Luc Besson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Luc Besson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2011 Salı

Arap Prensi oluyor


'Muhteşem Yüzyıl' adlı televizyon dizisinde canlandırdığı ’Sümbül Ağa’ karakteriyle yıldızı parlayan oyuncu Selim Bayraktar, dünyaca ünlü Amerikan filmlerine imza atan Fransız yönetmen Luc Besson’ın, yarısını Türkiye’de çekmeyi planladığı yeni filminde ’Arap Prensi’ rolünde başrol oynayacak.

’Derin Mavi’, ’Beşinci Güç’, ’Atlantis’, ’Leon’ ve ’Taxi’ gibi kapalı gişe oynayan dünyaca ünlü filmlerin yönetmeni Luc Besson, yeni çekeceği filmin hazırlıkları kapsamında oyuncu ve mekan belirlemek üzere geçen hafta Türkiye’ye geldi. Besson, İkon Ajans’ın belirlediği filmde başrol oynamaya aday oyuncularla görüştü. Tiyatrocu Bayraktar Türkçe, İngilizce ve Arapça dil bilgisi, akıcı konuşması ve mimikleriyle, yönetmen Luc Besson’dan tam not aldı. Ünlü yönetmen ile Bayraktar, çekimleri ABD’de ve Türkiye’de yapılacak film için el sıkıştı.

Çekimlerine Şubat ayında başlanacak filmde başrol oynayacak Bayraktar, kumarhane sahibi bir Arap prensini canlandıracak. Önümüzdeki günlerde yerli bir sinema filmi projesinde de görev alacak olan Devlet Tiyatroları sanatçısı Selim Bayraktar, iki proje için 25 Kasım’da 6 aylık ücretsiz izne ayrılacak. Luc Besson’ın sinema filmini çekerken, Muhteşem Yüzyıl’ın çekimlerine de devam edeceğini belirten Bayraktar, diziden ayrılmasının şu an için mümkün olmadığını, filmin çekimleri başladığında Muhteşem Yüzyıl’daki rolünün hafifletileceğini söyledi.

BÖYLE PROJE YAPILMADI

Başarılı oyuncu, daha önce Türkiye televizyonlarında Muhteşem Yüzyıl gibi bir projenin yapılmadığını söyleyerek, dizinin aldığı eleştirileri haksız bulduğunu kaydetti. Bayraktar, "Tarihteki her detayı yansıtabilmemiz için Muhteşem Yüzyıl belgeseli çekmemiz lazım. Anadolu topraklarında 18 bin yıllık bir geçmiş var. Keşke Hitit, Urartu ile ilgili de diziler, filmler çekilse. Bu işlerin arkasında ne kadar çok durursak o kadar başarılı prodüksiyonların arkası gelecektir" diye konuştu.

ELEŞTİRİLER HAKSIZ

Sinema ve televizyon eleştirmenlerinin Muhteşem Yüzyıl için yaptığı abartılı rol sahne ve mimik eleştirilerine ise Bayraktar şu karşılığı verdi:

"Abartı değil, tarih bu. Bir durumu senaryoya uygun hale getirebilmeniz için olaya kendinizden duygular katmak zorundasınız. Sonuçta o dönemi, dönemin selamını minyatürlerden biliyoruz. Selam var ama selamın devamı yok. Onun devamlılığını nereden bulacağız. Biz oyunculuğun getirmiş olduğu ’mış gibi yapmak’tan yaklaşıp farklı bir şey çıkartıyoruz ortaya. Sinematografik eleştiriler tabi? ki kabuldür. Ama kalkıp tarihi anlatma biçimimize laf uzatmaları onların cehaletini gösterir. Ben okuldayken ’tarih derslerini sevmiyorum’ diyen bir sürü insan vardı. Muhteşem Yüzyıl’ın tarihe bu kadar merakı artırmasının sebebi de bu. Çünkü samimi duygular izliyoruz orada. Bu duygular bizi daha da çok tarihe yönlendirdi."

'POPÜLER OLMAYI DÜŞÜNMEDİM'

Popüler olmayı düşünmediğini, sadece işini çok iyi yapmaya konsantre olduğunu belirten Selim Bayraktar şöyle devam etti:

"Ben sadece işime yoğunlaşıyorum. Evet parladım, ama hiç orada değilim. Ben yaptığım işe kanalize olup derdimi anlatmaya çalışıyorum. Siz kalkıp ’ben bu rolle kendimi göstermeye çalışacağım, şöhret olacağım’ derseniz olmaz. Ama siz ’ben bu rolü hakkıyla oynayacağım, bürokraside de Sümbül Ağa’lar vardır’ diye yola çıkarsanız o Sümbül Ağa’yı inandırırsınız."

Müge AYYILDIZ / (DHA)
Hürriyet.com.tr
                                                                                                                                         Alıntıdır.....

9 Kasım 2011 Çarşamba

Roma'da en iyi film seçildi


Uluslararası Roma Film Festivalinde, Arjantinli yönetmen Sebastian Borensztein'in yönettiği ''Un Cuento Chino'' filmi, en iyi film ödülü olan ''Marc'Aurelio''yu kazandı.

ROMA - İtalya'nın başkentinde bu yıl 6'ncısı düzenlenen ve Luc Besson'ın yönetmenliğini üstlendiği Nobel Barış ödüllü Aung San Suu Kyi'nin hayatının anlatıldığı, yarışma dışı filmlerden olan ''The Lady'' ile kapılarını açan festivalin son gününde ödül töreni yapıldı.

Ünlü İngiliz oyuncu Charlie Chaplin'in torunu Carmen Chaplin de aralarında yer aldığı, başkanlığını besteci ve orkestra şefi Ennio Morricone'nin yaptığı jüri festivalin en iyi film ödülü olan, ''Marc'Aurelio''ya Arjantinli yönetmen Sebastian Borensztein yönettiği ''Un Cuento Chino'' filmini layık gördü.

Festivalde en iyi kadın oyuncu ödülünün sahibi ''Babycall'' filmindeki rolüyle Noomi Rapace olurken, en iyi erkek oyuncu ödülünü ise ''Une vie meuilleure'' filmindeki performansıyla Guillaume Canet aldı.

Jüri büyük ödülü Claude Miller'ın yönetmenliğini üstlendiği ''Voyez commeils dansent''e giderken, jüri özel ödülü ise Fred Schepisi'nin ''The eye of the storm'' filminin oldu.

Festivalin son günlerine katılan ABD'li aktör Richard Gere ise ''Marc'Aurelio Oyunculuk Ödülü''nün sahibi oldu.

Ayrıca, festivalde yaklaşık 20 yıl önce gösterime girdiğinde büyük ilgi gören Aslan Kral (The Lion King) filminin 3 boyutlu versiyonu da seyirciyle buluştu.

Festivalde öne çıkan bir diğer önemli unsur ise yaklaşık 9 gün boyunca yıldızlar geçidine ev sahipliği yapan bin 300 metrekarelik kırmızı halı oldu. Halı, ölçüleriyle ''dünyanın en büyük kırmızı halısı'' unvanının sahibi oldu.

Bu arada, başkanlığını besteci ve orkestra şefi Ennio Morricone'nin yaptığı jürinin İtalya'ya ödül vermemesi, İtalyan basını tarafından dikkati çekici bulundu.

ntvmsnbc
                                                                                                                                              Alıntıdır...