yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2014 Pazartesi

Hollywood’da Türkiye tanıtımı

ABD’nin Los Angeles kentinde bu yıl 29’uncusu düzenlenen Uluslararası Film Komisyonları Birliği Lokasyon Fuarı’nda, Türkiye’nin film platosu olabilecek cazibe mekânları Hollywood’lu film yapımcılarına tanıtıldı.

Dünyanın en büyük film şirketlerinin bulunduğu Los Angeles'ta Hollywood yapımcılarına çekecekleri yüksek gişeli filmlerde plato olarak kullanmaları için Türkiye'nin cazibe mekânları tanıtıldı. Bu yıl 29'uncusu düzenlenen Uluslararası Film Komisyonları Birliği Lokasyon Fuarı'nda Hollywood filmlerinin yapımcılarını çekmek için ülkeler birbiriyle yarışırken, Türkiye de fuarda bir stantla yer aldı. Türkiye Film Komisyonu Derneği Başkan Yardımcısı ve Los Angeles Temsilcisi Erdal Aktan, film sektöründe yer pazarlamasının önemine değinerek, Türkiye'nin bu alanda biraz geri kaldığını ancak tanıtımını daha etkili yaparak bu açığı kapatmaya çalışacaklarını söyledi. Aktan, "Amerika'da her eyaletin bir film komisyonu var. Bu alanda ülkemiz maalesef şimdiye kadar yetersiz kalmış. Dünyanın çeşitli ülkelerinden film yapımcıları hizmet almak istediklerinde, ilk olarak bu komisyonları arıyor. Türkiye'de muhatap bulamamaları bir eksiklikti, biz de bundan yola çıkarak Türk Film Komisyonu'nu kurduk" diye konuştu.

Türkiye’ye ilgi artıyor
Bazı sahneleri Türkiye’de çekilen ve gişede büyük başarı sağlayan ‘Argo’ ve ‘Skyfall’ gibi filmlerin ardından yabancı yapım şirketlerinin ilgisinin Türkiye üzerinde yoğunlaştığını kaydeden yapımcılar, Türkiye’nin Ortadoğu ve Avrupa’yı bir arada yansıtabilen mekânlarıyla, sektörde farklı bir iddiaya sahip olduğunun altını çiziyor. 6 kıtadan 300’ün üzerinde film komisyonunu temsil eden AFCI Uluslararası Film Komisyonları Birliği, 1975 yılından bu yana sektörü buluşturan önemli etkinliklere imza atıyor.


kaynak: hurriyet.com.tr

22 Şubat 2013 Cuma

Meğer Yeşilçam ne çok aldatmış!


Türk sinema tarihini araştıran Ali Murat Güven 6 bin 500 filmlik Türk sinema tarihinin 2 bin 500 filminin eşler arasındaki aldatma üzerine olduğunu söyledi.

Türkiye’nin en popüler sinema yazarlarından biriyken, 27 yıllık mesleğini sonlandırdığını açıklayan Ali Murat Güven, önceki akşam okurlarıyla hasret giderdi. Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde Bünyamin Yılmaz’ın düzenlediği sinema söyleşisine katılan Güven, yakında İstanbul Ticaret Odası tarafından yayınlanacak olan ‘Türk Sineması’nda Tüccar ve Sinema’ adlı 400 sayfalık kitapla okur karşısına çıkacağını açıkladı. Bu kitap için 6500 filmlik Türk sinema tarihini yeniden gözden geçirdiğini kaydeden Güven, sinema tarihimizde 2500 civarında filmin eşler arasında aldatma üzerine kurulu olduğunu söyledi.

Yeşilçam’ın bu yönüyle hiç de masum olmadığını anlatan Güven, sinemadaki hakim zihniyetin toplumsal çürümede katkı sahibi olduğunu öne sürdü. Güven, bu nedenle muhafazakar yönetmenlerin çekmiş olduğu ‘Beyaz Sinema’ örneklerine ‘pozitif ayrımcılık’ yaptığını ifade etti. İnançlı bir sinema yazarı olarak ‘jakoben zihniyete’ karşı mücadele verdiğini anlatan Güven, ‘kendi mahallemdeki arkadaşlar’ diye tanıladığı camianın sinema yazarları tarafından yalnız bırakıldığını da aktardı. ‘Türkiye’de bir grup sinema yazarı var ki bunlar aslında iskambilden kuleler. Lakin müthiş dayanışma içindeler, etraflarında ot bitmesine izin vermiyorlar’ şeklinde konuşan Güven, ‘Böyle bir ortamda yapayalnız mücadele etmektense sinema kitapları yazmayı tercih edeceğim’ diye konuştu.

BEDİR ACAR
kaynak: stargazete.com

21 Kasım 2011 Pazartesi

İBB Beykoz Yeşilçam Film Platosu'nu tamir ettiriyor!


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Beykoz Yeşilçam Film Platosu’nun onarım ve tamamlama inşaatı için ihale düzenledi. İBB Yapı İşleri Müdürlüğü yetkilileri yaptıkları açıklamada sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 gün içinde yer teslimi yapılarak işe başlanması ve 300 takvim günü içinde bitirilmesi gerektiğini belirttiler. Gerekli bilginin EKAP’ta yer aldığı ayrıntısına değinen yetkililer, ihalenin belli istekliler arasında 20 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirileceğini ifade ettiler.

emlakkulisi.com
                                                                                    Alıntıdır.....

10 Kasım 2011 Perşembe

110 film yaptım, para kazanamadım


Türk Sineması'nda birçok filmde rol alan Nebahat Çehre sektör ile ilgili çarpıcı itiraflarda bulundu. Çehre, şimdiye kadar 110 film çektiğini ama para kazanamadığını söyledi.

Çehre, "İki dizide oynadım evimi aldım" dedi. Muhteşem Yüzyıl'da Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Valide Hafsa Sultan'ı canlandıran Türk Sineması'nın ünlü ismi Nebahat Çehre bugüne kadar paraya ve mülke hiç değer vermediğini belirtti.

EN İYİ ŞEKİLDE YAŞADIM

Çehre, "Bazısı gayrimenkul alır, bazısı altına yatırım yapar, ben hep en iyi şekilde yaşamaya çalıştım. Biraz param olunca seyahatlere gittim, olmayınca evimde oturdum. Yıllardır bir kooperatif evinde yaşadım, ama orası bana hep saray gibiydi" diye konuştu.

7 yıl önce Haziran Gecesi dizisiyle Yeşilçam'ın ardından ikinci kez yıldızı parlayan, son 4 yılda Aşk-ı Memnu ve Muhteşem Yüzyıl dizilerinden kazandıklarıyla geçtiğimiz günlerde Levent'te yeni bir ev satın alan Çehre sözlerini şöyle sürdürdü: "50 yıldır sinema sektöründeyim. Bu zaman içinde 110 film yaptım. Ama inanın bana doğru dürüst bir para kazanamadım."

Yeşilçam döneminin bugünle karşılaştırıldığında televizyon sektörünün çok farklı olduğunu belirten Nebahat Çehre, "Emeğinizin karşılığını alıyorsunuz" dedi.
Ünlü oyuncu şunları vurguladı: "Şu kadarını söyleyeyim, 110 film yaptım ancak geçindim, iki dizide oynadım çok şükür ev alabildim. Bir de ben parayı değerlendirmesini bilmem. Hiç de tutumlu bir insan değilim. Para bende hiç durmaz ve çoğalmaz."

Hürriyet kelebek
                                                                                                                                                 Alıntıdır...

19 Ekim 2011 Çarşamba

Kartal Tibet ile Röportaj


Kartal Tibet ile, Türk Sineması’nın dünü, bugünü ve yarını...


1970’lerde altın çağını yaşayan Türk Sineması’yla bugünkü Türk Sineması’nı karşılaştırdığımızda o seyirciyle bugünkü izleyici arasında ne gibi farklar görüyorsunuz?

Eskiden TV olmadığı için halkın tek eğlencesi sinema idi. Gene eskiden çok değişik ve sayıda filmler-çok farklı yüzler çekiliyor, konu oluyordu sinemaya. Sinema o dönemlerde o kadar farklı idi ki senaryolar ve oyuncular 3-4 yılda bir değişip öylece senede 250-300 film yapılıyordu. Halbuki şimdi senede 300 filmden bahsetmek mümkün değil. Günümüz sinemasına baktığımızda ise öyle mi? Değil elbette .

Halk her zaman kahramanını bulur.

Tanju Gürsu (filmlerin bıçkın delikanlısı), Engin Çağlar ( salon filmlerinin romantik jönü), Muzaffer Tema (Yeşilçam’ın ilk romantik jönü) ve Kartal Tibet ( Karaoğlan’dan Tarkan’a) . Sizce günümüzde bu özellikleriyle yaşayan oyuncular mevcut mu? Bu manada oynayan değil yaşayan diyebileceğimiz aktör-aktrist var mı günümüzde?

1965 yılında Karaoğlan adlı yapımda ünlü kahramanı canlandırıp 1972’de Karaoğlan Geliyor ile Suat Yalaz’ın büyük ilgi gören çizgi romanından beyazperdeye uyarlanan seride unutulmaz bir kahramanlık macerasına imza atmıştı Kartal Tibet. Bunun üzerine Yeşilçam’ın o unutulmaz yüzlerinin üstlendiği-simgelediği rolleriyle günümüz oyuncularını konuştuğumuzda Tibet, o insanların o dönem hayatımızda yer edinip o özellikleriyle halkın beğenisini kazandığına, hayatımızda özdeşleştirdiğimiz özellikleriyle yer edindiğine değiniyor. O dönem star olup şimdi hala star olan oyuncularımızdan söz ediyor ve akabinde şöyle diyor usta yönetmen: “Bir Kemal Sunal, bir Cüneyt Arkın, bir İzzet Günay, bir Öztürk Serengil, bir Ayhan Işık… Bunlar bir defa geldiler. Bunların yerini başka oyuncular alabilir mi?

Son dönem oyuncularına baktığımızda Kadir İnanır, Tarık Akan… Bunlar geldiler, o dönem büyük bir izleyici kitlesine sahip olmuş ve kendilerini kanıtlamış oyuncular olarak da halkın beğenisini kazanarak adından söz ettirdiler yıllarca. Gönüllerde kurduğu tahtlarla o dönem de stardılar ve hala da starlar. Bir Şener Şen, bir Haluk Bilginer ki Haluk Bilginer’in başarısı yaptıkları inkar edilemeyecek kadar güzel. Bunlar büyük birer starlar. Bu neye işarettir biliyor musunuz? Kahramanların gücü değişir, çeşitlilik gösterir, attığı imzalarla başarılarla daha başka görünür buna karşılık halk, her zaman kahramanını bulur. Bir Kurtlar Vadisi ne kadar sevildi…

Sizce sinemanın büyüsü nedir?

Sinemada insanı büyüleyen ortam 2 yolla kitlelere ulaşır.

1- Sinemanın illüzyonu-büyüsü (kendisi )

2- Biz, Türk Filmi yapıyoruz.

Evet, bizim yaptığımız film bünyesindeki büyüyle gideceği yeri o kadar güzel bir şekilde buluyor ki halk kendinden olan, onunla beraber yaşayan, onu anlatan onu konuşan bu büyüyü alıyor ve bırakmıyor artık. Kısacası bu, halka yakın geliyor.

Seyirciye ulaşmamışsa eksiktir…

Sinema bünyesinde neyi barındırmalı? Ya da başka bir ifadeyle sanat için mi yoksa halk için mi olmalı sinema?

Sanatın kapsadığı alan bakımından önem arzettiğine ve bunun sinemadaki yerine değinen Tibet, sanatla dolayısıyla sinemayla halka ulaşılabileceğinden bahsediyor ve şöyle diyor: “Nitekim yapılan sanattır. Bu sanatsa, bütün Güzel Sanat dallarını içerir ve bunların toplamından doğar. Sanatta bir operadır; daha çok kitlelere ulaşan. Sinema vardır dolayısıyla sanat dalı vardır ve bunun da tamamlayıcı öğesi seyircidir burada.”

Bir ürünün güzel olması – sanatsal değer taşıması mı, yoksa halka ulaşmış olup basit olması mı? mevzusuna değinen Tibet, sinemanın sanatla olan bağına ve seyirciyle olan ilişkisine şöyle değiniyor: “Bir sanat-bir sinema, güzel olsa bile seyirciye ulaşmamışsa eksiktir, hiçbir anlam ifade etmez. Buna karşılık halka ulaşmış ama sanatsal değer taşımıyor yani ucuzsa o zaman da eksiktir.” diyor ve ekliyor: “ İşte burada şu mevzunun önemini bir kez daha anlıyoruz: Bir eser-bir sinema, sanatı içinde barındırmalı ve o sanat seyirciye ulaşmalı.”

Müziğin ritminde yaşamak…

Nostalji evrensel midir sizce?

Evrenseldir elbette, neden evrenseldir? Çünkü; anılar- yaşadıklarımız her zaman bir yerlerde duran, hafızalarda kalandır.Yaşam olduğu sürece anılar-anılar yaşadığı sürece de nostalji bitmeyecektir ve o hak ettiği tavrıyla hep bize gülümseyecektir. Tarık Akan, Cüneyt Arkın, Kadir İnanır…Bunlar o denli ki müziğin ritmini doğurup o ritimde 30 yıl sonra onlar için de nostalji olacak. Saygın durumlar var, olanca saygınlığıyla bu değerli oyuncular; özel hayatıyla değil halkın gönlünde kurduğu tahtla yer edindi. Böylece seyirci onları evine buyur etti ve birer kahraman oldular…

Amerika filmlerindeki teknoloji ile…

Yıllar evvel Cüneyt Arkın’ın oynayıp Çetin İnanç’ın yönettiği ‘Dünyayı Kurtaran Adam’la başlayan maceraya, şimdi ‘Dünyayı Kurtaran Adam’ın Oğlu’ adlı filmin yönetmenliğini yaparak devam ettiniz. Ekimde vizyona girecek bu filmle ilgili düşüncelerinizi alabilir miyim?

Halkın bildiği bir Dünyayı Kurtaran Adam var. Filme gitmek isteyecektir seyirci ki; prodöktör doğru yatırım yaptı. Seyircinin o filme mi bu filme mi? Derken bu filme gidecektir ki seyirci de tatmin olacaktır.Dünyayı Kurtaran Adam’ın Oğlu bana göre Amerika filmlerindeki teknoloji ile Türkiye’de yapımı gerçekleşen önemli bir film. Dev oyuncu kadrosuyla, Mehmet Ali Erbil’de rol alırken Türkler’in kullandığı o makinalarla birkaç Fransızla bizde böyle bir film yapılıyor. Beyaz perdeye yansıyan masal dünyasının unutulmaz filmi olan ‘Keloğlan Kara Prense Karşı’ adlı filmi çeken Energy medya ve prodüksiyon’un Dünyayı Kurtaran Adam’ın yapımcılığını üstlendi. Kısacası halk izleyecek ve kararını verecek…

‘Dünyayı Kurtaran Adam’ın Oğlu’nun bugüne kadar yapılan en başarılı Türk uzay filmi olacağını kaydeden usta yönetmen, filmde izleyicilere Hollywood ayarında animasyonlar izlettireceklerini söylüyor. Türk insanının algılama, düşünme ve çeşitli biçimlerinden yola çıkılıp uzayın fethedilerek Türkleştirilmesini anlatacak olan filmin senaryosu Murat Boyacıoğlu tarafından yazılırken, yönetmenliğini ise Kartal Tibet yapıyor.

10 yılda 120 filmde başrol…

Kartal Tibet sinemaya nasıl başladı?

Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünü bitirdim. Uzun yllar tiyatro oyunculugu yaptıktan sonra Karaoglan filmiyle sinemaya geçtim (1965). “Karaoğlan” ve “Tarkan” gibi sinema filmlerinde oynadım ve izleyici bu filmleri çok sevdi. 120 filmde oyunculuk Devlet Tiyatrosu’nda yönetmenlik yaptım ve 30 piyeste oynadım. Sinemaya girdiğim on yıl içerisinde yüz yirmi filmde başrol oynadım.

Atıl Kurt!..

Ve Tarkan nasıl doğdu?

Tarkan klasiği…Yılllarca ‘Tarkan’ filmlerinden oluşan 6 filmle gönlümüzde kurduğu tahtıyla o zaman da şimdi de hala yer edinen unutulmaz bir efsane. Peki ama Kartal Tibet’te ‘Tarkan’ nasıl doğmuştu? İşte Tibet’in açıklaması: “ Tarkan’ı Sezgin Burak doğurdu, Arzu film hayata geçirdi. Tunç Başaran ardından da Mehmet Aslan yönetmenliğini yaptı diyor özlem dolu gözleriyle usta yönetmen. Öyleki “1969’da Tarkan Mars’ın Kılıcı”ile başlayan efsaneyi Tunç Başaran Yönetmiş arından da Mehmet Aslan’la, 1970, 71. 72’de Tarkan seri filmleri çekilmiş. Tarkan’ınsa Sadık dostu Kurt’a “Atıl Kurt” dedi mi, artık düşmanlarının titreme zamanı gelmişti her defasında…






Söyleşi: Fatma KORKUTATA

MİLLİ GAZETE