George Eastman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
George Eastman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2011 Cumartesi

KISACA SİNEMA TARİHİ


         1800’ lü yıllarda fotoğrafın hızlı bir gelişme göstermesi sinemanın doğmasına ve gelişmesine katkıda bulunmuştur. İlk yıllarda kare kare çekilen fotoğraflar bir çark üzerine sıra ile yerleştiriliyor. Çark çevrildiğinde görüntüler ard arda birbirini takip ettiği için beynimizde birleşiyor ve “hareketliymiş” imajını uyandırıyordu.

         Gelişmeler birbirini takip ederken Fransız fizyolog Etienne Jules Maney , 1882‘ de dizi fotoğraflar çekmeye yarayan fotoğraf tabancasını geliştirir. Fotoğraf tabancası her 70 saniyede bir kere görüntü alabiliyordu. Ardından ABD’ li George Eastman 1887’ de duyar katlı rulo filmi kullanmaya başlar.
       
            Amerikalı mucit Thomas Alva Edison 1891’ de “Film çekme kamerası” ve “film gösterme projeksiyonu “ nu yapar. Edison ilk gösterisini 1894’ te Paris’ te düzenler. Bir eksiği vardır o da film büyük bir perde yerine mercek takılmış bir delikten bir kişinin kutu içine bakmasıyla yapılıyor . Bu gösteriyi izleyen Lovis Lumiere fotoğraf gereçleri sanayicisi olan babası ile “ film çekme kamerası” , “film baskı makinesi” ve “ film gösterme projeksiyonu “ gibi üç işlevli bir aygıt yaparlar. Bu cihaza “cinematographe” ismini verirler. Lumiere ailesi birkaç ön gösterimden sonra 1895’ te  Paris’ te “Boulevard Copucines Grand Cafe “ de profesyonel bir gösteri düzenleyerek seyircilere ilk sinema gösterisini sunarlar. Amerika’ da edison’ nun gösterileri Fransa’ da Lumiere ailesinin gösterileri kısa sürede tüm dünyaya yayılır. Lumiere “ Cinematographe “ haklarını Fransız girişimci Charles Pathe’ ye verirler.  Pathe, finans kuruluşlarının ve o dönemin en iyi yönetmeni olan, Ferdinand Zacce’ nin desteğini alarak film şirketi kurar. Artık Edison‘ la rakip olmuştur. 1900’ lü yılların başlarında sadece Fransa’ da değil tüm dünyada egemenlik kurmaya başlar. 1. Dünya Savaşı’ nın olumsuz sonuçları Pathe Filme’ de yansır. Özellikle Avrupa ülkelerindeki hâkimiyeti yavaş yavaş kaybolmaya başlar.
       
   Teknik anlamda bu gelişmeler içerikte de yeni yeni yöntemler deneniyordu sinema ile ilgili teknikler bulunurken rastlantılarda etkili olmuyor değildi. Mesela kamera yoluyla elde edilebilecek hilelerin çoğunu keşfeden Melies’ e bu fırsatı veren rastlantı şuydu:
       
 Melies çekim yaparken kamerası arızalanır yeniden çalıştırıncaya dek geçen sürede, hareketler, olaylar değişir. Çektiği filmi seyrettiğinde bir kadının aniden erkeğe dönüştüğünü görür. Böylece hareketli resim tekniğinin gerçekte var olmayan olayları yapabileceğini anlar.
       
     Dünya’ da bu gelişmeler olurken Osmanlı Devletin’ de de gösteriler başlar. İlk olarak Romanya uyruklu olan Sigmund Weinberg Gösterileri düzenler 1. Dünya Savaşı’ na kadar sadece dışarıdan gelen filim göstermekle yetinirler. Film yapımına ise Osmanlı devleti’ nin 1. Dünya Savaşı’ na girmesiyle başlar. 1876 – 1877 Osmanlı – Rus savaşında Osmanlı’ nın yenilgiye uğramasıyla Ruslar vardıkları en ileri bölge olan Yeşilköy’ e bir anıt dikerler. Savaş bakını Enver Paşa Osmanlı Devleti’ nin 1. Dünya Savaşı’ na girmesiyle Rusların Yeşil Köy’ deki Ayestefenos anıtının yıkılmasını emreder. Bu anıtın yıkılmasının filme alınmasını ister. Film yapımının araç ve gereçleri Viyana’ dan temin edilir. Sinemacı yedek subay olan Fuat Özkınay 14 Kasım 1914’ te anıtın yıkılışını filme kaydeder 150 metre uzunluğundaki bu film ilk Türk Filmi olarak tarihe geçer. Enver Paşa’ nın Almanya’ yı ziyareti sırasında alman ordusunun sinema kolunun çektiği filmleri izler ve sinema dairesinin Osmanlı ordusunda da kurulmasını ister. 1915 yılında savaş bakanlığı ve Türk orduları yapısında “İç Merkez Ordu Sinema Dairesi”  kurulur. Film yapımı ilk yıllarda cephelerde haber amaçlı kullanılır. Savaş sonrasında cihazlara el konulması tehlikesine karşılık film araç ve gereçleri sivil kuruluşlara devredilir. Almanya’ da tiyatro ve sinema eğitimi alan Muhsin Ertuğrul’ un bu sektöre girmesiyle sinema tamamen sivil insiyatifine geçer.

gonengontam.gen.tr
                                                                                                                                          Alıntıdır....

17 Kasım 2011 Perşembe

Sinema Oluşum Süreci (Hareketli Resim)



Sinemanın temelinde yatan göz yanılsaması, beynin gözün ağ tabakası üzerine düşen görüntüyü kaybolmasından sonra da kısa bir süre algılamayı sürdürmesi ve ardışık ağ tabaka görüntülerini, hareket eder biçimde algılaması olgularına dayanır. Bu yüzden insan gözü, bir perde üzerinde belirli bir hızla (genellikle sessiz sinemada saniyede 16, sesli sinemada saniyede 24 kare) ard arda yansıtılan film karelerindeki görüntüleri kesintisiz bir hareket içinde görür.

Gözün sinemaya temel oluşturan bu özelliği fotoğrafın bulunmasından çok önce biliniyordu, örneğin her sayfasına bir resim çizilmiş kitapların hızla çevrilmesiyle hareket izlenimi yaratılabiliyordu. 1832 de yapılan phenakistoscope ve 1834'te gerçekleştirilen zoetrope gibi optik aletlerle aynı temele dayanarak hareketli görüntüler oluşturulmuştu. 1839'da fotoğrafın bulunmasından sonra, hareketi eşit ve çok kısa aralarla sabit fotoğraflar olarak saptayan yöntemler Edward Muybriagef, yan yana dizdiği fotoğraf makineleriyle koşan bir atın görüntülerini saptadı ve dönen bir disk içine yerleştirdiği bu fotoğraflarla hareketli bir görüntü yaratmayı başardı (1877).

Fransız fizyolog Etienne Jules Marey 1882'de kuşların uçuşunu incelemek amacıyla, saniyede 12 fotoğraf çeken ve kamera takılmış bir makineli tüfeğe benzeyen bir aygıt geliştirdi. 1887'de ABD’li Hannibal Goodwin’in fotoğraf çekiminde selüloit film kullanması, bir yıl sonra da George Eastman’ın bu uygulamayı geliştirerek makaraya sarılı selüloit film şeridinin seri üretimini başlatması, sinema filminin gerçekleştirilmesi için bütün ön koşullan hazırlamış oldu. Thomas Alva Edison ile yardımcısı William Kennedy Laurie Dickson’ın yaptıklan kinetograf, kameranın ilk biçimi olarak ortaya çıktı. Bu aygıtla, kenarlarına düzenli delikler açılmış 15 m’lik filmler üzerine saniyede 40 görüntü saptanabiliyordu. Edison kinetoskop adım verdiği bir gösterim aygıtı aracılığıyla da bu görüntüleri hareketli bir biçimde yansıtmayı başardı. Ama bu aygıt, gözlerini iki küçük deliğe dayayan tek bir izleyici tarafından kullanılabiliyordu. Kinetoskopların ticari olarak satışa sunulmasıyla birlikte Edison, kitlesel film çekimi yapılabilen ve güneşin durumuna göre tekerlekler üzerinde döndürülen ilk film stüdyosu Black Maria’yı inşa etti.

sinemani.com
                                                                                                                                        Alıntıdır...