oscar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oscar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2017 Perşembe

2017 Oscar Adayları

89. Akademi Ödülleri, 26 Şubat’ta komedyen Jimmy Kimmel’in sunacağı bir törenle sahiplerine verilecek.


EN İYİ FİLM
Arrival
Fences
Hacksaw Ridges
Hidden Figures
Lion
Moonlight
Hell or High Water
La La Land
Manchester by the Sea

EN İYİ YABANCI FİLM
Land of Mine, Danimarka
A Man Called Owe, İsveç
The Salesman, İran
Tanna, Avustralya
Tnoi Erdman, Almanya

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Cassey Affleck, Manchester By The Sea
Andrew Garfield, Hacksaw Ridge
Ryan Gosling, La La Land
Viggo Mortensen, Captain Fantastic
Densel Washington, Fences


EN İYİ KADIN OYUNCU
Emma Stone, La La Land
Natalie Portman, Jackie
Amy Adams, Arrival
Meryl Streep, Florence Foster Jenkins
Isabelle Huppert, Elle

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Maherhala Ali, Moonlight
Jeff Bridges, Hell on Night Water
Lucas Hedges, Manchester By the Sea
Dev Patel, Lion
Michael Shannon, Nocturnal Animals

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Viola Davis, Fences
Naomie Harris, Moonlight
Nicole Kidman, Lion
Octavia Spencer, Hidden Figures
Michelle Williams, Manchester By The Sea


EN İYİ YÖNETMEN
Arrival, Denis Vileneuve
Hacksaw Ridge, Mel Gibson
La La Land, Damien Chazelle
Manchester By The Sea, Kenneth Lonergan
Moonlight, Barry Jenkins

EN İYİ SİNEMATOGRAFİ
Arrival
La La Land
Lion
Moonlight
Silence

EN İYİ BELGESEL
Fire at Sea
I am Not Your Negro
Life Animated
O.J: Made in America
13th


EN İYİ KISA BELGESEL
Extremis
4.1 Miles
Joe's Violin
Vatabi: My Homeland
The White Helmets

EN İYİ KOSTÜM
Allied
Fantastic Beeast and Where to Find Them
Florence Foster Jenkins
Jackie
La La Land

EN İYİ SES KURGU
Arrival
Deepwater Horizon
Hacksaw Ridge
La La Land
Sully


EN İYİ SES MİKSAJ
Arrival
Hacksaw Ridge
La la Land
Rogue One- A Star Wars Story
13 Hours- The Secret Soldiers of Benghazi

EN İYİ ORİJİNAL ŞARKI
Audition
Can’t Stop the Feeling
City of Stars
Empty Chair
How Far I’ll Go

EN İYİ SAÇ MAKYAJ TASARIMI
A Man Called Ove
Star Trek Beyond
Suicide Squad


EN İYİ KISA FİLM
Ennemis Interiuers
La Femme et Le TGV
Silent Nights
Sing
Timecode

EN İYİ ANİMASYON
Kubo and the Two Strings
Moana
My Life as a Zucchini
The Red Turtle
Zootopia

EN İYİ KISA ANİMASYON FİLM
Blind Vaysha
Borrowed Time
Pear Cider and Cigarettes
Pearl
Piper


EN İYİ GÖRSEL EFEKT
Deepwater Horizon
Doctor Strange
The Jungle Book
Kubo and the Two Strings
Rogue One: A Star Wars Story

EN İYİ FİLM KURGUSU
Arrival
Hacksaw Ridge
Hell or High Water
La La Land
Moonlight

EN İYİ YAPIM TASARIM
Arrival
Fantastic Beast and Where to Find Them
Hail, Cesaser!
La La Land
Passengers


EN İYİ UYARLAMA SENARYO
Moonlight
Lion
Hacksaw Ridge
Arrival
Fences
Hidden Figures

EN İYİ ORİJİNAL SENARYO
"Audition" (The Fools Who Dream) - La La Land
Can't Stop The Feeling - Trolls
City Of Stars - La La Land
The Empty Chair - Jim: The James Foley Story
How Far I'll Go - Moana

EN İYİ FİLM MÜZİĞİ
Jackie
La La Land
Lion
Moonlight
Passengers

7 Kasım 2013 Perşembe

En iyi animasyon film Oscar'ı için liste açıklandı

19 filmlik listede Çılgın Hırsız 2 ve Sevimli Canavarlar Üniversitesi gibi sevilen animasyonlar var.
Her sene Oscar ödüllerini düzenleyen Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi En İyi Uzun Metraj Animasyon Film kategorisinde yarışacak 19 filmin isimlerini yayınladı.

Liste arasında Sevimli Canavarlar Üniversitesi ve Çılgın Hırsız 2 gibi hit filmler ile Karlar Ülkesi gibi henüz vizyona girmemiş yapımlar da var.

Bu kategorinin kuruluşundan beri Pixar Stüdyosu başı çekmekte. Pixar, son altı yılda beş En İyi Animasyon Oscar'ını kazandı.

86. Oscar Ödülleri adayları 16 Ocak 2014 tarihinde açıklanacak. Oscar seramonisi ise 2 Mart 2014 tarihinde gerçekleşecek.

Yarışacak filmlerin listesi ise şöyle;

Cloudy with a Chance of Meatballs 2
Crood'lar
Çılgın Hırsız 2
Epic
Ernest and Celestine
The Fake
Kahraman İkili
Frozen
Khumba
The Legend of Sarila
A Letter to Momo
Sevimli Canavarlar Üniversitesi
O Apóstolo
Planes
Puella Magi Madoka Magica the Movie — Rebellion
Rio: 2096 A Story of Love and Fury
Şirinler 2
Turbo
The Wind Rises



Kaynak: stargazete.com

24 Eylül 2013 Salı

Oscar yarışından çekildi

Kasım’da vizyona girmesi beklenen Grace Kelly’nin hayatını anlatan 'Grace of Monaco' yapım şirketi tarafından 2014’e ertelendi. Böylelikle film Oscar yarışından çekilmiş oldu.

Başrolünde Oscar ödüllü yıldız Nicole Kidman’ın aktris ve Monako Prensesi Grace Kelly rolünde olduğu 'Grace of Monaco'nun 2014’te vizyona gireceği açıklandı.

Hollywood Reporter’ın haberine göre, bu yıl Kasım ayında vizyona girmesi beklenen film, yapım şirketi Weinstein Co. tarafından 2014 bahar dönemine ertelendi.

Filmde Grace Kelly’nin, Hollywood’daki kariyerine geride bırakarak Monako’ya yerleşmesi ve eşi Monako Prensi Rainer ile yaşadıkları problemler anlatılıyor. Bu yılın başında Monako Prensi 2. Albert ve kız kardeşleri filmin “Tarihsel açıdan yanlış. Gerçek dışı ve tamamen kurgusal sahnelerden ibaret” olduğunu açıklamıştı.

Yapımcı firma erteleme kararı hakkında resmi bir açıklama yapmadı. Ancak film, bu yılki Oscar yarışına dahil olamayacak. Yine bu yıl vizyona giren başka bir prenses filmi 'Diana' ise sinema eleştirmenlerinden kötü not aldı.

kaynak: ntvmsnbc.com

22 Şubat 2013 Cuma

Sokak satıcılığından Oscar yolculuğuna


Dünyanın en talihsiz coğrafyalarından biri olan Afganistan'da yaşayan iki çocuğun hikayesini anlatan kısa film "Buzkashi Boys"un küçük oyuncularının Oscar törenine katılması için başlatılan kampanyaya, THY de uçak biletlerini temin ederek destek verdi. Böylece, ABD'ye uçan oyuncuların mutlulukları gözlerinden okunuyordu.

Kabil’de bir demircinin oğlu Rafi ile sokakta dilencilik yapan öksüz Ahmet'in hikayesinin aktarıldığı, yönetmenliğini Sam French'in yaptığı kısa film, Oscar’lara "En iyi kısa film" dalında aday.


Afganistan’ın milli sporu olan, ölü bir keçiyle at üstünde oynanan Buzkaşi'ye gönül veren iki arkadaştan öksüz Ahmet’i canlandıran 14 yaşındaki Favad Muhammedi, Kabil’de turistlere kartpostal satarken yönetmen French’i etkileyen bir çocuk.


THY SPONSOR OLDU

Muhammedi, törene, Afganistan’ın ünlü aktörlerinden birinin oğlu olan rol arkadaşı Cavanmard Paiz ile katılacak.

İki çocuk dün ilk kez uçağa binip ilk kez yurtdışına çıktı. Afgan çocukların Oscar’a katılması için başlatılan kampanyaya THY de uçak biletlerini temin ederek destek verdi.

FİLMİN KONUSU

Rafi ile Ahmet, büyüyünce Buzkaşi oyuncusu olmak isteyen iki iyi arkadaştır. Ama Buzkaşi oynamak için iyi bir ata ihtiyaç vardır. Ahmet bir gün o atla çıkagelir. Rafi’ye at üstünde maharetini göstermeye çalışırken düşüp kafasını çarpar ve oracıkta ölür.

Bu haftasonu Los Angeles’ta yapılacak törenle dağıtılacak Oscar’lara "En iyi kısa film" dalında aday "Buzkashi Boys" (Buzkaşi Çocukları) adlı filmi yılın en etkileyici filmleri arasında gösteriliyor.

kaynak: hurriyet.com.tr

21 Kasım 2011 Pazartesi

Oscar yarışı kızışıyor


Kerem Akça, Toronto Film Festivali’nden sonraki iki ayda Oscar yarışında değişen dengeleri değerlendirdi

Oscar yarışında Toronto Film Festivali sonrasında “Moneyball”un favoriliğinden bahsetmiştik. Ancak bu durum, geçen yılki “Zoraki Kral” benzeri bir keskinlik sunmadığından zaman içindeki sürece odaklanılması gerektiğini de not düşmüştük. Aradan geçen iki ayda “Artist”, “Shame” ve “The Help” gibi filmler şirketlerinin stratejileriyle gerçek bir tehdit unsuruna dönüşmüş durumda. Eastwood imzalı “J. Edgar” bu süreçte vizyona girip Leonardo DiCaprio dışında olumlu tepki almazken; “The Iron Lady”, “War Horse”, “Pariah”, “Young Adult”, “Ejderha Dövmeli Kız” ve “Extremely Loud and Incredibly Close”un durumu, aralıktaki Oscar’a uygun vizyonları sonrasında verdiğimiz sıraya göre belli olacaktır. Diğer önemli dallarda da favoriler ve rekabet odağı aşağı yukarı net gibi. Nihayetinde 26 Şubat’taki 84. Oscar Ödülleri öncesi araya girecek sürpriz atlar ve şirket politikaları ile bol sürprizli bir tablo yaşanacak. Zira bu yıl halen keskin bir favori yok.



Geçen ay 36. Toronto Film Festivali sonrası yaptığımız değerlendirmede 2011 için favori gösterdiğimiz “Zoraki Kral” (“The King’s Speech”, 2010), Colin Firth, Natalie Portman gibi banko adayların bu yıl olmadığını söylemiştik. Onun üzerine Oscar’a uzanan süreçte bu durumun şekilleneceğini de eklemiştik. O zamandan beri oluşan tabloya bakınca ülkemizde “Kazanma Sanatı” adıyla vizyona girecek “Moneyball”, en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi erkek oyuncu; Christopher Plummer (“Beginners”) yardımcı erkek oyuncu, Glenn Close (“Albert Nobbs”) ise kadın oyuncu dallarında başa güreşme ihtimallerini yükseklerde tutuyorlar.



Ayrıca yardımcı kadın oyuncu dalında Keira Knightley (“Tehlikeli İlişki”), şirketinin kararıyla kadın oyuncu kategorisine kayıp şansını çok düşük hale getirmiş durumda. Aşağıda bahsedeceğimiz “The Help”in bu kategorideki keskin ağırlığı da oluşan ortamı desteklemiş olabilir. Ancak bunların dışında tepkiler, vizyona giren filmler ve şirketlerin stratejileri ışığında çeşitli değişimler yaşandığı görülebiliyor.



Weinstein’in atı “Iron Lady” mi “Artist” mi?



Öncelikle Michael Hazanivicius’un bir sesli dönem oyuncusunun siyah-beyaz ve tam ekran çekilmiş başarı hikayesini sinemalaştırdığı “Artist”in (“The Artist”, 2011), “Zoraki Kral”ın mucidi Weinstein Company’nin favorisi “The Iron Lady”nin (2011) önünde bir ihtişam salgıladığı gerçeği var. Erkek oyuncu (Jean Dujardin) , yardımcı kadın oyuncu (Berenice Bojo), senaryo ve teknik dallarda da filmin adaylık ihtimali bir hayli yüksek gibi.



Yönetmenlik kategorisinde fazlaca şans tanıdığım eser, “The Iron Lady”nin durumuyla birlikte –ki eylül ayında teaserlarıyla güldürmeye başlayan bir pazarlama süreci var- konumunu belli edeceği kesin gibi. Yani gerçek anlamda 2012 töreni için ‘Weinstein filmi’ bekleniyor diyebiliriz. “The Iron Lady”nin Oscar yarışı stratejilerinde belirlediği ‘30 Aralık limitli vizyonu’ da bu konuda bir şeyleri belli edecektir.



Fox Searchlight “Shame”e yükleneceğinin sinyallerini verdi



Gelişen bu süreçte “Milyoner” (“Slumdog Millionaire”, 2008) ve “Siyah Kuğu”nun (“Black Swan”, 2010) erbabı Fox Searchlight’ın “Utanç”a (“Shame”) aralık ayında bir Oscar’a uygun tarih alması da “The Descendants”a (2011) olan güvensizliğinden kaynaklanıyor. Steve McQueen’in büyük övgü alan filmi, “Martha Marcy May Marlene” (2011) gibi Akademi için ‘zor’ örneklerden daha bir iddialı gibi.



Michael Fassbender (erkek oyuncu), Carey Mulligan (yardımcı kadın oyuncu) ve özgün senaryo kategorilerindeki keskinliğin yanı sıra, cinselliğe karşı ahlakçı bir ideoloji benimsemesiyle de Akademi’nin odak noktası olacaktır. Bunun adı da ‘seks içeriği yoğun cinsel arayış filmi’ne cesur davrandılar olarak konacaktır. Kanımca Searchlight, o film üzerinden bir strateji belirleyip Payne’in son eserini yan dallara itecektir. George Clooney’nin erkek oyuncu dalındaki favoriliğini de sayarsak bu durum gayet mantıklı gözüküyor. Bizde şubatta vizyona girecek “Utanç”ı bu yılın “Milyoner”i olarak görürsek şaşırmayalım.



“The Help” ve “Savaş Atı”nın adaylıkları kesin gibi



Bunların yanında yarışın bir diğer kritik yarı-bağımsız girişi de yazın gişeleri allak bullak eden “The Help”. Birçok yazar ve kaynağın en iyi film dalında favori gösterdiği bu 1960’ların Mississipi’sinden siyahlara beyaz bakışı hikayesi, fazlasıyla duygusal ve iç burkucu bir hikayeye sahip. Özdeşleştirici evreniyle de bu iki filmin arasından sıyrılabilir. Hatta “Moneyball” ile beraber şimdilik başa güreştiğini iddia edebiliriz. Octavia Spencer, Jessica Chastain ve Bryce Dallas Howard’ın yan karakter performanslarından birinin ödüle uzanması banko gözükürken, Viola Davis de kadın oyuncu kategorisini zorluyor. Ancak bunlardan en garantisi elbette uyarlama senaryo.



Aslında Disney’in sürpriz ya da bağımsız girişi olan bu eserin esas durumu Spielberg’in yüksek pazarlama stratejisi ile yürütülen ve şirketin DreamWorks’ü ‘Oscar yarışı’ için almasıyla eline geçen “Savaş Atı”nın (“War Horse”) durumu ile kesinleşecektir. Gerçek bir savaş zeminli başarı ve azim hikayesi olan yapıtın, şimdilik en üst sıralara güreştiği söyleniyor. Zaman içinde yapılan ‘tiyatro oyunu sahneleme’ gibi pazarlama yöntemleri de aralık sonuna yerleştirilen Oscarlık vizyon tarihiyle tamamlanacak. Esas önemli nokta şu soruyla ortaya çıkıyor: İkisi arasındaki yarışta bir kopma olacak mı, yoksa DreamWorks-Disney ayrımı mı yaşanacak? Onu göreceğiz.



Aralık ayında dengeler altüst olabilir



Zaten şimdilik favori olan filmleri bir kenara bırakınca aralık ayında bütün dengeler ortaya çıkacak. “Moneyball”un dışında Sony kaynağından gelen David Fincher imzalı “Ejderha Dövmeli Kız”ın (“The Girl with the Dragon Tattoo”, 2011) “Zirveye Giden Yol”un (“The Ides of March”, 2011) ilk 10 şansını baltalayıp baltalamayacağı, Paramount’ın Jason Reitman’ın “Young Adult”ını ne kadar iddialı hale getirebileceği kulislerde tartışılanlar. Oradan Diablo Cody’nin özgün senaryosuna ve Charlize Theron’ın kadın oyuncu performansına bir şeyler tanınmasına karşın, ‘film’ ve ‘yönetmen’ gibi dallarda keskinlik yok.



Ayrıca Warner’ın yarışa soktuğu Clint Eastwood imzalı “J. Edgar” ile Oscarlı senarist (Eric Roth) ve Oscar adayı yönetmenden (Stephen Daldry) çıkan “Extremely Loud and Incredibly Close”un durumları da merak ediliyor. Ancak kanımca limitli Oscar vizyonu şansını deneyen ikincisinin uyarlama senaryo, ilkinin erkek oyuncu dallarında banko adaylıkları var.



Sürpriz bağımsız Pariah henüz düğmeye basmadı



Nihayetinde öne çıkan tartışmaların en önemlisi zaten şirketlerin birinci seçeneklerinde ulaşıcakları nokta. “Tinker Tailer Soldier Spy”ın Focus’un adayı olarak göstereceği şimdilik sinematografi, yönetmen ve erkek oyuncu dışındaki ivmesi, onun senenin sürpriz bağımsız girişi olacağına inandığım “Pariah”a etkisi ve beğenilen Woody Allen filmi “Paris’te Gece Yarısı”sının (“Midnight in Paris”, 2011) durumu da henüz belirgin değil. “Pariah”, 28 Aralık’taki vizyon tarihini bekleyedursun arada da Altın Küre adaylığı çıkarmaya bakacak. Kanımca Toronto Film Festivali sonrası söylediğim Oscar şansını ‘kulaktan kulağa yayılma’ ile hala yüksek tutuyor. Focus’un katkılarıyla bu yılın “Precious”ı olma ihtimali yüksek filmin.



Bu sebeple keskin yorumları aralık sonrasında yapabiliriz. Ancak şimdilik “Moneyball”, “The Help”, “Savaş Atı”, “Utanç”, “Artist”, “The Iron Lady”, “Zirveye Giden Yol”, “Young Adult”, “Pariah”, “J. Edgar” gibileri sıraya dizilmiş yüzdelik şanslarını bekliyorlar. Yönetmen ödülleri bunlara göre şekillenecekken, kadın oyuncudaki Glenn Close-Meryl Streep çekişmesinde bir değişiklik yok.



Yarışın en iyileri “The Tree of Life” ve “Drive” sıralarını bekliyorlar



Erkek oyuncu dalında Jean Dujardin, Brad Pitt, Leonardo DiCaprio ile George Clooney’nin çetin yarışı, yardımcı erkekte Christopher Plummer, Albert Brooks gibi tecrübeli simalara çevriliyor. Yardımcı kadında ise “The Help”ten biri kesin heykelciği alacak görüşü var. “The Tree of Life” (2011) ve “Drive”ın (2011) gibi yarışın en iyilerinin ise sürpriz ihtimalini ‘umut’larla sınırlayabiliriz. Ancak her ikisi de ‘En İyi Sinematografi’ ve ‘En İyi Müzik’ dalında iddialı.



Sözünü ettiğimiz tüm bu dengeler şirketlerin aralık ayındaki politikaları, Altın Küre adaylıkları ve devamında diğer ödüllerle bir belirginliğe kavuşacak. “Bir Zamanlar Anadolu’da”nın (2011) da girdiği ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ kategorisi ve daha nicesiyle ilgili de yorumlarımızın süreceğini ekleyelim.

keremakca@haberturk.com
Habertürk.com
                                                                                                                                            Alıntıdır....

19 Kasım 2011 Cumartesi

7 Türk filmi Oscar macerasına gidiyor


84. kez dağıtılacak Oscar ödüllerine Türkiye'den yedi film adaylık başvurusu yaptı.

2012 Şubat'ında 84. kez dağıtılacak Oscar ödüllerine Türkiye'den yedi film adaylık başvurusu yaptı.

26 Şubat 2012 tarihinde 84. kez dağıtılacak Oscar ödüllerine Türkiye´yi temsil etmek üzere yedi uzun metrajlı yerli film, sinema meslek örgütleri ve derneklerinden oluşan kurula başvurdu.

Şartnameye göre bu filmlerin 1 Ekim 2010 ile 30 Eylül 2011 tarihleri arasında en az yedi gün Türkiye´de ticari sinemalarda gösterime girmiş olması gerekiyor.

Ekim´in ilk haftasında belirlenecek filmi, Amerikan Film Akademisi´ne bildirilecek Türk filmi meslek örgütleri ve derneklerin atadığı temsilcileri, Selim Demirdelen´in Kavşak, Orhan Oğuz´un Hayde Bre, Derviş Zaim´in Gölgeler ve Suretler, Handan İpekçi´nin Çınar Ağacı, Nuri Bilge Ceylan´ın Bir Zamanlar Anadolu´da, Seyfi Teoman´ın Bizim Büyük Çaresizliğimiz ve Seren Yüce´nin Çoğunluk isimli yapıtlarından birini Türkiye adına En İyi Yabancı Film Oscarı´na aday adayı seçecek

Beyazgazete.com
                                                                                                                                                Alıntıdır....

1 Kasım 2011 Salı

Toronto Film Festivali




Toronto Film Festivali Oscar'ın habercisi
Mahşerin üç atlısı Cannes, Berlin, Venedik’in kuyruğuna yapışabilecek denli saygın bir festival söylemek gerekirse, akla ilk gelenlerden birisi kuşkusuz Toronto olur. Otoritelerce Oscar’ın da habercisi kabul edilen Kuzey Amerika’nın bu önemli film şenliği her eylülde şehrin merkezine yayılmış 40’a yakın salonda yüzlerce filmi ağırlıyor.

Kuzey Amerika’da her sene eylülün ilk pazartesi günü Emek Günü (Labour Day) olarak kutlanır. Yaz sezonu için son kez bir tatil fırsatı sunar bu gün. İşte Emek Günü’nü takiben perşembe günü de Kanada’nın Ontario eyaletinin merkezi ve ülkenin en büyük kenti Toronto için festival vakti gelir çatar. Yüzbinlerce insanın salondan salona koşturmaya başladığı festival, belki de bu endüstriyel kentin, sanatı en çok kokladığı dönemidir.

40’a yakın salonda 300-400 civarı film, kaşiflerini bekler. Yüzbinlerce insan, ellerinde festival programıyla bir o yana bir bu yana koşturur. Yıllar önce kentin Yorkville semtinde bugüne oranla mütevazı sayılabilecek koşullarda başlayan festival, bugün kentin birçok yerindeki sinema salonlarına dek yayılmış durumda. Ayrıca sektör profesyonelleri kadar, halka açıklığıyla da Cannes, Berlin ve Venedik’in o ‘burnundan kıl aldırmaz’ yapısından uzak bir majör festival atmosferi sunuyor Toronto.

Diğer bir deyişle, halk katılımı ile sinemanın ‘pazar’ yönünü bu üç festivale göre daha iyi dengeleyen bir festivalle karşı karşıyayız. Film endüstrisinin nabzını tutan Variety dergisi 1998’de “Üst düzey filmler, yıldızlar ve piyasa etkinliği açısından Toronto, Cannes’ın hemen ardından geliyor” diye yazmıştı. 2007’de Time dergisi Variety’nin iltifatını da ikiye katlayacak şekilde son noktayı koyuyordu: “Toronto sonbaharın en etkileyici film festivalinden tüm sezonun en çok etkileyici film festivaline dönüşmüş durumda. Nokta.

HALK SEÇİMİNİ YAPIYOR
Festivalin ana üssü, aynı zamanda kentin kültürel merkezi ve kayda değer gökdeleni olan Bell Lightbox ve Festival Tower. 1994’ten beri Piers Handling’in başkanlığında ilerleyen Toronto Film Festivali bir süredir anaakım Hollywood filmlerine daha fazla dikkat kesilmeye başladı. Bu elbette bağımsız filmlerle olan bağını azalttığı anlamına gelmiyor. Pek çok ulusal sinema da, festivalin ilgi çekici bölümleri arasında kendisine yer bulabiliyor. Örneğin 2008’de ülkemizden “Pandora’nın Kutusu”, “Süt” ve “Üç Maymun” festivalin gösterim programındaydı. Geçen sene ise City to City (Şehirden Şehre) başlığı altında bir bölüm koymuşlardı. Şehirlerden biri de İstanbul’du ve “11’e 10 Kala”dan “Hayat Var”a sekiz filmimiz festivalde bu başlık altında gösterilmişti.

Bununla birlikte, auteur yönetmenler, Kanada sinemasının öne çıkan örnekleri, Afrika, Güney Amerika ve Asya kökenli filmler de Toronto podyumunda endamlarını sergileme şansı elde edebiliyorlar. Toronto’nun alışılageldik bir jüri veya ödül sistemi yok. Bu, filmlerin rekabetten yoksun, daha dostane bir atmosferde sergilenmelerini sağlıyor. Herkesin gözünün üzerinde olduğu yegane ödül People’s Choice (Halkın Seçimi) Ödülü. Festival takipçilerinin oylarıyla belirlenen bu ödül, aynı zamanda Oscar’ın da habercilerinden sayılıyor.

Başka bir deyişle, Oscar yarışı gayri resmi bir şekilde Toronto’da başlıyor. Evet, aslında son yıllarda ‘Oscar’ı muştulayan film festivali’ etiketi Toronto’nun üzerine yapışmış durumda. İlginç biçimde, festivalin popülaritesini de artıran bir unsura dönüştü bu. Rekabetten azade havası, Avrupa festivallerine kıyasla ucuz sayılabilecek katılım maliyetleri, film düşkünü izleyici profili ve tarih olarak zamanlaması da burayı filmler için tam bir cazibe merkezi haline getiriyor.

2000’li yılların başında “American Beauty” ve “Ray” burada dikkat çekmişlerdi. Jamie Foxx’un “Ray”deki performansı ilk burada övgülere boğulmuştu ki, aktör sonradan evine bir adet Oscar heykelciği götürmeyi başarmıştı. Son yıllardaki Halkın Seçimi Ödülü’nün galibi olan filmlere bir bakalım. Geçen sene Oscar’ın galibi “The King’s Speech”, iki Oscar’lı “Precious”, üç yıl öncesinin sürpriz Oscar şampiyonu “Slumdog Millionaire” hep Toronto’da Halkın Seçimi Ödülü’nü kazandıktan sonra Oscar podyumuna tırmanmışlardı.

Anlayacağınız, festival filmler için Oscar öncesi kritik bir payanda teşkil ediyor. Biraz da bu Oscar rüzgarı yüzünden, özellikle Kuzey Amerika’nın yazılı ve görsel basını New York Times’dan The Hollywood Reporter’a, Access Hollywood’dan Entertainment Tonight’a Toronto Film Festivali’ni sayfalarında ve yayınlarında çok geniş görürler.

Festivalin diğer ödüllerini de bir çırpıda sıralayacak olursak… Halkın Seçimi En İyi Belgesel, Halkın Seçimi En İyi Geceyarısı Çılgınlığı Filmi, En İyi Kanada Filmi, En İyi Kanada İlk Filmi, En İyi Kanada Kısa Filmi, uluslararası eleştirmenler derneği, FIPRESCI’nin Özel Sunum Ödülü ve Keşif Bölüm Ödülü başı çeken diğer ödüller.

FESTİVALLER FESTİVALİ
Festival ilk kez 1976’da düzenlendi ve daha o yıl dünyanın en prestijli film festivalleri arasına adını yazdırmayı başardı. O zamanlar ismi Festivaller Festivali idi; bu isim 1994’te Toronto Uluslararası Film Festivali’ne dönüştürüldü. Kurulduğu yıl 30 ülkeden 127 filmi 35.000 kişi takip etmiş. 2010’da ise bu rakamlar 64 ülkeden 336 uzun metraj ve 500.000 takipçiye evrilmiş. 1976’daki ilk festival Alman sinemasının o dönemki ustaları Fassbinder, Herzog ve Wenders’in Kuzey Amerika’da daha iyi tanınmalarını sağlamıştı. Sonraki yıllarda ise Paul Haggis, Jason Reitman, Michael Moore, David Cronenberg ve John Woo gibi çok önemli sinema adamlarının kariyerlerini parlattı.

Bu ay Moviemax Festival’de izleyeceğiniz Kanadalı Xavier Dolan’ın henüz 20 yaşında yönettiği ilk filmi “I Killed My Mother” da 2009’daki festivalin gözdelerindendi. Dolan bu filmiyle o genç yaşında bir yönetmen için eşine zor rastlanacak bir başarıya imza atmıştı. Kuşağın öne çıkan bir diğer filmi ise acar bağımsız Kevin Smith’in 2008 yapımı filmi “Zack and Miri Make a Porno”. Dara düşen iki eski dostun sonunda kendilerini bir porno film çekerken bulmaları üzerine kurulu öyküsü Kevin Smith’ten aşina olduğumuz hınzırlıklar barındırıyor.

Yine geçen sene dünya galasını Toronto’da yapan “Everything Must Go”da komedyen Will Ferrell’ı pek de alışık olmadığımız ölçüde dramatik bir rolde izleyeceğiz. Alkolikliği yüzünden hem karısını hem işini yitiren bir adamın her şeye sıfırdan başlama çabalarına tanık olacağız.

Bu sene 8-18 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek ve Davis Guggenheim’ın U2 belgeseli “From the Sky Down”la açılacak olan Toronto Film Festivali genç yaşına rağmen kısa sürede Hollywood’un pazarlama makinesinin hayati bir dişlisi oldu. Gelin görün ki, aynı zamanda, açık fikirli bir izleyici kitlesiyle bütünleşmiş, filmlerin yarışmaktan ziyade sergilenerek değer kazandığı ve kendine özgü kimliğiyle dünyadaki emsallerinden farklı bir duruş geliştirmiş bir festival.

Burçin S. Yalçın
                                                                                                                                      Alıntı

22 Ekim 2011 Cumartesi

İphone ile Film Çekimi


Yüksek bütçeli projenin görüntü yönetmeni Seamus McGarvey açıkladı...
Çekimleri biten ve şu an post-prodüksiyon aşamasında bulunan bol süper-kahramanlı Yenilmezler (The Avengers)'in bazı bölümlerinin iPhone ile çekildiği açıklandı. Hem de bizzat görüntü yönetmeni Seamus McGarvey tarafından.

Daha önce Park Chan-wook'ın tamamını iPhone ile çektiği Berlin'den ödüllü kısa filmi Paranmanjang'dan bahsetmiş ve akıllı telefonlarla birlikte sinema pratiğinin değişmeye başladığını ve daha çok şey göreceğimizi belirtmiştik. Fakat böylesine yüksek bütçeli, hareketin eksik olmadığı bir filmin bazı sahnelerinin son model bir iPhone'la çekileceğini, hem de bu sahnelerin filmin fragmanında kullanılacağını tahmin etmemiştik. İrlanda Film ve Televizyon Ağı'na röportaj veren filmin görüntü yönetmeni Seamus McGarvey durumu şöyle açıklıyor:

"Fotoğrafın ya da sinemanın güzelliği, eldekilere göre size seçim yapma şansı sunmasıdır. The Avengers projesinde, iPhone ile bir kaç çekim yaptım ve bunlar filme eklendi. Hatta bu sahneler fragmanda bile var! Biliyorum, bazen hiçbir seçim şansınız olmaz ve siz de gidip en ucuz yolu seçmek zorunda kalırsınız; ama kısıtlı da olsa seçme özgürlüğünüz varsa, hâlâ filmin görünümünü değiştirecek etkili kararlar alabilirsiniz demektir."

Kefaret (Atonement) filmindeki görüntü işçiliğiyle Oscar'a aday olan, son olarak Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need to Talk About Kevin) projesinde çalışan ve bu filmde yer yer Canon 5D kullanan Seamus McGarvey, alaycı bir zorlamayla sinemanın sınırlarını tekrar çiziyor...

                                                                                                                                          Alıntı


                                                                                                         

21 Ekim 2011 Cuma

Nuri Bilge Ceylan Oscar şansını değerlendirdi



18.10.2011
Nuri Bilge Ceylan son filmi 'Bir Zamanlar Anadolu'da'nın aday adayı olduğu Oscar ödüllerindeki şansıyla ilgili, 'Tahmin yürütmek zor. Sinema görüşleri farklı olabilecek bir jüri var' dedi.

Nuri Bilge Ceylan 'Bir Zamanlar Anadolu'da' filminin bu yıl 55'incisi düzenlenen Londra Film Festivali'ndeki galası için İngiltere'nin başkenti Londra'ya geldi.

Filmin gösteriminden önce Londra'nın 'sinema meydanı' olarak bilinen 'Leicester Square'deki Vue sinemasında kırmızı halı törenine katılan yönetmen Nuri Bilge Ceylan, Londra Film Festivali'nin önemini vurguladı.

'New York ve Londra'daki film festivalleri çok önemli çünkü burada yazılan yazılar, buradaki kritikler tüm dünyayı dolaşıyor' diyen Ceylan, 'Bir Zamanlar Anadolu'da' filminin birkaç ay sonra İngiltere'de vizyona gireceğini duyurdu.

İngiliz basınının filmine ilgisinin yoğun olduğunu belirten Ceylan, 'Ama tabii film vizyona çıkarken yazılan yazılara bakarak karar vermek lazım' dedi.

Filminin Oscar'a aday adaylığı ve Oscar şansının sorulması üzerine de Nuri Bilge Ceylan, 'Oscar konusunda tahmin yürütmek çok zor. Çünkü orada hiç tanımadığımız, sinema görüşleri farklı olabilecek bir jüri var. Ama sonuçta Türkiye bizi seçti. Biz de elimizden geleni yapacağız bu konuda' yanıtını verdi.

Filmin yapımcısı Zeynep Özbatur da 'Çok şükür ki her filmimizle buraya geliyoruz, bu festivale katılıyoruz. Bu festivali ben dünyadaki bütün festivaller içinde çok özel bir yere koyuyorum. Başka festivallerdeki güzel filmlerin seçildiği ve gösterildiği bir festival' dedi.

Özbatur 'Bir Zamanlar Anadolu'da' filminin 'New Wave' film dağıtım şirketi aracılığıyla İngiltere'de en geç gelecek yılın bahar aylarına kadar vizyona gireceğini kaydetti.

Yine yapımcısı olduğu Nuri Bilge Ceylan'ın 'Üç Maymun' filmiyle de Oscar'a aday adayı olduklarını ve ilk dokuza kaldıklarını anımsatan Özbatur, 'Bu sefer çalışma yöntemimizi daha da yoğunlaştırarak, kurduğumuz işleri daha da geliştirerek iyi bir çalışma yapacağız ama böyle şeyler çok da bilinemez. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız' diye konuştu.

Ceylan'ın 'Bir Zamanlar Anadolu'da' filmi bu yıl 84'üncüsü düzenlenecek Oscar ödüllerinde 'En İyi Yabancı Film' kategorisinde aday adayı.

Filmin ilk uluslararası gösterimi bu yılki Cannes Film Festivali'nde yapılmış ve film Jüri Büyük Ödülü'nü kazanmıştı.

Nuri Bilge Ceylan, 2008 yılındaki Asya Pasifik Film Ödülleri'nde 'Üç Maymun' filmiyle en iyi yönetmen ödülünü almıştı.


                                                                                                                                 Alıntı

15 Ekim 2011 Cumartesi

Altın Portakal


   Oscar ödül töreni sadece amerikanın değil; dünyanında merakla beklediği ilgiyle takip ettiği, büyük bir gösteriş ile sinema sektöründeki oyuncu, yönetmen, senarist gibi oyuncularını ödüllendirdiği büyük bir tören bu törenin nasıl gerçekleştirildiğini televizyon izleyen hemen hemen herkes bilir. Filmler oyuncular teknik açıdan değerlendirilir, davetiye ile törene davet edilir, tören günü kırmızı halı ile başlar burdan yürüyen ünlüler geçerken filmleri hakkında kısa bilgi verilir. Kısa röportajlar yapılıp, izleyenler bilgilendirilir ayrıca; giydikleri elbiselere kadar değerlendirilirler buda; moda sekterönün reklam yapmasına fırsat tanır.  İçerideki törene geçildiğinde ise küçük skeçlerle başlar sonrasında filmler tanıtılıp kazanan çağrılıp ödülü teslim edilir. Ardından kazanan duygu ve düşüncelerini paylaşır ve yerine geçer. Birçok yabancı film festivalleri formatı bunun gibidir.

Ülkemize gelince;  sinema yapım sayısının artması oyunculuğun gelişmesi ile paralel olarak film festivallerinin sayısıda artıyor örneğin; bu sene 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali düzenlendi bizde heyacanla izledik formatı takip ettiğimiz yabancı törenleri aratmıyor, özentiyle benzetilmeye çalışılmış bu kötü bir şey değil fakat bahsetmek istediğim festivallerde derece alan filmleri izleyemiyorsun bunlar seçilirken değerlendirme kriterleri neler çok merak ediyorum örneğin; oscar da ödül almış bir filmi izlediğimizde ‘vay be adamlar boşuna seçmemiş’ gibi yorum yapıyoruz. Türkiyede derece almış filmler içinde bunu söylemek istiyoruz. Bahsetmek istediğim diğer bir konu ise; aslında eleştirmek istediğim bir konu kazanana ödül veriliyor ardından duygu ve düşüncelerini paylaşma konuşmasına sıra geldiğinde kendimizi seçim meydanında hissediyoruz evet birçok kazanan politik söylemler gerçekleştiriyor televizyon programlarında izlediğimiz içeriklerin film festivaline katılan filmler ve sanatçılar ile ilgili olmasını beklerken kazananların politik ideolojik söylemleri ile kendimizi seçim döneminde hissettiriyor. Unutmayalım seçimlerde bügün muhalefet yarın iktidar olabilir bu böyle sürüp gidecek bizde kaliteli prodüksiyonlardan mahrum kalacağız sinemada geçmişte siyasetin gölgesinde kaldı ve hep türk sinemasının gelişememesinden bahsettik bugunkü festivalde politikaya davet ediyor gelecekte artık Türk sinemasının yabancılara özendiğimiz kaliteyi yakalamasını politikadan arındırılmasını umuyoruz. Biz yeterince siyaset izliyoruz zaten istediğimiz türkiyenin dünya sineması arasında hakkettiği yeri alması…