korku uyarlamaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
korku uyarlamaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2011 Cuma

Audrey Rose (1977)



Filmin Hikayesi: Templeton ailesinin düzenli yaşamları, anne baba Janice ve Bill’in, 11 yaşındaki kızları Ivy’i bir adamın sürekli olarak takip ettiğini farketmeleriyle altüst olur. Doğum günü yaklaşmakta olan Ivy ise kabuslar görmekte ve her gece kriz nöbetleri geçirmektedir. Bill polise başvurur fakat bir sonuç alamaz. Audrey Rose ise, bir trafik kazası sonucu arabanın içinden çıkamayıp annesiyle beraber yanarak feci şekilde can veren küçük bir kızdır. Yıllar sonra bir falcı, babası Elliot’a Audrey Rose’un hala hayatta olduğunu söyler. Ivy’i takip eden adam Elliot’tur ve ölen kızı Audrey’nin ruhunun reenkarnasyon geçirerek Ivy’nin bedeninde yaşadığına inanmaktadır.

Gerçek Hikaye: Frank De Felitta’yı bu romanı, daha sonra da filmin senaryosunu yazmaya iten olay, 6 yaşındaki oğlu Raymond’un daha önce hiç piyano dersi almadığı halde birdenbire mükemmel bir şekilde piyano çalmasıymış. De Felitta Los Angeles’da daha sonra bu konuyu araştırınca, Raymond’un bu yeteneğinin vücut bulma olduğunu öğrenir. Bunun anlamı, çocuğun daha önceden pek çok hayat yaşadığıdır. Bu olaydan sonra da yazar reenkarnasyona inanmaya başlar.

Henry: Portrait of a Serial Killer (1986)



Filmin Hikayesi: Film Henry Lee Lucas adlı bir seri katilin hayatından bir bölümü anlatır. Hapishaneden tanıştıkları ve aynı evi paylaştıkları kendisi gibi psikopat ve uyuşturucu bağımlısı arkadaşı Otis’le birlikte zevk için arka arkaya işledikleri bir dizi cinayet konu edilir. Bu canavarca cinayetleri durmaksızın işlerlerken hiçbir amaçları veya motivasyonları yoktur.

Gerçek Hikaye: Yazar ve yönetmen John McNaughton, suç ortağı Ottis Toole ve Ottis’in akrabası olan sevgilisi Frieda ile birlikte suç işleyen seri katil Henry Lee Lucas’dan ilham almıştır. Buna rağmen filmdeki cinayetler serisi, asıl olaylardan çok, Lucas’ın itiraflarına dayanır. Lucas’ın 600'e yakın cinayeti itiraf etmesinin bir önemli sebebi de, itirafta bulunursa hapishanede daha iyi şartlar teklif edilmesiydi. Pek çok itirafı kanıtlanamayan Lucas, 11 cinayetten yargılanmıştır. Bunların arasına Powell da dahildir. Böylelikle de hayatının geri kalan kısmını hapishanede geçirmiştir.

                                                                                                                                               Alıntıdır

The Texas Chainsaw Massacre (1974)




Film şu sözlerle başlar; İzlemek üzere olduğunuz film beş gencin ama özellikle Sally Hardesty ve sakat Franklin’in başına gelen bir trajedidir. Onların genç olmaları çok daha trajik bir olaydır. Ama çok çok daha uzun hayatlar yaşamış olsalardı bile o gün gördükleri dehşeti ve çılgınlığı ne beklerlerdi ne de bunu isterlerdi. Sakin bir yaz öğleden sonrası onlar için bir kâbusa dönüşür. O günün olayları Amerikan tarihinde en tuhaf suçlardan birinin keşfine neden oldu. Teksas Elektirikli Testere Katliamı.

Filmin Hikayesi: Film , birkaç gün tatil yapmak için Texas yollarında seyahat eden bir grup genci konu alıyor. Sally (Marilyn Burns), Jerry (Allen Danziger), Franklin (Paul A. Partain), Kirk (William Vail) ve Pam (Teri McMinn) isimli gençler yolda karşılarına çıkan bir otostopçuyu (Edwin Neal) araçlarına almaya karar verirler. Normal olmadığı her halinden anlaşılan otostopçu, çok geçmeden garip yapısını belli eder ve çakısını çıkarıp kendi elini keser. Ardından Franklin’i de bıçaklayan otostopçudan korkan gençler, kısa süre sonra onu araçtan atarlar.

Bir süre sonra kalacakları eve ulaşan beş genç, tatillerinin geri kalan kısmının güzel geçeceğini düşlemektedirler. Başlarına geleceklerden habersiz gençler, aslında Leatherface’in (Gunnar Hansen) tam avucunun içine düşmüşlerdir…

Gerçek Hikaye: Tobe Hooper’ın Kim Henkel ile birlikte yazıp yönettiği Texas Chainsaw Masssacre, yine Wisconsin’li seri katil Ed Gein’in hikayesinden esinlenilerek ortaya çıkmıştır.

                                                                                                                                             Alıntıdır

3 Kasım 2011 Perşembe

The Hills Have Eyes (1977)



Filmin Hikayesi: Big Bob ve Ethel çifti evlilik yıldönümlerini kutlamak için ailecek bir yolculuğa çıkarlar. Küçük çocukları Bobby ve Brenda’nın yanısıra büyük kızları Lynn de kocası ve yenidoğan bebekleri ile yanlarındadır.

Yolculuk sırasında Bob, New Mexico çölünü daha yakından görmek isteyince anayoldan ayrılıp yan yollara saparlar. Bir benzin istasyonunda öğrendikleri tarife göre devam ettikleri yol giderek tamamen ıssız bir bölgeye ulaşır.

Arabanın lastikleri patlayıp kaza yaptıklarında ailedeki iki erkek yardım bulmak için gruptan bir süre ayrılırlar. Ancak Amerikan hükümetinin nükleer denemeler yaptığı bu alanda yaşayan ve insan etiyle beslenen bir grup mutant fırsattan istifade etmek için çoktan harekete geçmişlerdir.

Gerçek Hikaye: Film, 15. ve 16. yy’larda efsane olan, 40'a yakın kişiyi öldüren ve 1000'e yakın kişiyi yiyen, yakalanana kadar da 25 yıl boyunca mağaralarda yaşayan İskoç Alexander “Sawney” Bean’in hayatından esinlenerek yapılmıştır. Hayatı The Hills Have Eyes ve İngiliz filmi Raw Meat gibi dünya çapında pek çok hikayeye ve filme konu olan Alexander Bean’in yaşadığına günümüzde tarihçilerin pek çoğu inanmamaktadır.

                                                                                                                                     Alıntıdır..

The Exorcism of Emily Rose (2005)



Filmin Hikayesi: Emily Rose adındaki genç kız içine şeytan girdiğini düşünerek kiliseden yardım almaya karar verir. Tıbbi müdahaleler yaşadığı korkunç krizleri ve kabusları gidermeyince Peder Moore ile beraber, dini inançlarına sığınarak bir ayine başlarlar. Ayin sırasında kızın hayatını kaybetmesi ile Peder Moore aleyhinde dava açılır. Davayı yürüten avukat Erin Bruner mantık ve dini inançlar arasındaki ince çizgiyle karşı karşıya kalacaktır.

Gerçek Hikaye: Film, 1968 yılında içine şeytan girdiği düşünülen 16 yaşındaki Alman Anneliese Michel’den esinlenerek yapılmıştır. Yıllarca felç, suistimal, açlık ve şeytan görüntüleri devam edince, 1975 yılında 2 rahip 10 ay boyunca şeytan çıkarma ayinleri düzenlemiş. Bu süre zarfında Anneliese zar zor yemek yiyebilmiş ve 1976 yılının Temmuz ayında açlıktan ölmüş. Ailesi ve rahipler yargılanarak, insan katletmekten suçlu bulunmuşlar ve 6 ay hapse mahkûm olmuşlar.

                                                                                                                                               Alıntıdır

The Exorcist (1973)



Filmin Hikayesi: Merrin, Irak’ta kazılar yapmakta olan bir rahiptir. Orada Şeytan Pazuzu ile ilgili bir şeyler bulur. Bir tarafta ABD’de ise ünlü bir sinema oyunucusun kızı Regen MacNeil psikolojik rahatsızlıklar gösteremeye başlamıştır. Peder Damian ise annesinin rahatsızlığı ile birlikte inancını sorgulamaktadır. MacNeil’in rahatsızlığı artarken doktorlar bunun tıptaki karşılığını bulamazlar ve bir efsane olan şeytan çıkarmayı anne Chris McNeill’e önerirler. Anne ise Peder Damian’dan yardım diler.

Gerçek Hikaye: The Exorcist romanının ve aynı zamanda filmin senaryosunun yazarı olan William Peter Blatty, Georgetown Üniversitesindeyken, 1949 yılında Maryland, Mount Rainier’da 13 yaşında bir erkek çocuğunun yaşadığı Şeytan Çıkarma ile ilgili okuduğu makaleden etkilenmiştir. Hikaye yıllar yılı belki de aileyi koruma amacıyla çarpıtılmıştır. Bununla birlikte çocuğun gerçek evi Cottage City, Maryland’de, şeytan çıkarma ise St. Louis’dedir.


                                                                                                                                     Alıntıdır