzden görüntü kalitesinde kameranızın iyi olması için elinizden geleni yapın.

video8 kameralar pek süper değiller ama daha iyisini bulamıyorsanız idare derler. eğer bir video8 kameranız varsa tamam demektir. sVHS kameralar de video8 kameralar ile aşağı yukarı aynı görüntü kalitesindeler. İkisini aynı kategoriye alabiliriz. Bu kameralar analog çekim yaparlar (analog ile dijital arasındaki farkı montaj sayfasında okuyabilirsiniz).

Bir üst mertebe olarak mini DV kameralara gelebiliriz. Bunlar dijital çekim yapan kameralardır. Görüntü kalitesi olarak kat be kat daha üstünlerdir video8 kameralara göre. Ses olarak da çok iyilerdir CD kalitesinde ses kaydı yapabilir bu kameralar. eğer elinizde bir dijital kamera varsa yaşadınız! Film olayına çok daha güçlü ve etkili girebiliriz! Gerçek filmcilerin yaptıklarına çok daha yakın sonuçlar çıkarabiliriz!! mini DV kameralar ve kullandıkları mini DV kasetler çok daha pahalılar normal kameralara göre ama bu ekstra fiyata fazlası ile değiyorlar..

Bir üst kategori olarak da 3CCD dijital kameraları örnek verebiliriz! Bunlar da dijital kamera ama bunların olayı daha da ayrı! Bu kameralar da mini DV kaset kullanıyorlar ama bu kameraların içinde renkleri ve şekilleri algılamak için 1 yerine 3 adet çip var (CCD), görüntü kalitesi mükemmele yakın sonuç veriyor bu kameraların. Şu anda kullandığım Canon XL1s kameram da 3CCD bir kameradır. eğer bu tarz bir kameraya yaklaşabiliyorsanız elinizden kaçırmayın! Filmi ne ile çektiğiniz çok önemli! Çünkü bir kere çektiğiniz zaman o filmi daha sonra mevcut halinden daha iyi bir görüntü kalitesine ulastırmak mümkün değil.. İlk yaptığınız çekimden sonra filmde yapacağınız her ayar aslında filmin netliğini düşürücü bir harekettir İlk çekimde en iyi performansı almak çok önemli o yüzden!

Daha üst kategoriler yok mu? Elbette var! Hatta aslında yolun daha başında sayılırız! Ama daha üst kategoriye ait kameralara yaklaşabiliyorsanız ve o tarz kameralarla uğraşabiliyorsanız o halde siz bu işin içinden birisiniz demektir. Bu yazıyı sizin için yazmıyorum. Amacım olaydan sıfır anlayanlara yardımcı olmak! O yüzden dediğim bu kamera tarzları hakkında bilgi sahibi olmak ve bunları birbirinden ayırabilmek bu aşamada yeterli!

Kameralarda arayacağın başka özellikler yok mu? Yani bir tek görüntü kalitesi mi? Aslında kameraların görüntü kaliteleri arttıkça ona bağlı olarak diğer özellikleri de artıyor. Satın alınan kameraların büyük bir çoğunluğu film çekmek amaçlı alınmıyor. Herkes önemli günleri çekmek aile bireylerini ölümsüzleştirmek ya da düğünlerde sünnetlerde kullanmak amaçlı alıyor kameraları. Yani esas amaçlanan şey mümkün olduğunca otomatik olmaları. Firmalar da ona göre dizayn ediyorlar kameraları. Yani full otomatik kameralar! Kullanıcının yapması garken tek şey kırmızı düğmeye basmak. Kamera fokus tan shutter speede herşeyi kendisi ayarlıyor. Ama film cekerken bize tam tersi lazım!!! Bizim ihtiyacımız mümkün oldukça manuel bir kamera! Yani bütün otomatik ayarları hakimiyetimiz altına alabileceğimiz bir kamera! Manuel fokus, manuel aperture, manuel shutter speed, manuel white balance.. Tamam belki bu dediklerimden hicbirşey anlamadınız ama inanın çok basit terimler. İlerde bunlar hakkında bilgi vereceğim. Hiç bir eksiğiniz kalmayacak. Sadece aklınızda bulunsun mümkün olduğunca MANUEL bir kamera bulmaya çalışın!

iyi de neden? Ne güzel kamera bizim için herseyi ayarlıyor. Niye biz onlarla uğrasalım ki? Diyorsunuz ama kendi istediğiniz gibi irisi fule açıp yeteri kadar zoom yaptığınızda, film görüntüsüne yakın görüntü almaya başladığınızda fikriniz değişecek! O yıllardır kullandığız kamerada ne marifetler gizli olduğunu görünce siz de şaşıracaksınız



3CCD TEKNOLOJİSİ NEDİR?

3CCD olayı günümüzde kameraların en yüksek görüntü kalitesine rahatlıkla ulaşmalarını sağlıyor! Kameraya giren ışığı 3 ana renge bölüp 3 ana rengi de farklı çiplere gönderen bu sistem Canon Xl1s, Sonny x-2000 gibi kameralarda mevcut. Mümkünse filminiz için 3CCD bir kamera temin etmeye çalışın! Kameranın fiyatının belki 2 kat artmasına sebep oluyor ama görüntü kaliteniz de onunla beraber artıyor. Bu en önemli nokta! Ulaşabileceğiniz en yüksek görüntü kalitesini yakalamaya çalışın!!

Canon Xl1s – 3CCD – mini DV kaset

Size en çok tavsiye edebileceğim kamera. Lens değiştirme opsiyonu sunan ve bu sayede gerçek 35 mm film kameralarının kullandığı lensleri kullanma sansı veren. Frame movie mode formatında çekimi sayesinde filmlook olayına bizi büyük bir adim yaklaştıran ve mini DV kaseti olup 3CCD teknolojisini kullanan yegane kamera.
Canon Xl1s.
Internetten yaptığım araştırmaya göre fiyatı 3200$ civarında. Ama elbette eski modeli olan Xl1' i ikinci el bulmak ya da kiralamak bildiğim kadar ile mümkün. Ben projelerimi bu kamera ile gerçekleştiriyorum ve sonuç her seferinde beni fazlası ile memnun ediyor!!! Rakiplerinin aksine hacim olarak çok daha büyük ve ağırlık olarak da 3 kilogram civarında. Hatta taktiğiniz aksesuarlara göre ağırlığı daha da artabiliyor. Bunu bir dezavantaj görenler olduğu gibi sarsıntıyı engellemek adına bir avantaj görenler de var. Ne olursa olsun eğer kameran büyükse bunun psikolojik olarak hem sana hem de çalıştığın ekibe verdiği bir profesyonellik hissi var bu tartışılmaz.. bütün mini DV kameralar gibi bu kamerada da capture kartı olmaksızın direk bilgisayar bağlantısı ile mükemmel kalitede video transferi mümkün. Dijital kamera tercih etmeniz için çok önemli bir faktör.

Sony VX2000 – 3CCD – mini DV kaset

Günümüzde en çok tercih edilen ve her kategoride kullanılan kamera. 3CCD olup da bu kadar küçük olmayı başaran çok az kameradan biri. SONY VX2000 bir çok kısa filmcinin olduğu gibi rahatça insanların dikkatini çekmeden çekim yapabileceğin için belgesellerde de fazlası ile kullanılan bir kamera. mini DV kasete çekim yaptığı için tıpkı XL1s gibi çok yüksek görüntü kalitesi ve CD kalitesinde ses sunan bu kamera’nın tercih edilişinin esas sebebi ise fiyatı. Verdiği görüntü kalitesinin yüksekliğine rağmen fiyatı 2000$ olan bu kamera’yı ele geçirebiliyorsaniz kesinlikle tavsiye ederim.
Lensi değiştirilemiyor ve Frame movie mode özelliği de yok bu bir miktar kısıtlayabilir yaratıcı filmcileri ama bildiğim kadarı ile bir çok kısa film yarışmasında ödül almış olan İlker Canikligil projelerinin bir çoğunda bu kameranın daha düşük versiyonu olan SONY VX1000'i kullanmıştı..

Canon GL2 – 3CCD – mini DV kaset

Daha oldukça yeni piyasaya çıkmış sayılan bir model. XL1s ile VX2000 arasında kalmış bir model. VX2000'nin sunmadığı Frame movie mode’u sunuyor ama buda da lens değiştirilebilirlik yok. Ama wide angle lens efektine ulaşmak için objektife mercek aparatlar takılabiliyor. Gerçi bu sanırım bütün kameralarda mümkün olan bir adaptasyon. fiyatı tıpkı VX2000 gibi 2000$ civarında. Ama sanırım bu kameranın ikinci elini bulmakta şimdilik biraz zorlanabilirsiniz.
İçtenlikle tavsiye ederim. Bu kamera ile çekeceğiniz film “film” gibi olur. herkes keyifle izler!

Sony TRV950 – 3CCD – mini DV kaset

Yalan söylemeyeceğim bu kamera hakkında detaylı bilgim yok. Yine oldukça popüler olduğunu ve küçük boyutu ve yüksek görüntü kalitesi yüzünden tercih edildiğini biliyorum. 3CCD olması zaten onun iyi bir kamera olduğunun en büyük işareti. fiyatı yaptığım araştırmaya göre 1550$. sanırım mevcut en ucuz 3CCD kamera. Sony hala bunu üretiyor mu onu da bilemiyorum ama uzun süredir piyasada ve ikinci eli bulmak fazlası ile mümkün. Tavsiye ederim.

JVC DV2000U – mini DV kaset

oldukça lüks bir cihaz. görüntü kalitesi olarak 3CCD’ye yaklaşamasa da yüksek kapasite 1 tek CD’si de oldukça iyi performans veriyor. Ayrıca çok küçük bir kamera bir çok görsel efekti var ama elbette film çekmek için satın alınmayacak kadar pahalı. Kamera alırken özellikle film çekmek için kamera alırken sakın kameranın sahip olduğu görsel efektlerin çokluğuna ya da kaç X dijital zoom yaptığına falan bakarak karar vermeyin. O tarz özelliklerle hiçbir işimiz yok. İstemediğiniz kadar efekt ADOBE PREMIERE’ DE mevcut zaten. fiyatı 2100$

DIGITAL 8 KAMERALAR

Bu kameralar video8 ile mini DV dijital kameralar arasında kalmış bir ara kategori. Yani çekimi dijital yapıyor ve böylece kamerada yaptığınız çekimi doğrudan firewire ile bilgisayara aktarabiliyorsunuz ama kullandığı kaset yine video8 kadar büyük bir kaset ve görüntü kalitesi olarak da malesef mini DV kameralar gibi iyi netice vermiyor. İçinde tek CCD var. Listemde en üst sırada değil ama yine de işinizi görecek kadar iyi. Bu tarz kameraların fiyatları. 700-800$ civarında oluyor. Evet fiyat oldukça düştü ve hala dijitaliz…

Geri Kalan Kameralar (video8 – Hi8 – VHS)

Görüntü kalitesinin önemini ne kadar vurgulasam azdır. Bu konuda maalesef kolay ya da pratik yoldan yapabileceğimiz birşey yok. iyi kameraya sahip olmak çektiğiniz filmin izleyiciler tarafından algılanış biçimini etkileyecektir. Televizyonda kanallarını hızlı geçerken bir programın kalitesinin ne olduğunu sadece bir kaç saniyede algılayabiliyorsunuz. Sırf görüntüdeki kaliteye bakarak bunun bir film mi olduğunu, bir haber bülteni mi olduğunu, ya da bir dizi film mi olduğunu anlamak çok kolay çünkü bunca zaman izlediğimiz programlar görüntü kaliteleri ile beynimize kazınmış durumdalar. O yüzden film deyince insanin aklına iyi bir görüntü kalitesi kazanmış oluyor. Bunun altına inmemeye çalışın. Dijital kamera bulmak için elinizden geleni yapın.. Ama eğer elinizde video8 – Hi8 – sVHS kasetlere çekim yapan kameralar varsa yine de birşeyler çıkarmak mümkün. neticede ben boo – the- movie filmini çaresizlikten vide8 kamera ile çekmiştim. Yani film oluşur ama bittiğinde görüntüler sizi memnun etmeyecektir.  Senaryonuz mükemmel olmalı ki aradaki farkı kapatın

MIKROFON

Film olayı görüntü ve sesin birleşimi ile oluşuyor. ama nedense film cekerken amatör arkadaşlar ses olayını çok hafife alıyorlar. Hatta Ses olayını bütünü ile boşluyorlar da diyebilirim. Ses çok önemli!!! Mümkünse kameranın üstünde mevcut olan mikrofonu kullanmamaya çalışın.. Daha profesyonel başarılı mikrofonlar öneriyorum. Bu konuda diyebileceğim tek şey

“Directional Balanced Mikrofon!!!”

Directional (yönlü) ne demek? Mikrofonu bir tabanca gibi düşünün. Ucunu nereye doğrultursanız oradan gelen sesi alacaktır. Bu işte directional mikrofonları marifetlidir. Diyalog çekimlerinde birebirdir. Doğrulttuğunuz oyuncunun sesini alırken etraftan gelen diğer alakasız sesleri minimuma indirir. Ben pick – nick filmimizi çekerken SENNHEISER K-6 model bir mikrofon kullandım etrafına da rüzgar sesini önleyici bir yünlü kılıf taktım. İnanılmaz neticeler aldım. Bir otoyolun yanında çekim yaptık. Kamyonlar minibüsler geçiyordu ve o gürültüye rağmen diyalogları tertemiz güçlü ve canlı bir şekilde aldı. Kameranızın üzerindeki mikrofon bunu yapamaz. Çünkü genelde o mikrofonlar geniş bir alandaki bütün sesi almak üzere dizayn edilmiş mikrofonlardır.

Ama sesi önemseyin. yaptığınız çekimlerde ses konusunda bir tek amacınız olsun “sesi tertemiz almak!!” ” diyalogları nem net almak!! Ve olması gerekenden başka bir sesi kaydetmemek!”"

Arka fon sesleri çok sorun yaratacak. Montajda ses atlamaları olacak!! Dert dert dert!

Bunun için ses çok önemli. görüntü kadar ses de izleyiciye profesyonel bir film izlediği hissini verir..

IŞIK

Işık konusu ile amatör düzeyde ben açıkçası çok uğraşmayı tavsiye etmiyorum bu konuda tavsiye edebileceğim birşey yok. sadece mevcut ışığı iyi değerlendirin diyorum. Konuyu ışık ve ses başlığı altında zaten ilerde okuyacaksınız..

diğer!

Kamera ayaklığı, filtreler, ışık ölçerler.. hiçbir projemde kullanmadım.. Tek kullandığım filtre natürel density ve polasizing filtresi. Biri güçlü güneş ışığı miktarını azaltıp çok daha duru ve net bir görüntü almanızı sağlıyor. Polasizing filtre de parlak yüzeylerden yansımayı azaltıyor. Bu ikisi dışında başka bir filtreye çok nadir ihtiyacınız olur. tavsiyem öyle iki renkli filtrelere falan para vermemeniz. bütün bunlar zaten post productionda bilgisayarın hüneri sayesinde kolayca yapılabiliyor..

Kamera ayaklığı kullanamadım ama arasıra ihtiyacım olmadı da değil. Her zaman elde çekim yapmayı tavsiye edemiyorum. çekim yaparken kamerayı oynatmaktan korkmayın.. ama kimi görsel efekt çekimlerinde kameranın hiç hareket etmemesi gerekiyor. O zaman kamera ayaklığı maalesef mecburi oluyor. Mesela Öcü dizisi serisinde kamera ayaklığı kullandım. Bir de diğer çektiğim komedi dizisinde Misli’nin aniden kıyafet değiştirmiş olması görüntüsünü o şekilde kamera ayaklığı yardımı ile yaptım. Bunlar dışında hiç kullanmadım..

Yani yukarıda söylediğim gibi iyi bir kamera ve iyi bir mikrofon dışında başka hiçbirşeye ihtiyaç yok…


                                                                                                                                       Alıntıdır...

ÇEKİM TEKNİKLERİ


Ya film çekme olayı gerçekten kolay. Kendimizi hiç kasmaya gerek yok..

Şimdi mesela bir film izleyin.. Mesela bir diyalog geçiyor filmde yani iki kişi konuşuyorlar. önce biri konuşuyor kamera onu gösteriyor.. Sonra diğeri konuşuyor kamera ötekini gösteriyor. Sonra bunlar konuşmaya devam ediyorlar kamera ikisini gösteriyor.. Sonra biri mesela birşey işaret ediyor (camdan içeri bir uçak giriyor olsun) kamera uçağı gösteriyor.. Sonra patlamalar falan filan..

Bizim de mesela böyle bir sahnemiz var.. yani iki kişi konuşucak..

Bunu nasıl çekelim?

Bunu çekmenin bir kolay yolu var bir de biraz daha profesyonellere göre yolu var..

Gelin ben size kolayı anlatayım.

Oyuncular hazır.. Işık yeterli.. Sessizlik.. Kamera Ali’ye donuk (Ali kim mi? Oyuncu..) Motor!!!

Ali: Hoca haber?

Yönetmen: Kes!!

Kamera Ahmet’e döner..

Yönetmen: Motor!!

Ahmet: İyidir ya napalım? Yuvarlanıyoruz..

Yönetmen: Kes!! Ahmet yanlış söyledin. Yuvarlanıp gidiyoruz diyecektin..

Kameraman: Yönetmenim başa sarıyım mı kaseti? Ahmet’in konuştuğu yere..

Aman ha!! Sakın öyle şeyler yok. Hata yaptıysanız da önemli değil. Kaseti başa sarmak yok!! Bu bir çok hataya sebep verir.. Mesela kasette üst üste çekim yapmak kaseti yıpratabilir. Ayrıca tam düzgün sarmazsanız doğru çekimin üstüne kayıt yapamayabilirsiniz. O yüzden kamera devam…

Yönetmen: çekim 2! Motor!!!

Ahmet: İyidir ya ne yapalım yuvarlanıp gidiyoruz..

Yönetmen: kes!! Ok! Kamera açısı değişsin. İkisini birden alalım..

Kamera açısı değişir. İkisi birden alınır.

Yönetmen: Motor!!

Ali: Var mısın gel senle ördek avlamaya gidelim!!

Ahmet: Ama yılbaşı değil ki? Ördeği ne yapıcaz?

Efendim bu böyle devam eder.. Başarısız çekimler daha sonra montajda atılır (daha montaja gelmedik sabırlı olunuz o kısmı da anlatacağım) ve elimizde Ali ile Ahmet’in diyaloğu kalır.. Ve bunu kolayca çektik bitti gitti işte.. Ama şimdi bir sorun var..

Mesela Ali’nin “Hoca haber” dediği yer var ya? Hani ilk çekimden bahsediyorum.. çekimden sonra yönetmen fikir değiştirdi.. Ali’nin “hoca haber” dediği çekimde hem Ali’nin hem de Ahmet’in beraber olmasını istiyor…!!! Al bakalım!! nasıl yapıcan şimdi onu? öyle bir çekim yapmadık ki? Adamları bir daha mı çağıralım? Bir daha mı mekana gidelim? artık geçti.. elimizdeki neyse film o..

Ama gelin ben size bir de profesyonel taktikten bahsedeyim.. Bu biraz daha vaktinizi alır ama montajda inanılmaz özgür olursunuz. nasıl mı? diyalogları her kamera açısından full kaydederek!!

Yani bir diyalog belirleyin.. Mesela senaryoda “buradan şuraya” kadar diye kararlaştırın. Oyuncular o kısımdaki diyaloğu iyice özümsesinler ve ezberlesinler. Sonra kamerayı istediğiniz bir açıya ayarlayın.. Mesela iki oyuncuyu birden alacak şekilde ayarlayın.. Ve MOTOR!!

ALI: Abi ördek diyorum.. Ne yılbaşısından bahsediyorsun?

AHMET: Pardon ya benim aklım bir ara Tavuğa gitti..

YONETMEN: Ahmet!!! Abicim ne tavuğu! Aklın Hindiye gitti!!

KAMERAMAN: Kayıdı durdurayım mı?

YONETMEN: Hayır! Kayıdı kesme! Bu kısımları atarız montajda! Şimdi Pardon ya kısmından devam edelim..

AHMET: Pardon ya benim aklım hindiye gitti bir ara..

çekimlerde çok uzamadığı sürece çekim hatalarını durdurmayın.. Bunun size sağlayacağı teknik bir katkıolmayacak belki ama daha sonra çekim hatalarını izleyerek kopacaksınız

Tamam nerde kaldık? Şimdi mesela bu sahneyi çektiniz. Şimdi baştan!! Aynı diyalog. Bu sefer başka kamera açısı.. Mesela bu sefer Ahmet’e döner kamera ve çekim öyle yapılır.. Daha sonra Aliye döner sonra ne bileyim yönetmenin keyfine kalmış.. İstediği kamera açısını full diyalog çeker.. böylece montajda istediği her kamera açısına diyalogun her anında sahip olur..

Ama bunda da önemli bir nokta var! O da oyuncuların bir önceki sahnedeki hareketlerini zamanlama olarak aşağı yukarı aynı anlarda yapmaları ve diyaloglarını da aşağı yukarı aynı tutmaları. Tabi bunlarda mükemmel olmak zorunda değiller. Mesele çekimin birinde oyuncu elini cebine sokuyor. Diğerinde eli cebinde değil.. Bu bir sorun olabilir.. ama bunun dışında ne bileyim oyuncu elini diğer çekimde 2 saniye geç kaldırdı ilk çekimde 2 sn erken kaldırdı bundan bir sorun yok.. Montajda hepsi düzelir efendim..

DETAY ÇEKİMLER

Şimdi bu noktalara dikkat ederek çekim yapıyoruz.. Ama başka noktalar da var.. Onlara da değinelim.. Mesela detay çekimler..

Hani vardır ya.. Filmde izlersin.. Adam yolda yürürken birden canı yanar ayağını tutar.. İzleyici olarak iç güdüsel olarak direk adamın ayağını görmek istersin. “Ayak!!! Ayak gösterin bana! Ayağa ne oldu göreyim!!” diye içinden bir ses yükselir.. İste kameranın ayağı yakinen göstermesi ve orda ayağa saplanmış çiviyi göstermesi bir detay çekimdir. filminize detay çekim koyun bol.. Mesela iki kişi konuşuyor.. Bu kişilerin el hareketlerini. O sırada birşeyler içiyorlar mesela.. Masadan bardak alışlarını.. Mesela bir çekmece açıyorlar.. Çekmeceye elin gidisini ve açışını.. Biri ateş edecek. tetiğin çekilişini.. Ya da kadın intihar edecek.. damdan atlayacak.. Kadının gözlerine (aklından geçenlere) detay çekim yapın!! detay çekim filminize ruh katacak.. Detay katacak. gerçekçilik katacak. İzleyen kendini daha çok filmin içinde ve olaylara daha hakim hissedecek..

Detay çekimleri önemseyin.. Ufak gülümsemeler.. Yüz ifadeleri hep detay çekime uygun şeylerdir..

Dandik Video’dan

Klan Film Görüntüsü Almak İçin Taktikler!!

çekimlerde size tavsiye edeceğim bir takım taktiklere gelelim şimdi..

Bakın bunları uygularsanız yemin ediyorum çok fark edecek! Filminiz gerçek film gibi olacak..

Birincisi kamera hareketleri ile ilgili.. kameranızı çok sallamayın. ama mümkün olduğunca da elde çekim yapın.. (demesi kolay) bunu nasıl sağlayabilirsiniz? Kameranıza ağırlık bağlayın.. Dikkat ettiyseniz bütün o gerçek film kameraları tonlarca ağırlıktalar (lafın gelişi diyorum) ağırlıkları çok olunca sarsılmaları daha zor oluyor (atalet olayı fizikle ilgilenenler bilirler).

Kamerayı çekimlerde hızlı hareket ettirmeyin. öyle yürürken falan çekim yapmayı mecbur olmadıkça denemeyin.. En favori filmlerinize bir daha göz atin. gerçek filmlerde hızlı ve sarsıntılı kamera hareketi yoktur. Sizin filminizi de izleyenler filminizde sakin ve sarsıntısız görüntüler görünce bilinç altlarında pahalı bir prodüksiyon izliyormuş hissine kapılacaklar!!!

başka? Daha var elbette!

kameranızda “imale stabilization” (sarsıntı engelleyici) diye bir düğme var mi? onu iptal edin!!! Çünkü o aslında görüntüyü çekip büyütüp netliğini düşürmekten başka işe yaramıyor. İlerde filminizi izletirken en çok ihtiyacınız olacak şey netlik! Net!! Sarsıntıyı dediğim gibi ağırlık ekleyerek, fazla hareket etmeyerek yada ne bileyim duvara yaslanarak azaltabilirsiniz ama dijital icatlardan kaçının.. Image stabilisation yok!!!

ZOOM!!!! ASLAAAA!!!!!! ASLA ve ASLA ZOOM YAPMAYIN!!! oyuncuya zoom yapmak mı istiyorsunuz? Üşenmeyin!! Kaldırın kıçınızı ve oyuncunun yanına bizzat kendiniz gidin!! En favori filmlerinizi tekrar izleyin!! Hangisinde zoom görüyorsunuz? Zoom düğün ve nişan kameramanlarının davetlileri tek çekmek için kullandığı ucuz bir numaradır.. çekim sırasında sakın zoom tuşunu kullanmayın!! Bu sadece filmde amatör bir etki bırakacaktır!! Tekrar ediyorum NO ZOOM!!!

Ama sakın bunu yanlış anlamayın.. Yani kameranızın zoomunu en geri alın ve bütün çekimleri öyle yapın anlamına gelmiyor bu!! Dediğim çekim esnasında zoom yapmayın!! Yani çekimden önce zoom yapıp objeyi yaklaştırın uzaklaştırın keyfinize göre takılın ama record tuşuna bastıktan sonra zooma dokunmak yok!! Çünkü inanın bana bu ise yaramayacak ve izleyenler kendini düğün kasedi izliyor gibi hissedecekler!!! (ayrıca zoom görüntüdeki sarsıntıyı artırır. Zoom konusunda kendinizi iyice geliştirin. Ne kadar zoom o kadar çok sarsıntı!)





Gelelim yine kamera hareketlerine.. Kamerayı soldan sağa hızlıca döndürmeyin!! Unutmayın elinizdeki video kamera.. Görüntüye normal film kamerası gibi reaksiyon göstermiyor. Kamerayı soldan sağa doğru çevirmeye PAN denir (işte size bir terim ama bilmek zorunda değilsiniz)

Asla hızlı PAN yapmayın.. Hatta mümkünse hiç pan yapmayın!! Size başka bir alternatif sunayım.. Kamerayı çevireceğinize kamerayı yan ilerleterek çekeceğiniz diğer objenin yanına gelin.. Yani tıpkı zoomda olduğu gibi zoom yapmak yerine nasıl kendiniz gidiyorsanız objenin yanına.. PAN yapmak yerine de kamerayı yan ilerletin.. Anlatabildim mi? Yani yan yürüyün.. Ama kamerayı sağa sola çevirmeden.. Yine birçok favori filminize göz atacak olursanız bu bahsettiğim kamera hareketini yakalayacaksınız. PAN yok!!

gerçek bir sinema filmindeki görüntü ile normal bir el kamerasının görüntüsü elbette kalite olarak aynı olmaz. Bunu diyerek isin sonuna son noktayı koymak çok yanlış. Çünkü aslında film görüntüsü denen bu sihirli olayın sırrı kesinlikle kameranın görüntü kalitesinde saklı değil!!!

Kameran ne kadar dandik olursa olsun bazen sen bile bazı yaptığın çekimlerde tesadüfen “Ana bu görüntü çok harika olmuş. Resmen film gibi olmuş. Bunun üstüne müzik koysam direk film diye izletirim insanlara” dediğin oluyordur. İyi de bunun sırrı ne?

ARKAFON!!! Ya da başka bir şekilde tarif edeyim: DEPTH OF FIELD!!! Ya da Türkçe olarak söylemek gerekirse: NETLIK DERINLIGI!!! “nasıl yani?”

Açıklayayım..

Şimdi kamerada bazen yaptığımız çekimler bulanık olur.. Yani gider çekeriz birşeyler. Mesela uzaktan zoom çekeriz birinin suratına, görüntü busbulanık olur. Kamera bir türlü netleşemez.. Deli oluruz!!! Bunun sebebi nedir?

Çünkü kamera o anda başka bir derinliğe netlenmistir!! nasıl yani? Senin esas net görmek istediğin obje ya da insan mesela sadece 5 metre uzaklıktadır ama kamera mesela sadece 1 metre uzaklıktaki birşeye lensini netler. Bu yüzden o bir metre uzaktaki objeler net olurken 1 metreden daha uzak ya da daha yakın olan objeler bulanık olurlar.

“İyi de ne alakası var? Ben bazen mesela dışarda gündüz vakti çekim yapıyorum. İster 1 metre olsun ister 100 metre olsun herseyi nem net gösteriyor kamera. Senin dediğin gibi bulanıklık sorunu yasamıyorum!” diyorsanız zaten ben de o noktaya geliyorum…

Kameralar neden çok fazla ışık olan ortamlarda bu tarz bir sorun çıkarmazlar? Neden mesela güneş altında yapılan çekimlerde, ya da iyi ışıklandırılmış bir mekanda bütün objeleri net gösterirler? Bunun cevabi aperture!

“Haydaaa.. Aperture ne yaw? Abi ben iyice koptum artık..” diye düşünme kesinlikle.. Git aynaya bak!!! göz bebeğinin içindeki siyah yuvarlak kısımdan bahsediyorum. çok fazla ışık girince ne yapıyor? Küçülüyor!! Peki karanlık bir ortama girersen ne yapıyor? Büyüyor böylece gözünden içeri daha çok ışık girmesini sağlıyor.. Elindeki amatör kameran da aynı şeyi yapıyor!!

Sen ışık miktarı çok olan bir yere gidersen kameran aperture denen ve lense giren ışık miktarını ayarlayan kapısını kapatıyor (tabi full kapatmıyor sadece bir miktar kısıyor).

“Eeee? Sadede gel? Bu ışık muhabbeti ile film görüntüsü alma arasındaki bağlantı ne? Salak mısın sen bu yazıyı okutuyorsun bana?” dediğini duyar gibiyim.. Bilakis, salak olduğum konusunda yorum yapmiycam ama esas can alici noktaya geliyoruz!!!

Ne yap ne et!!! kameranın aperture ayarlarını kontrol altına al!! Yani kameranın otomatik aperture (iris de denir) ayarını full iptal et ve kendin manuel olarak bunun kontrolünü kendin yap!!

“Bunu yapınca ne olacak?” Sihirli birşey olacak!

Apertureyi full açman demek artık kamerandan içeri çok fazla ışık girecek demek… Bu da depth of field daralacak demek!!! İşte bütün olay bunda saklı!!!

Depth of field (yani netlik derinliği (yani kamerandan ne kadar uzak olan objelerin net görüneceği ayarı)) film kameralarında çok azdır!!!

“Abi ne diyosuuuuuuuunnnnnnn!!!! bi halt anlamadııımmmm!!! Delirecem!! Ne derinliği bu? Denize mi dalıyoruz?”

Hayır.. Bakın benim bu konuyu anlamam baya vaktimi aldı. Uzun zamanlar ben de denize mi dalıyoruz diye sordum kendime ama aslında olay şu:

eğer aperture’yi kısarsan kameran herseyi net göstermeye başlar. Işık miktarı azalır evet.. Ve hatta görüntüler biraz karanlık olmaya başlar ama hersey net olur!! Bunu istemiyoruz!!

“Abi şimdi kapatıyorum bu siteyi!! Net görüntü istemeyen bir adamın yazısını daha fazla okuyamam! Niye net olmasını istemiyoruz ki???” Çünkü!!!

gerçek filmlere gidip kendi gözlerinle bak!!! Adamlar o anda neyi göstermek istiyorlarsa onu netliyorlar ve geri kalan daha uzaktaki ve daha öndeki bütün herşey bulanık oluyor!! bütün baba sinema filmlerinde bu kural geçerli! Reklam filmleri de öyle! Profesyonel çalışmaların hepsine bak! Adamlar öyle açıyorlar ki apertureyi.. Oradan o kadar çok ışık giriyor ki!! Kamera mesela sadece 1 metre ile 1,5 metre arasında kalan mesafeyi netliyor. O alanın dışında kalan objeler bulanık oluyor. eğer o net alana bir oyuncu koyarsan işte o adam net görünecek!! Ve tıpkı sinema filmlerinde olduğu gibi diğer yerler bulanık!!

“Abi anladım galiba.. Yani sen diyorsun ki apertureyi açalım yani sonuna kadar ve hep öyle çekim yapalım.. “

Evet bunu söylüyorum.. Ama şimdi bir sorunumuz var..

“Yine mi?” Evet yine..

Apertureyi full acarsanız ve o şekilde zaten çok aydınlık olan bir yere gidip çekim yaparsanız o çekimi daha sonra izlediğinizde sadece beyazlık görürsünüz.. Çünkü o kadar çok ışık girer ki kameraya, aletin içindeki ışık algılayan çip (CCD) deliye döner ve sadece beyazlık kaydeder.. Bu bizim istediğimiz şey değil..

“O zaman ne yapalım?”

O zaman işte yeni bir terim öğrenmenin zamanı geldi.. SHUTTER SPEED…

Shutter speed neyi ayarlıyor? Shutter speed hani kameranın içindeki o CCD var ya.. Onun ne kadar hızlı göz kırpacağını ayarlıyor..

“Ne göz kırpması? Ne?”

Ya olay su.. kameranın yerine kendini koy.. Gözbebeğin sonuna kadar büyümüş ve güneşli bir havada seni çıkarmışlar sokağa geziyorsun. Gözlerin deli gibi acıyor. Sulanıyor niye? çok fazla ışık var!! Ne yaparsın? Gözlerini kırpmaya başlarsın.. Niye?

“Çünkü kırparak gözlerimi azıcık da olsun dinlendirmiş olurum.. ” Aferin!! İste bu!!

Gözlerimizi kırparız devamlı.

“Ama ben mesela full kapatırım gözümü hiç açmam.” diyorsanız orda hata yapıyorsunuz.. Kamera sizin gibi değil. O bunu yapamaz. Çünkü onun görevi devamlı önündekini görebilmek.. İste o yüzden o SHUTTER SPEED ayarını kullanıyor. Ve insan gözünün yapabileceğinden çok daha hızlı olarak kendini saniyede yüzlerce kez kapatıp açıyor.. böylece aperture full açık bile olsa o kendini kapatıp açtığı için devamlı üstüne düşln ışık miktarından daha az etkileniyor.

“Mesela kaç defa?” Kamerasına göre bu değişir ama standart bir kamerada 6 dan 10000'e kadar SHUTTER SPEED ayarı seçmek mümkündür. Yani saniyede 6 kere göz kırpıyor ya da saniyede 10 bin kere göz kırpıyor.. Ne kadar çok kırparsa ışıktan o kadar az etkileniyor. böylece APERTURE full açık bile olsa ve çok ışık olan güneşli bir mekanda bile olsa hala net, canlı ve iyi bir kalitede çekim yapabiliyor. Ve ayrıca DEPTH OF FIELD da gayet dar oluyor. tıpkı film kamerası gibi!!

Film çekerken en önemli şey DEPTH OF FIELD’ minimumda tutabilmek. böylece sadece çektiğiniz kişi net iken etrafını bulanık yapabilirsiniz ve izleyicinin psikolojik olarak “abi bu gerçek film gibi görünüyor harbi profesyonel olmuş” seklinde etkileyebilirsiniz.

Dediğim gibi bunu en azda tutmak için APERTURE’ Yİ açmanız gerekli ve ona göre de SHUTTER SPEEDDİ ayarlamanız gerek..

“İyi de nasıl ayarlayacağım?” Onu bilemiyorum. Kimi kameraların üstünde shutter speed diye bir düğme vardır oradan ayarlarsın. kimisinde menüsünden ayarlarsın. Kimisinde öyle bir ayar hiç yoktur full otomatik ayarlıyordur kamera kendisi.. Bu konuda yapmanız gereken kullanma kılavuzunuzu iyice bir kurcalamak..

“Peki tamam ayar yapmayı buldum.. Peki doğru ayarın ne olduğunu nasıl anlayacağım?”

Bunu yaparken gözlerinize güvenin.. kameranın küçük ekranından bakarak ayarlamayı yapabilirsiniz. Görüntünün çok parlak olmamasına dikkat edin. Biraz karanlık olması daha iyidir. Yeterki çok parlak olmasın.. İnsan gözü halen bilgisayarların bile ötesinde bir renk ayrıştırması yapabilmekte! Gözlerinize güvenin ve memnun kalana kadar SHUTTER SPEED ayarını yukarı aşağı oynayın.

                                                                                                                           Alıntıdır...