amatör sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
amatör sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2011 Pazar

Amatör Sinema


Amatör sinemanın doğuş tarihi Pathé`nin 9,5 mm'lik filmi piyasaya çıkardığı 1922-23 yılları öncesine getirebilir. Bu genişlikteki film üç temel yenilikten yararlandı: Güvenlik kayıt ortamı, evirtilir duyarkat (doğrudan gösterime hazır görüntü verir) ve dar film (alışılmış 35 mm'lik filmlerden çok daha ekonomikti). Çok kısa süre sonra, Kodak aynı anlayışla 16 mm'lik filmi piyasaya sürdü. Daha sonra 1932'de, 9,5 mm'lik filmden daha da ekonomik olan 8 mm'lik film yapıldı. Giderek amatör sinemanın simgesi haline gelen 8 mm'lik film, otuz yılı aşkın süre 9,5 mm filmin yavaş yavaş ortadan kalkmasına neden oldu. Buna karşılık 16 mm'lik film, televizyon sayesinde çok hızlı bir gelişme gösterdi. TV, röportaj filmleri kadar konulu film ya da eğlence programı yapımlarında da 16 mm'lik boş filmin dev bir tüketicisi oldu.

Bununla birlikte 8 mm'lik film, kullanıcılarına kimi el işlemlerini zorunlu kıldı. Üreticinin piyasaya çıkardığı bobinin kameraya takılması, filmin tersine sarılması gibi.

8 mm'lik film, gerçekte 16 mm genişliğinde üretilen filmin kimyasal işlemler sırasında boylamasına ikiye kesilmesiyle elde edildi. Kameraya ilk takılışı sırasında 16 mm'lik filmin bir yarısı kullanıldı; tersine sarmadan sonra öbür yarısına görüntü alındı. 1964`te Kodak tarafından piyasaya sürüten Süper 8 film, bu sakıncaları ortadan kaldırdı. Kameranın çalışmaya hazır duruma gelmesi için, içine küçük bir kartuş sürmek yeterliydi. Buna koşut olarak elektrik motoru (genellikle 8 mm'lik kameralarda görülen zemberekli mekanik motor değil) ve otomatik diyafram ayarı kullanımının başlaması, düğmesine basılarak çalışan kameraların geliştirilmesini sağladı.

Fuji tarafından piyasaya sürülen Single 8, Super 8'den yalnızca kartuşunun kurulmasıyla ayrıydı. Gösterim yönünden ikisi de eşdeğerdi.

Kullanımındaki bu aşın basitlik, başlangıçta Süper 8 kameraları büyük ölçüde yaygınlaştırdı, ama giderek şaşırtıcı bir gerileme içine girdiler. Sinema amatörleri gitgide daha yetkinleşen modelleri yeğlediler. Görülen resmin aynısını saptayan refleks vizörler, büyük alanlı, çok büyük açılımlı v.b. zoom'lar (değişik odaklı mercek) ve özellikle manyetik ses kaydı yapan modeller. Fazlalığı daha çok, daha pahalı ve el işlemleri kimi zaman eski 8 mm'liklerden daha karmaşık kameraları ortaya çıkaran bu gelişim, kuşkusuz bu aygıtlardan evlerde yararlanma oranında görülen durgunluğun nedeni oldu. Anında banyo edilen filmlerin piyasada önemli ölçüde etkili olduğu fotoğraf alanının tersine, yakın geçmişte ortaya çıkan anında yıkanır filmler pek ilgi görmedi.

Günümüzde 16 mm, profesyonel bir film boyutu haline geldi. 8 ya da 9,5 mm'lik kameralar için sürekli film üretiliyorsa da, amatör sinema alanında artık yalnızca Süper 8 (ya da Single 8) kameralar ve Süper 8 ya da ikili 8/Süper 8 göstericiler yapılmakta, 16 mm dışındaki aygıtlar için artık yalnızca renkli film bulunabilmektedir.

KAYNAK: BÜYÜK LAROUSSE (1993)
sinematurk.com
                                                                                                                                         Alıntıdır....

19 Kasım 2011 Cumartesi

Son Dönem Türk Sineması!



Boondock_Saint:
 son okudum  haberlere  gore   kanuni sultan süleymanın filmi cekilecek    baş role  de  adrien brody   dusunuluyormus    yapılırsa başarabilirlerse cekmeye filmi bence harika olur turk sineması için bir dönüm  noktası olur bence

fena:
Alıntı sahibi: YuXeL üzerinde Ocak 13, 2006, 20:51:12

Son dönem Türk Sinemasında en çok hoşuma giden G.O.R.A. idi. Filmde diğer Türk yapımı filmlerde olmayan görsel efektler vardı. Tabi o filmi özel yapan espirileri de unutmamak gerekiyor, lakin orada kullanılan görsel efektlerin çok azı diğer yerli filmlerde vardır. Çoğunda efekt mefekt yok zaten ya neyse işte. Bir computerci olarak GORA da yüksek oranda computerden yararlanıldığı için bu filme 10 üzerinden 10 puan verdim ben. ehuhehuehue. Siz de merak ettiniz bu adamın sinemayla filmle ne işi var, nası bi yorum yazdı diye dimi, şaşırmayı umdunuz ama itiraf edin şaşıramadınız  :D


ruhuyla deil tekniğiyle ilgileniyorum diyosun
cıks cıks yazık sana dayı  :D

Taran Kedi:
Arkadaşlar reca ediyorum. Bir filmde ruh kadar kullanılan teknikler de çok önemlidir. Ciddi söylüyorum. Bakın mesela terminator 3 filmini göz önüne alın. O teknik alt yapı olmasa idi inanın o film bi b.ka benzemezdi. Türk sinemasında görsel efekt kullanma alışkanlığı yok. Alışkanlıktan ziyade böyle bir beceri de yok. Titanic filmini beğenmeyen yoktur herhalde. O filmi 100 metrelik bi havuzda çektiklerini biliyormusunuz? Geri kalan kısmı da bilgisayar ortamında çekmişler. Çoğu film benzer şekilde. Milyonlarca dolara malolan filmlerin bütçelerinin büyük kısmı görsel efektlere ve teknik alt yapıya gidiyor. Bu filmler aynı zamanda bu efektlerin de etkisiyle hafızalarımızda unutulmayanlar arasına giriyor. Hep duygusallık, hep brezilya dizisi hafasında sinema nereye kadar?

ZaPaLKa_:
Sayin admin sen sakin cem yilmaza bayilmis olma o filimde tamam gorsel efekt olrak neredeyse turkiye icin bir ilk onu kabul ediyorum ama sen cem yilmaz faktorunu unutuyosun adam kendisi o filmi seyretirdi cem yilmaz yerine ben oynasaydim 4 milyon kisi izlermiydi acaba ???  ;D  :D

Boondock_Saint:
  yuxel  sana hem katılıyorum  hem katılmıyorum  katıldığım konu  şu dorudur  efekt  cok onemli  sinemada  bu bir gercek   senin yazdığın bahsetiğin filmlerde   gercekten  bilgisayar  cok kulanılmış  ama bu onların  filmini  olumlu yonde  etkilemiş ben bir film  sever  olarak benim için onemli  olan    filmin  son hali  nasıl yapılmıs  ne gibi teknikler  kulanmışlar beni alakadar etmez   ben biletimi  alırım koltuma otururum  ve guzel bir film izlemek isterim   katılmadım konu şu sadece efekt ile de olmuyor    hatırlarmısın  eski amerikan  western  filmlerini  yada bir  zamanlar amerika , baba , iyi kötü cirkin, unforgiven, gibi nice  sayamadığım  harbi  filmer  onlar nasıldı  20 sene sonra koysan dvd ye zevkle izlersin   bizde ise   oyuncu  eks...liği var  iyi oyuncularımız  parmakla  sayılır.  son olarak   adamlarda  film cekmek  bir endustri   olmuş   film  cevirmek için yapılan  ozel  şehirler   figuranlar   yani her şeyile adamlar film cekmek için hazır ve dublor leri unutmamak lazım  bizde kactane prof   dublor var  onlar sinemanın  gorunmez  kahramanları   adamlar onlara bile özel  ödül geceleri duzenliyorlar eh orası amerika

balkanlar.net
                                                                                                                                               Alıntıdır....

16 Ekim 2011 Pazar

Genç Sinemacıların Sorunları...


   Sinemamızın gelişmesi için gelecekte film çekecek olan yönetmenlerin bu filmlerde oynayacak oyuncuların yetişmesi gerekiyor peki amatör sinemacıların bu işe girişen genç sinemacılar film çekmek için imkan bulabiliyormu? Aklımıza ilk gelen eğtim için üniversitelerin sinema ile ilgili bölümlerinin olduğu gerçekte böylemi yani genç sinemacılar üniversitelerde başarılı bir yönetmen olabilecek eğtimi görebiliyorlarmı yada oyuncular ilgili alanlarda yeterli eğtimi görüyorlarmı? Cevap vereyim; hayır!

   Üniversitede öğrencilere söylenen gidip bireysel olarak kendilerini yetiştirmeleri öğrenciler bireysel olarak kendilerini yetiştirmek istediğinde yine ellerinden bir şey gelmiyor çünkü; dışarıda gereken imkanı bulamıyor. Teorik bilgiler ile kendini yetiştiriyor fakat; pratik olarak uygulama yapmak istediğinde bütün yollar kapanıyor. En basitinden staj yapmak istediğinde torpil bulamazsa isteğini gerçekleştiremiyor kendi başına film çekmek istediğinde; kamera, ışık, lens, ses sistemleri gibi teknik araçlar gerekiyor bu malzemeleri ise her yerde bulamıyorsunuz. Film çekmek isteyen cep telefonu ilede çekebilir diye eleştirenler çıkıyor bu haksız bir eleştiri çünkü; filmde bir hikaye anlatılacaksa birçok teknik aracın kullanılması gerekiyor ayrıca; yarışmalarda o amatör görüntü gereken aracın kullanılmamasından meydana geliyor buna bağlı olarak film beğenilmiyor. yarışmalara katılan jurilerde sinemanın tekniğinden anlamadığı için filmi görüntünün kalitesi ve hikayenin kurgusuna göre değerlendiriyor. birçok sinema okulu var diyeceksiniz evet yeterli maddi durumunuz varsa düşünülebilir fakat buradaki eğtimlerde okuldaki eğtimlerden pek farkı yok sadece uygulamaya çok fırsat verdikleri için kendini bir miktar geliştiriyorsun burayı bitirdiğinizde yurtdışındaki üretilen film kalitesinde film çekeceğiniz anlamına gelmiyor ünlülerin açtığı okulları tercih ederseniz en azından televizyon ve sinemaya kapak atabilirsiniz ünlülerin televizyon dünyasıyla yakın ilişkisi olduğu için rahat iş bulma imkanınız yükseliyor.

   Genç sinemacılar için burada yazamadığım bu ve benzeri binlerce sorunu var. Bunlarının çözümünün biran önce sağlanması gerekiyor. Sinemaya yönelik açılan üniversite bünyesindeki bölüm ve öğrenci kontenjanları sürekli artıyor. Sorunlar bu dönemde çözülmezse bugünkü genç sinemacıların yarın film sektöründe kalitesiz film yapmaya başladığında başlıyoruz çığırtmaya ülkemizde neden kaliteli film çekilemiyor demeye… sonra çözüm önerileri getiriliyor, yasa düzenleniyor, maddi destek sağlanıyor fakat; boşuna hala kalitesiz film üretimine devam neden? cevabı basit atasözümüzde var ağaç yaş iken eğilir  ayrıca genç sinemacılar için sunulan birbaşka çözüm önerisi; genç yetenekleri keşfetmek için film festivalleri düzenlemek çok saçma bir fikir gibi geliyor bana festivalde olan şey; yüzlerce kalitesiz film izlemek, teknik destek almış filme ödül vermek. Kısa film festivallerine katılanlar ne demek istediğimi anlayacaklar oynayan oyuncu profesyonel, çektiği kamera pahalı kamera ve film çekiminde aldığı destek ve filme yaptığı masraf festivalden alacağı ödül parasının iki katı bu çözümü birde siz değerlendirin…