montaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
montaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2011 Cumartesi

montaj ve sinema



Sinema sanatının ilk dönemlerinde çekilen sessiz filmler, senaryoya uygun olarak çekilip birbirine eklenen sahnelerden oluşuyordu ve bu tekniği ilk değiştiren devrimci Rus sinemasının dünyaca ünlü yönetmeni Ayzenştayn’dı. Potemkin Zırhlısı’nda ilk kez kurgu tekniğini uygulayarak sinemanın ilk devrimlerinden birinin altına imza attı. Bu teknik sonraki yıllarda hızla geliştirildi. Maliyet artışına sebep olsa da, tahmin edilenden çok fazla film harcansa da, ortaya çıkan sinema eserinin bir öyküyü çok boyutlu anlatmadaki başarısı ve ortaya çıkan beğeni, söz konusu maliyetlerin geri dönüşünü de sağladı. Maliyetler yüksek oluyordu çünkü iki dakikalık görüntü için gerektiğinde bir saatlik çekim yapılıyordu.

Ünlü yönetmen, sinema kuramcısı Ayzenştayn şöyle diyor: "Oyuncunun rolünü oynaması. Müzik ve seslerin armonisi. Boyut ve renklerin uyumu. Görüntü ve fikirlerin kaynaşması... Bütün bunlar görsel bir sanat olan sinemanın ortaya çıkmasında kullanılan esas elemanlar. Aralarında benzerlik aranmaz. Bu olayları bir araya getiren, filmin ortaya çıkmasında son noktayı koyan, montajdır!" Ayzenştayn'ın montaj teorisi, uzun ve çelişkili arayışların sonucunda ortaya çıkmıştı.

Lev Kuleşov ilk defa "montaj" kelimesini Vestnik Kinematografi (Sinema Haberleri) dergisinde, "Sinemada sanatçının görevleri" adlı makalesinde kullandı: "Üzerine harfler yazılarak dağıtılmış ayrı küpleri bir araya getirerek, kelime veya cümle kuran çocukların yaptığı gibi, yönetmen de filmi yapmak için ayrı, birbirleriyle ilgisi olmayan, farklı an ve günlerde çekilmiş parçaları bir araya getirerek, dağınık pozları en uygun, anlamlı, eksiksiz ve düzenli bir şekilde sıralamalıdır. Bu, filmin montajını anlatan en basit, en ilkel şemadır."
Sinema Terimleri

Bir film vizyona girdiğinde, genelde filmin konusu, oyuncuların başarısı, bazen kamera açıları, yer seçimi gibi konular üzerine odaklanılır. Halbuki bir film hakkında uzun uzadıya konuşacak daha o kadar çok konu var ki…

Peki sinema hakkında daha fazla bakış açısı yakalamak için neler yapmak gerekir? Sinemaya merak sardıysan, sinemayla ilgili araştırma veya ödevler yapacaksan ve dediğimiz gibi daha fazla bakış açısı yakalayarak bir filme farklı yorumlar getirmek istiyorsan; önce sinema terimlerini öğrenmek oldukça işine yarayacaktır.

Araştırdık ve senin için pek çok sinema terimini listeleyerek açıklamak istedik:

16 mm

Genellikle yarı profesyonellerin tercih ettiği hem popüler hem de ekonomik film boyutu. 16 mm kavramı ise negatifin genişliğini anlatıyor. 1923 yılında Eastman Kodak şirketi tarafından 35 mm film formatına alternatif olarak üretilmiş.

16 mm ile çekilen bazı unutulmaz filmler:

Halloween II (2009)
The Wrestler (2008)
Babel (2006)
Hamlet (2000)
The Last King of Scotland (2006)
My Summer of Love (2004)
Leaving Las Vegas (1995)
The Hills Have Eyes (1977)
Saw (2003)

35 mm

1892 yılında William Dickson ve Thomas Edison, George Eastman’dan aldıkları ham filmi kullanarak 35 mm filmi icat ediyorlar. Yüzyılı aşkın süredir neredeyse hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelen 35 mm film, adını da filmin genişliğinden alıyor. 35 mm filmin her kenar, her karesinde dört delik bulunmaktadır.

70 mm

Şu ana kadar filmin genişliği artıkça kalitesinin de ona göre arttığını görüyoruz. 70 mm film (veya 65 mm), yüksek çözünürlüklü ve kaliteli bir filmdir; böylece post-prodüksiyon döneminde film üzerinde yapılacak efektler görüntü kalitesini bozmaz.

8 mm

8 mm film şeridi, standart ve süper olarak iki çeşitten oluşur. 30’lu yılların Büyük Bunalım döneminde film yapımının süregelmesi için daha ekonomik film şeridi arayışına giren Eastman Kodak şirketi üretmeye başlamıştır.

8 mm film şeritleri, 16 mm’lik film şeritlerinin her iki yüzünün de kullanılabilmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu film şeridine kayıt yapıldığında, film şeridi ters çevrilir ve diğer yüzüne kayıt devam eder.
Süper 8 mm’de film şeridinin ters çevrilmesine gerek kalmaması için kartuş kullanılmıştır. 8 mm film şeritleri amatör film yapımcıları tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır.

B filmi

Ünlü bir sanatçının konserine gidersin, bir de ondan önce alt grupları dinlersin. B filmi de işte onun gibi bir şey: Asıl filmden önce gösterilen düşük ya da az bütçeli alt film. Bu filmin kullanımı Hollywood’un Altın Dönemi’ne denk geliyor ve özellikle “Western” filmler bu formatta üretiliyor.

Çerçeve oranı

Bir filmin eninin boyuna olan oranıdır.

Dublör

Dublör, tehlikeli sahnelerin çekiminde asıl oyuncunun yerine oynayacak kişidir. Bu, bazen oyuncu hayatını tehlikeye atmak istemiyor gibi lanse edilse de, dublörler genellikle o tehlikeli işi yapmakta profesyonel olan kişilerdir. Örneğin motosiklet ile uçma, yüksek bir yerde ince bir sütun üzerinde yürüme benzeri aksiyonları bu işin profesyonelleri olan dublörler yapar.

Film karesi

Her bir fotoğraf resminden biridir. Bir sinema filminin bir saniyesi için toplam 24 kareye ihtiyaç duyulur. Kamera tarafından video kayıt yapılarak çekilen filmlerde saniyede 24 kare çekmek kameranın işidir fakat iş animasyon filmlere gelince yapımcı her kareyi tek tek düşünmek zorundadır.

IMAX

IMAX film formatı yüksek boyutlarda, yüksek çözünürlükte görüntüler elde edilebilmesi için geliştirilmiştir. Yüksek çözünürlükteki görüntüler, 15/70'lik film karesinin eşsiz IMAX projeksiyon teknolojisi ile birleşmesinden oluşur. 15/70'lik film karesi klasik 35mm'lik film karelerden 10 kat daha büyüktür. Bu geniş boyutlu film kareleri için, dış uzaydan okyanus tabanına kadar her türlü ortamda kullanılabilen IMAX kameraları tasarlanmıştır. Bu kameraların ağırlığı 19-45 kilo arasındadır.

IMAX’te filmleri sekiz katlı bir apartman yüksekliğindeki dev bir perdede izlersin. Özelliği perdenin hafif kavisli olmasıdır. Böylece perde, tüm görüş alanını kaplar ve kendini filmin içinde hissedersin.

Net alan derinliği

Deep focus olarak bilinen net alan derinliği tekniğinde, kamera önündeki objelerin tümü aynı öneme sahiptir. Arka ve orta plandaki objeler flulaştırılmaz. Bu tekniği incelemek için sinema tarihinde büyük önem taşıyan Citizen Kane (1941) filmini izleyip mercek altına alabilirsin.

Özel efekt

Bir bina, bir köprü yıkılıyorsa, bir helikopter, bir otomobil patlıyorsa işte bu özel efekttir. Özel efektler gerçekten yapılmış, yani bilgisayar ortamında yaratılmamış efektleri kapsar. Gerçek bir uçağın patlatılması ya da maket bir köprünün yıkılması özel efektlere girmektedir. Bilgisayar ortamında yaratılan efektlere ise görüntü efektleri adı verilmiştir.

Retrospektif

Gerçekleşmiş olayların gerisine, geçmişine bakmak anlamına gelir. Bir katilin seri cinayetlerinin verilmesinden sonra, bu katilin bu noktaya gelmesindeki geçmiş nedenlere dönüşün verilmesi, retrospektife bir örnek olarak gösterilebilir.

Seçici alan derinliği

Shallow focus olarak bilinen bu teknikte ise deep focus’un aksine (tüm objelere aynı vurgunun verilmesi) tek bir odak noktası yer almaktadır. Aktörün ön plandayken arka planda başka bir oyuncunun ya da manzaranın flulaştırılması gibi. Böylece izleyicinin dikkati, yönetmenin istediği noktaya yönelir. Örneğin iki arkadaş konuşurlarken arka planda flu olarak katilin belirmesi gibi.

Sinematografi

Işık ve kamera açılarının nasıl kullanılması gerektiğiyle ilgili çalışmaları kapsar. Lens seçimleri, kompozisyon, filtreleme, film seçimi gibi konular sinematografiye dahil olan konulardır. Sinematografi uzmanları genellikle görüntü yönetmenleri olarak anılırlar.

Soundtrack

Türkçe’de film müziği olarak kullanılır. Braveheart, Titanic, Saving Private Ryan, Batman gibi filmlerin soundtrackleri; unutulmaz film müzikleri arasındadır. John Williams, James Horner, James Newton Howard, Hans Zimmer, Danny Elfman, Andrew Lloyd Webber gibi isimler ise ünlü film müziği bestecileridir.

Bir filmi incelerken bu terimlerden yola çıkmak, bahsi geçen konulara da göz atmak üzerinde çalıştığın konu üzerinde ya da arkadaşlarınla ettiğin sohbetler üzerinde bir hayli etkili olacaktır!

Kaynak: wikipedia.org

exi26.com
                                                                                                                                          Alıntıdır.....

4 Kasım 2011 Cuma

MONTAJA HAZIRLIK

Herhalde artık acayip bunaldınız ama zaten sonuna geldik..

Yukarda bahsettiğim noktaları atlamadan bir film çektiniz!! -5 kaset dolu çekimler yaptınız!!!

Amannnn!!!

Peki şimdi montaj vakti geldi! İstediğiniz sahneyi kolayca bulabilecek misiniz? İstediğiniz çekimi, görüntüyü pıt diye elinizle bulabilmeniz montaj zamanında çok çok önemli!!!

Bunu yapabilmeniz için bir kaç taktik var.. Ya çekimler sırasında çok düzenli olursunuz hatta aranızdan bir kişiyi sırf bu işle ilgilenmesi için görevlendirirsiniz! o kişi oturup bütün çekimler sırasında kasetlere hangi sahneler çekildi hangi sahnede kaçıncı çekimde başarılı oldunuz da kaç çekimde hata yapıldı. Ne bileyim hangi kamera açısı hangi sırada? Bu gibi bilgileri oturup bütün çekimler boyunca önündeki listeye doldurur.. İlerde montaj vakti geldiğinde kasetlerin içinde kaybolmazsınız..

Ama bir dakika!!!

Biz montajı dijital yapicazz? Ne?

Dijital nedir?

Analog nedir?

Haydaaa???

Bilgisayarlar dijitaldir.. Bunu biliyoruz (ama bu hala dijital nedir sorusunun cevabı değil).

Ve bilgisayarlar mükemmeldir!!! O halde dijital mükemmeldir!! (ama dijital ne hocam?)

Tamam dijital olayı aslında bilgisayarın kullandığı alfabedir.. Yani bizim alfabede 29 harf var.. Bilgisayarın alfabesinde 2 harf var.. 1(bir) ve 0 (sıfır)…

Şimdi düşünelim!! Alfabe ne işe yarar?

Bir bilgiyi aynen bir başka yere aktarmaya yarar!! eğer alfaben varsa mesela buradaki bilgileri diğer insanlara tıpa tıp aynen aktarabilirsin!!!

Ama analog alfabesizdir!! ya da bir çeşit sonsuz harfi olan bir alfabedir diyelim..

Dedi kodu gibi birşey. Analog şekilde aktarılan bilgi diğer kişiye tıpatıp aynı gelmez.. Aşağı yukarı aynı gelir.. Ve o kişi de bu aldığı bilgiyi başka bir yere aktaracak olsa onu daha da değiştirerek aktarır.. Analog şekilde bir bilgiyi bir yerden diğer yere birkaç kere aktarırsan o bilgi artık değişe değişe tanınmaz hale gelir!! Yani uzun lafın kısası analog olarak film montajlarsanız filminizin kalitesi düşer.. Ayrıca analog olarak film montajı yapan aletler çok pahalı aletler ve çoğu zaman da yetersiz aletler! Su anda artık günümüzde dijital olarak yani bir tek alfabe kullanarak hiç ama hiiiic veri kaybı olmadan nem net (kaç defa aktarırsan aktar!!) montaj yapmak çok kolay!!

Şu anda bu yazıyı yazdığım bilgisayarla sadece Internette gezmiyorum! Yayın kalitesinde film montajı yapabiliyorum!! Ve bu bilgisayar standart günümüzde satılan bir ev bilgisayarı!!! artık olay bu hale geldi ! O yüzden dijitaliz!!

Analog artık geride kaldı!!

Tamaaam.. Peki şimdi biz çekimleri yaptık.. Neye yaptık?

Video Kameraya.. Video=analog…

eğer dijital kameraya yaptıysanız o harika!!! O zaten direk görüntüyü dijital kaydetti.. Yani aldığı görüntüyü alfabeyi kullanarak 1100100100111010100101010101111011010001 şeklinde kasete yazdı.. artık o çekimler sonsuza kadar güvende! Onlar üstünde ne kadar aktarma yaparsan yap kaliten düşmeyecek ama analoglarla biraz işimiz var!!

eğer kameran video kamera ise önce çektiklerini dijitale çevirmek gerek.. Ben bundan önceki yıllarımı bunu yapmanın iyi bir yolunu arayarak geçirdim. Daha sonra ne yaparsam yapayım istediğimi alamadım ve dijital kamera aldım!! Oh!! Dünya varmış be!! Rahatladım!!

Ama yine de yanındayım!! Video kameran da yanında.. O halde bilgisayarında bir de capture kartın olmalı…

Capture kartı ne? Analog bilgileri alıyor (yani dedikoduları) direk alfabeye çeviriyor.. (0 ve 1 lere) artık o dedikodular deftere işlendi.. artık o defterde güvenlik altındalar! artık onlar analog değil DIJITAL!!!

Filmini dijitale çevirmen gerek yoksa bilgisayar filmini okuyamaz anlayamaz. O yüzden bilgisayarda o filmi montajlayamazsın.. O yüzden capture kartına ihtiyacın var işte. Kartı bilgisayarına takıyorsun.. kamerayı da karta takıyorsun.. Gerisini sana bırakıyorum. Çevrendekilere ve arkadaşlarına danışarak ya da kullanma kılavuzuna çalışarak filmini dijitize edebilirsin!!

Şimdiii!! Bir sorun var..

Film kasette durduğu gibi duran birşey değil..

Film aslında büyük bir olay!! Düşünecek olursak saniyede 25 resim gösteren büyük bir dosya.. hele yüksek görüntü kalitesi istiyorsan ki istemelisin bu da saniyede 25 tane yüksek kalite resim gösteren bir dosya demek..

eh baya büyük bir dosyadan bahsediyoruz demek ki..

büyük bir hard disk’in olmak zorunda.. Dijital kameralar ile yaptığın çekimleri bilgisayara aktardığında sadece 5 Dabilik çekim 1 GB tan fazla yer kaplıyor. Yani eğer 2 kasetlik görüntü atacaksan yani 3 saatlik görüntü sana 36 GB a patlayacak.. büyük hard disk şart!!

Tamam o konuda da derdin yoksa. Hard diskin kocamansa, ve filminde artık dijital şekilde bilgisayarının içinde ise artık onu kesip biçmeye başlayabiliriz!! Montaj zamanı!!!

Haydi montaj dersleri bölümüne!!..

http://www.benimsinemalarim.com/dersler-egitim-montaj/k-k-y-m-nden-montaj-dersleri.html

                                                                                                                                Alıntıdır...

31 Ekim 2011 Pazartesi

Film Kurgusu ve çeşitleri




 Derleme Kurgu:  Farklı planların bağımsız olarak, devamlılık kuralına uyulması gerekmeden bağlanması ve öykünün anlatılabilmesi derleme kurgu ile gerçekleşir. Temel olarak belgeseller bu biçimde bağlanır. Derleme kurguda amaç, öyküyü belli bir mantık çerçevesinde anlatabilmektir. Planların birbirlerinin kesintisiz devamı olarak görülmeleri gerekmemektedir. Hareket sürekliliği de o kadar önemli değildir. Kimi video klipler ve deneysel filmler de bu yöntem ile kurgulanabilir.

Kesintisiz Kurgu: Bu kurgu yöntemi daha çok kurmaca sinema yapıtları için kullanılır. Farklı ölçeklerde çekilmiş ve sahneleri oluşturan planlar bu kurgu yöntemi aracılığı ile ardı ardına bağlanır ve birbirlerini izleyen saniyelermiş gibi görünürler. Bu biçimde seyirci filmi olaydan kopmadan, her görüntü birbirinin ardı sıra çekilmiş gibi algılamaktadır. Burada ışığa, hareketin devamlılığına, oyuncuların giysi ve tutarlılıklarına dikkat etmek gerekmektedir. Planlar arası geçişlerde oyuncu hareketleri, bakış açıları çok önemlidir. Aksi durumda devamlılık sağlanamaz. Kesintisiz kurguda planları ardı ardına değil bir hareket bütünü olarak algılamak gerekmektedir.

Almaşık Kurgu ( Cross Cutting): Zamansal gelişimi vurgulayabilmek için yapılan bir kurgu çeşitidir. Birbiriyle  bağlantılı çekim  parçaları art arda kurgulanarak çeşitli olguların parçaları iç içe geçer.

Anlıksal Kurgu ( Intellectuel Montage): "S.Eisenstein'ın ileri sürdüğü kurgu çeşitlerinden biri. Anlıksal çeşitten seslerin ve üsttitremlerin, kendilerine uygun düşen anlıksal duygulanmaların birbiriyle çatışacak biçimde yan yana getirilmesine dayanır. Eisenstein, bu kurgu aracılığıyla sinemada en soyut düşünceleri bile izleyiciye sunabilmeyi erekliyordu. Böylelikle sinema tıpkı dil gibi tüm soyut kavramları aktarabilecekti"

Bağlantılı Kurgu ( Relational Editing): Çekimleri arasında çağrışım oluşturacak biçimde düzenleyerek gerçekleştirilen kurgu.

Benzetmeli Kurgu ( Editing by Analogy): İki çekimin ortaya koyduğu kavramlar arasındaki herhangi bir andırıştan yararlanarak bir düşünceyi, daha iyi anlatmayı sağlayan kurgu.

Bireşimci Kurcu ( Synthetic Editing): Uzun çekimlerden oluşan kurgu.

Çözümleyici Kurgu ( Analythic Editing): Sahnenin çok kısa çekimlere bölünmesi.

Devingen Kurgu ( Dynamic Cutting): Giderek hızlanan, ritmi artan kurgu.

Durgun Kurgu ( Static Cutting): Gittikçe yavaşlayan, ritmi düşen kurgu.

Elektronik Kurgu ( Electronic Editing): Video veya sayısal ortamda yapılan kurgu.

Girişik Kurgu ( Non-Linear Editing): Videoda, değişmesi gereken kurgulanmış bir bölümü, diğer kurgulanmış bölümlere zarar vermeden değiştirilebilen kurgu yöntemi.

Görsel-İşitsel Kurgu ( Audio-Visual Montage): Ses ile görüntü arasında olması gereken eşlemeden ayrı olarak örgensel (çok sesli kurgu) bir bağın da gerçekleşmesi gerektiğini savunan S.Eisenstein'in kurgu yöntemlerinden biridir.

Hızlı Kurgu ( Fast Cutting): Çok kısa çekimlerin birbirini izlemesinden oluşan kurgudur.

Yavaş Kurgu ( Slow Cutting): Çok uzun çekimlerin birbirini izlemesinden oluşan kurgudur.

    Ayrıca İç Kurgu, Karşılaştırmalı Kurgu, Koşut Kurgu, Ölçümlü Kurgu, Tartımlı Kurgu, Titremsel Kurgu, Üsttitremsel Kurgu, Yinelemeli Kurgu gibi kavramlar da video ve film kurgusunda kullanılan çeşitli yöntemlerdendir.

Kurgu Nasıl Yapılır ?


    Kurguyu öğrenmek isteyen ve kurguya başlayacak kişiler, sinema filmlerini, televizyon dizilerini, reklam filmlerini ya da klipleri seyirci gözüyle izlemekten kurtulmalıdır. İzleyicinin rahat koltuğundan kalkıp çekilmiş yapıtları derinlemesine inceleyip bir başka değişle mutfağına geçmesi, onları bir bütün olarak değil de, oluşturulan parçalarıyla birlikte ayrı ayrı algılayabilmesi gerekmektedir. Bir filmi tasarlamak, çekebilmek ya da kurgulamak için filmi oluşturan ögelerin iyice tanınması ve kavranması söz konusudur. Çekilen bir yapıtı oluşturan üç temel öge bulunmaktadır : Plan, Sahne, Sekans.

    Plan: Film çekimlerimlerinde kameranın kayda başlaması ve kayıttan çıkışı arasında kaydettiği bölümdür. Başka deyişle kameranın kayıt tuşuna basıldığı ilk andan, kayıttan çıkmak için aynı tuşa basıldığı ana değin objektifin önündeki hareketli ya da durağan nesnelerin kaydıdır. Planları ayıran tek özellik, kameranın kesme yapması yani başlayıp bitmesidir. Planlar, çekildikleri kameranın açısına, çekildikleri kameranın hareketine ve çekimin ölçeğine göre adlandırılırlar. Örneğin " kısa plan ve hızlı kurgu sinemanın daha ilk dönemlerinde, Eisenstein'da, Vertov'da ve benzerlerinde yaratıcı ve filmin anlam dağarcığını genişletici bir üslupla kullanılmıştır."
   
Sahne: Filmlerde ya da çekilmiş diğer yapıtlarda mekan ve zaman bütünlüğü olan bölümlerdir. Temel noktası zamanın ya da mekanın hiçbir zaman değişmemesidir. Senaryonun ve filmin sahnelere bölünmesinin en temel amacı, sözkonusu yapıtların çekiminde ve özellikle kurgularında kolaylık sağlamaktır. Aynı mekanda geçen sahneler film çekimlerinde birbiri ardına birlikte çekilirler. Yapılacak işi programlarken hazırlanacak sahnenin mekanına ya da zamanına dikkat edilir. Sahnenin değişmesi demek, mekanın ya da zamanın değişmiş olması demektir. Bir başka deyişle sahneler, birbirleri ardına eklenmiş planlardan oluşmaktadırlar ve olaylar aynı mekan içinde aynı zaman diliminde geçmektedir. Oyuncuların giysileri bile değişmemektedir.
 
 Senaryoda sırasıyla sahne numarası, çekileceği mekan, iç ya da dış mekan oluşu ve gece ya da gündüz oluşu bir başka deyişle sahnenin zamanı yer alır. Örneğin Haydarpaşa limanında bir çekim yapılırken :

1. Haydarpaşa Limanı Tır Parkı                                                                                Dış/Gece
Sahne Numarası: 1- Mekan: Haydarpaşa Limanı Tır Parkı - Çekim Alanı: Dış Çekim - Zaman: Gece.

2. Liman Binası                                                                                                          İç/Gece
Mekan değiştiği için sahne atlar. 2. sahneye geçilir.

3. Liman Binası                                                                                                            İç/Gün
Zaman değiştiği için sahne atlar. 3. sahneye geçilir.

     Sekans: Filmin kendi içerisinde anlam bütünlüğü olan bölümlerine verilan addır. Sekanslar kendi içlerinde anlattıkları bir konuyu alıp bitirirler. Sekanslar filmin içerisinden çıkartılıp kendi başlarına izlenseler de anlamlı, kopukluk yaratmayan bölümlerdir. Bir film, giriş sekansı, final sekansı, gibi bölümlerden oluşur. Örneğin polisiye filmlerde takip sekansları vardır. Her sekansın başlama, gelişme ve bitiş noktaları bulunur. Her sekans kendi içinde bir dramatik yapı içermektedir.
   
Bir sekans tek bir sahneden oluşabileceği gibi bir çok sahnedende oluşabilir. Aynı biçimde sekans tek bir plandan da oluşabilir. bir çok plandan da... Tek bir planda başlayığ biten sekanslara Plan Sekans denir. Film içerisinde sekansları ayırmanın yolu, anlam bütünlüğü olan bölümleri birbirinden ayırmaktır. Sekansın ayırıcı yanı anlam bütünlüğüdür.
   
Kameranın birbiri ardına kaydettiği görüntüler, planlar, filmin sonunda oldukça fazla sayıda ve dağınık olarak karşımıza çıkar. Tek bir planın 6 kez yinelendiği varsıylırsa, 90 dakikalık bir film için 540 dakikalık film harcanmaktadır. Birbirleriyle pek de ilgili olmayan bu film parçaları ancak nitelikli bir kurgudan sonra anlamlı bir bütüne dönüşür. Çeşitli çekimler kurgu sonucu kendi içinde anlamlı bir filme dönüşür.
   
Oyuncu hataları, devamlılık hataları, teknik sorunlar ya da ışığın tutarsızlığı sonucu aynı planlar bir çok kez yinelenebilir. Bunun sonucu elde edilen fazlalıklar ancak kurgu aracılığıyla ayıklanabilmektedir.
 
 Çekimlerde planlar öykünün giriş-gelişme-sonucuna göre değil, zaman ve mekan açısından ortak planların sırasıyla çekilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Bir başka deyişle çekimler öykünün akışıyla bire bir örtüşmemektedir. Söz gelimi ayrı ayrı günlerde yapılmış çekimler filmin içinde aynı gün içerisinde çekilmiş ve birbirini izlermiş gibi kurgulanmaktadır. Bu biçimde öyküye göre gerçekte olamayan bir zamanı yaratma işlemine Sinemasal Zaman denir. Örneğin sokak çocuklarıyla ilgili bir belgesel, bir çok cocuğun, farklı kış aylarında görüntülenmesi sonucu tek bir kış ayında geçiyormuş gibi kurgulanarak yaratılabilmektedir.
 
 Örneğin filmin yönetmeni senaryoda geçen hastane sekansını çekeceği hastaneyi şöyle tasarlamaktadır: Yüksek tavanlı, uzun koridoru olan, odaları geniş ve boğaz manzaralı, bahçesi geniş ve ağaçlık. Her mekanı çekilecek sahneler olarak düşünün. Böyle bir hastane bulmak olası değildir. Böyle durumlarda yönetmen planladığı her sahneyi farklı bir yerde çekerek ( Bir hastanede koridor çekimlerini yapıp, oda çekimlerini boğaza bakan bir otelin odasını hastane odası olarak düzenledikten sonra orada bitirip, bahçe olarak geniş bir parkı kullandıktan sonra) ve kurguda ışık ve oyuncu devamlılığına dikkat ederek, tek bir hastanede geçiyormuş gibi kurgulayabilir. Böylece film gerçekte olmayan, uzun koridorlu, odaları boğaza bakan geniş yeşillikli bir bahçeye sahip yeni bir haste yaratmıştır. Sinemasal Mekan yaratımı biçiminde adlandırılan da budur.
 
 Kurgucunun görevi eldeki malzemeden olabildiğince en iyi sonucu elde etmektir. İşini iyi bilen bir kurgucu elindeki hatalarla dolu filmleri çeşitli yöntemlerle en az hatalı düzeye indirir ve filmi baştan yaratır. Kurgunun en önemli işlevi sinemada anlam yaratabilmesidir. Bu anlam ise doğru cümleyi, doğru sözcüklerle aktararak geçekleşmektedir. “ Kurgu, konunun gelişmesinde bir kısa devre yaratmamıza yardım eder. Kurguyla yaratılan mozaik, konumuzun işleyişini güçlendirir; kahramanımızı çevresine oturtur., insanı nasıl çevresini ve çevrenin nasıl insanı değiştirdiğini gösterir. Kurgu hareket durumundaki gerçek güçleri, ulusların ekonomik ve toplumsal hayatını göstermelidir.”

Not: “Video ve Film Kurgusuna Giriş” adlı eserden alıntıdır.