rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2014 Cuma

Amerikalılar Kim John Un’a suikast girişimi ile ilgili film çektiler

Perşembe günü “Straits Times” adlı Singapur gazetesinin internet sitesinden bildirildiğine göre, Kuzey Kore Birleşmiş Milletler’e (BM) Kuzey Kore Lideri Kim John Un’a suikast girişimi ile ilgili Hollywood komedisi nedeniyle protesto yazısı gönderdi. Yazıda ayrıca filmin gösterim ve dağıtımının yasaklanması çağrısı yapıldı.

Pyongyang’ın BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a hitaben yazdığı mektupta bu filmin çıkışının terörizmi açık bir şekilde finanse etmekle eşdeğer olduğu belirtildi. Ayrıca, Amerikan yönetiminin filmin üretiminin ve dağıtımının yasaklanması için acil önlemler alması gerektiği, aksi takdirde onların terörü teşvik ve finanse etmekten tamamen sorumlu olacakları ifade edildi.

Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı daha önceki açıklamasında filmin gangster yönetmenlerinin çalışmalarının ürünü olduğunu ve kamuda gösterilmemesi gerektiğini dile getirmişti.

“Röportaj” adlı filmde televizyon sunucusu ve yapımcısı Kim John Un ile röportaj yapmak için Kuzey Kore’ye gidiyorlar. Ancak onların aslında CIA talimatı gereği Kuzey Kore liderini öldürmeleri gerekiyor. Filmin 14 Ekim’de Amerika’da gösterime girmesi bekleniyor.

kaynak : rusyanın sesi

22 Şubat 2014 Cumartesi

Rus arşivinde bir milyon film var

Dünya sinemasında çığır açan Rus sineması tarih boyunca çok önemli filmleri beyazperdeyle buluştururken, adeta bir görsel hazineye sahip. Binlerce farklı başlıkta bir milyona yakın eserden oluşan bu hazine şimdi Moskova yakınındaki Gosfilmofond'da muhafaza ediliyor.

Lumiere kardeşlerin dünyanın ilk sinema filmini gösterime sunmasından kısa bir süre sonra sinema dünyasına giren Ruslar, Çarlık döneminden, Sovyetler'e, Rusya Federasyonu'nun kuruluşundan günümüze kadar sayısız başyapıta imza attı.
Tolstoy, Dostoyevski ve Gorki gibi büyük edebiyatçılara sahip olan Rusya, işleyecek hikaye ve yetenekli oyuncu bulma konusunda sıkıntı yaşamadı. Tarkovski, Ayzenştayn ve Pudovkin gibi üst düzey yönetmenlerle dünya sinemasına önemli katkılarda bulundu.

ÜLKENİN EN SAĞLAM KURUMU
Rusya'nın yüzyılı aşkın süre içinde sahip olduğu eserleri ve bunun dışında kalan görüntülü materyalleri saklaması kolay olmadı. İki Dünya Savaşı, rejim değişiklikleri ve devlet krizleri ülkede hemen her kurumu derinden sarstı. Fakat Gosfilmofond hemen her koşulda bu görüntülerin saklanmasında muvaffak oldu.
Kurum sadece arşivin korunmasında değil, film restorasyonu ve montajda da dünyanın sayılı merkezlerinden. Gosfilmofond'un Teknik İşler Sorumlusu Vladimir Katovski, yalnızca Rusya için değil, diğer dünya ülkeleri için de önemli bir kaynak olduklarını söyledi.

EN BÜYÜK ARŞİV KAYNAKLARINDAN
Vladimir Katovski şu ifadeleri kullandı; "Teknolojinin gelişimini yakından takip etmek durumundayız. Eski filmleri önce dijital ortama taşımamız gerekiyor. Sonrasındaki düzeltme ve restorasyon işlemi için bu şart. Sadece Rusya için değil, yabancı ülkeler için de ciddi kaynak işlevi görüyoruz.
İşte son olarak üzerinde çalıştığım Gürcü filmi, Mavi Dağlar. Bu eser Cannes Film Festivali'nde gösterilecek. Bu eserin festivale yetiştirilmesi için zamana karşı yarıştık. Geç gelen istekler olduğunda sınırlı sürede en iyi sonucu almaya çalışıyoruz. Bu tempodan şikâyetçi değiliz, çünkü burada herkes işini seviyor."
Binlerce farklı başlıkta bir milyona yakın eseri muhafaza eden Gosfilmofond doksanlı yılları ayakta kalma savaşı içinde geçirdi. Zira Sovyetler Birliği'nden ayrılan ülkelerin kültür bakanlıkları Gosfilmofond'daki bazı örnekleri kendilerinin olduğu gerekçesiyle geri istedi.

GÜRCÜ GOSFİLMOFON'DAN ALDIKLARINI KORUYAMADI
Dönemin Başbakanı Çernomordin'in meseleye müdahil olmasıyla Gürcistan ve Ermenistan dışındaki ülkelerle sorun çözüldü. O yıllarda Gürcü yönetmen ve yapımcıların çektiği filmleri Gosfilmofonddan alan Tiflis yönetiminin sevinci kısa sürdü.
Çıkan yangında bir çok görüntülü eseri yitiren Gürcü yapımcılar, filmlerden bir örnek edinebilmek için tekrar Gosfilmofond'un kapısını çalınca kurumun orijinalleri saklama kararında ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı.

STALİN GÜNDE 3 FİLM İZLERDİ
Gosfilmofond'un genç yöneticisi Piotr Babrof, "Rusya'da mevcut görüntülü eserlerin korunması fikri 1930'lu yılların başında olgunlaşmıştı. Fakat Sovyet devriminin karışık yıllarında bu şekilde hizmet veren birden fazla kuruluşu bir araya getirmek zaman aldı. Günde en az iki ya da üç film izleyen Stalin'in sinemaya olan tutkusu işleri biraz hızlandırdı." ifadelerini kullandı.
Daha sonra rejime fayda sağlayan belgesel filmlerinin çekilmeye başlandığını söyleyen Babrof, bunların yanı sıra çizgi filmler ve grafik eserlerin çekildiğini ifade etti. Babrof şöyle konuştu:
"Sonradan herkesin bildiği gibi rejimin tanıtımına fayda sağlayan belgesel filmler başladı. Ardından çizgi filmler, grafik eserler Rus halkıyla buluştu. Bütün bunlar ve yabancı örnekler arşivimizde bulunuyor. Fakat özel koleksiyonlarda daha fazlasının olduğunu biliyoruz. Hedefimiz bunlara ulaşmak. Bize kaynak arayışı içinde olanlar ya da elindeki eski örneği düzeltmek isteyenler de geliyor. Onlara da imkânlarımız ölçüsünde hep olumlu yanıtlar veriyoruz."

GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALTINDA
Ruslar bir milyon eserin korunduğu bu arşivleri güvence altına almak için yıllardır büyük dikkat gösteriyor. Moskova'nın doğusundaki ormanlık alanın içinde, aşamalı güvenlik önlemleri altında bulunan arşive dünyanın her noktasından başvurular geliyor.
Gosfilmofond'un geniş alana yayılan merkezinde 600'ün üzerinde çalışan adeta farklı bir dünyada yaşıyor. Geçen yüzyıldan kalma filmler, sinema afişleri ve sanatçı resimleri arasında geçen iş günü, burada çalışanları sık sık zamanda yolculuğa çıkarıyor.

450 BİNİ AŞKIN AFİŞ VE FOTOĞRAFA SAHİP
Farklı katlarda bulunan arşiv depolarında sınıflandırılma yıllara göre yapılıyor. Alt kategoriler ise alfabetik ve ülkelere göre düzenleniyor. Film kayıtları kadar çekici materyallerin bulunduğu üst katlarda ise sayısı 450 bini bulan afişler ve fotoğraflar yer alıyor.
1966'dan itibaren elindeki materyalleri halkın beğenisine sunan Gosfilmofond, Moskova'nın merkezindeki illüzyon sinemasını bu amaçlar için kullanıyor. Sinemaya afiş ve fotoğraf desteği de veren kurumun deposu eşsiz örneklerle dolu.
Çarlık Rusya'sında çekildiği tahmin edilen 2 binin üzerinde eserin yüzde 15'ini de elinde bulunduran kurum, söz konusu arşivini geliştirmek için araştırmalarını sürdürüyor.

kaynak: bursadabugun.com

5 Eylül 2013 Perşembe

Uluslararası Müslüman Film Festivali Kazan’da açılıyor

Uluslararası Müslüman Film Festivali Organize Komitesi’nin bildirdiğine göre, 9.Uluslararası Müslüman Film Festivali perşembe günü (bugün) açılıyor.

2005 yılından bu yana her yıl düzenli olarak Tataristan’ın başkentinde Kazan Uluslararası Müslüman Film Festivali gerçekleştiriliyor. Festival 2010 yılına kadar “Altın Minber” adı ile anılıyordu. Bu yılki festival 5-11 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. Festival Tataristan Cumhurbaşkanı’nın desteği ile düzenleniyor. Festivalin kurucuları arasında Tataristan Kültür Bakanlığı, Kazan Belediyesi ve Rusya Müftüler Konseyi yer alıyor. Festivalin sloganı değişmedi ve “diyalog kültüründen kültür diyaloğuna” adını taşıyor. Proğram kapsamında manevi-ahlaki değerler ve kültürel gelenekleri yansıtan, yapımcının inancına bağımsız bir şekilde barış, hoşgörü ve insanlık fikrini destekleyen filmler seçiliyor.

Ana yarışmada festival ödülleri için 27 ülkeden 50 film mücadele ediyor. Bunlar arasında 20 oyun (10 uzun ve 10 kısa sinema filmi), 20 belgesel (benzer bir şekilde uzun ve kısa) ve 10 animasyon filmi yer alıyor. Bu festivale yeni katılan Maldivler, Makedonya, Senegal gibi ülkeler dahil 54 ülkeden 450’den fazla başvuru yapıldı. En fazla başvuruda bulunan ülkeler arasında Rusya (79), İran (79), Türkiye (21) ve Fransa (20) geliyor.

kaynak: turkish.ruvr.ru

6 Ağustos 2013 Salı

Kazan Uluslararası Müslüman Film Festivali’nin programı açıklandı

Moskovalı yönetmen Maksim Panfilov’un melodramı “Amir’in oğlu İvan”, Tataristan başkenti Kazan’da düzenlenen 9. Uluslararası Müslüman Film Festivali’nin yarışma bölümünde Rusya’yı temsil edecek.

Program, 5-11 Eylül tarihlerinde yapılacak festivale bir ay kala belirlendi. 54 ülkeden gelen 450’den fazla başvuru içinden 25 ülkededen toplam 49 film, çizgi filmi ve belgesel seçildi. Aralarında Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ı temsil eden çalışmalar da bulunuyor.

Festivalin müdürü Vladimir Batrakov, Rusya’nın Sesi radyosuna şunu söyledi:

“Festival programının sanatsal düzeyini yıldan yıla yükseltmeye çalışıyoruz. Katılımcı ülkeler arasında daimi ortaklarımız var. Bu, başta İran ve Türkiye’dir. Bu iki ülke Müslüman sinemasının liderleri olarak kabul ediliyor.”

İran, yarışma programına bir uzun metrajlı film, biri uzun diğeri kısa iki belgesel ve bir animasyonla katılacak.

Bu yılki Müslüman film festivalinde geniş bir katılımla Avrupa sineması da temsil edilecek. Aralarında Almanya, İngiltere, İtalya, Avusturya ve Sırbistan bulunuyor.

Festivalin sanat müdürü Albina Nafigova Rusya’nın Sesi radyosuna şunu anlattı:

“Bu yıl birkaç yarışma dışı ve paralel programlar yapilacak. Üçü, Avrupa sinemasına adandı. Birinci program, Fransız sineması, Sandrine Bonnaire filmlerinin retrospektifi yapılacak. İkincisi, Macar sinemasına adandı. Seyirciler, bu ülkede son yıllarda çekilen filmleri görebilecek. Üçüncü programda ise Cenevre Uluslararası Doğu Filmleri Festivali’nden kısa filmler gösterilecek. Doğu’yu Batı’ya, Batı’yı ise Doğu’ya anlatmak amacı açısından Cenevre Festivali ile aramızda benzerlik var. Bunun dışında Kazakistan ve bu yıl jübilesini kutlayan Hindistan sinemasından bazı çalışmalar gösterilecek. Hint filmlerini ayrı olarak göstermeye karar verdik. Hepsi yeni filmler, seyirci günümüz Hindistan’ı görecek.”

Kazan film festivali, din filmlerinin gösterimi değildir. Festival, Tataristan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından düzenleniyor. Bu nedenle festivalin Müslüman bileşeni daha ziyade kültürel olarak algılanmalı. Yine de yarışmaya gönderilen tüm filmler, İslami değerlere uygunluk bakımından kontrol edildi. Bu konuda Abdullah Alıgamov’un başkanlığındaki Tataristan Ulema Konseyi danışmanlık yapıldı.

“Kültürlerarası diyalog ile diyalog kültürüne”, Kazan Uluslararası Müslüman Film Festivali’nin dokuz yıldır değişmeyen sloganı. Vladimir Batrakov bu hususta şunu söyledi:

“Bu, benzeri olmayan bir slogan. Bundan daha iyisi olabileceğini sanmıyorum, zira halkların dostluğunu ve karşılıklı anlayış anlamına geliyor.”

Bu yılki festivalin ayırt edici özelliği, İspanya-Katar, İsviçre-Fas ve Fransa-Senegal gibi ortak filmlerin artması. Albina Nafigova şunu söyledi:

“Aslında en çok ortak filmlerden etkilendim. Bu tür filmlerin başlıca özelliği, kültürüne, dünyasına içten değil, dışarıdan bakmaktır. Bu çok ilginç.”

Rusya, 9. Uluslararası Müslüman Film Festivali’ne 10’u aşkın filmle katılıyor. Aralarında Müslümanlar tarafından çekilmeyenler de var. Örneğin uzun metrajlı film yarışmasına, geleneksel dini Budizm olan Buryatya Cumhuriyeti’nden bir yönetmeninin çalışması alındı.

Kazan festivalinin jüri heyetine Mosfilm Genel Müdürü yönetmen Karen Şahnazarov başkanlık edecek. Albina Nafigova şöyle devam etti:

“Jüride Avrupa’yı Çek Cumhuriyeti’nden film eleştirmeni ve kültür bilimcisi Vera Langerova temsil edecek. Geleneksel olarak jüri heyetinde Türkiye ve İran’ın temsilcileri olacak. Ayrıca Tataristan temsilcisi de bulunacak.”

Kazan kenti, Dünya Üniversite Oyunları’ndan bir buçuk ay sonra yeniden dünyanın dört bir tarafından konukları kabul etmeye hazırlanıyor. Spor yarışmalarının yerini sanat ve estetik alanındaki yarışmalar alacak. Yarışmacıların iddia ettiklerine göre onlar için en önemlisi galibiyet değil etkinliğe katılmaktır. Ancak elbette her katılımcı aynı zamanda kazanmayı da hayal ediyor.

kaynak: rusyanın sesi

21 Mayıs 2013 Salı

New York Avrasya Film Festivali başladı


2. New York Avrasya Film Festivali başladı; 8 ülkeden 25 film gösterimine ev sahipliği yapacak olan festival ziyaretçilerini bekliyor
 
2. New York Avrasya Film Festivali, Brooklyn St. Francis College'da düzenlenen resepsiyonla başladı.
Festivalin kurucusu ve yönetmeni Hakkı Subentekin, Festivalin açılışında gazetecilere yaptığı açıklamada, film gösterimleriyle Türkiye ve Türki cumhuriyetlerini ABD'de daha iyi tanıtmayı amaçladıklarını söyledi.
Festivalin ilkini 2010'da düzenlediklerini kaydeden Subentekin, Festivalin sponsorluğunu St. Francis College'ın üstlendiğini belirtti.

Festivalde Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Bulgaristan, Rusya ve Polonya'dan 25 filmin gösterileceğini anlatan Subentekin, Türkiye'den "Zerre", "Elveda Katya" ve oyuncu kadrosunun tamamı köylü kadınlardan oluşan "Yün Bebek" filmlerinin izleyiciyle buluşacağını ifade etti.

Filmlerin ödüllü olmasına ve ABD'de daha önce gösterilmemiş olmasına önem verdiklerini ifade eden Subentekin, filmlerin ücretsiz izlenebileceğini vurguladı.

Festivalin ilk gününde Kazakistan yapımı "Awakening" ve "AK KYZ" adlı filmler gösterildi.

kaynak: bloomberght.com

17 Kasım 2011 Perşembe

Muhteşem Yüzyıl 22 ülkede gösterilecek


6 aydır pek çok fuara katılan Show TV’nin iddialı dizisi Muhteşem Yüzyıl, 22 ülkeye satıldı.

Cannes'da dünya film ve televizyon endüstrisi ile buluşan Türk dizileri, başta Ortadoğu ve Balkanlar olmak üzere, Kuzey Afrika, Vietnam, Malezya, Endonezya ve Singapur'a kadar pek çok dünya ülkesiyle satış için ön görüşme yaptı.


MUHTEŞEM YÜZYIL VE KURTLAR VADİSİ İLGİ ODAĞI OLDU

Türk yapımcıları ve televizyonları MIPCOM'a ilk kez İTO çatısı altında düzenlenen bir organizasyonla katıldı. 25 Türk dizi ve sinema yapımcısı şirketin dünya film ve televizyon endüstrisi ile buluştuğu fuarda Muhteşem Yüzyıl ve Kurtlar Vadisi dizisi yabancı televizyonların ilgi odağı oldu.


MUHTEŞEM YÜZYIL 22 ÜLKEYE SATILDI

6 aydır pek çok fuara katılan Show TV'nin iddialı dizisi Muhteşem Yüzyıl dizisi 22 ülkeye satıldı. Dizi başta Ortadoğu olmak üzere Azerbaycan, Slovenya, Slovakya, Karadağ, Çek Cumhuriyeti, Ukrayna, Bosna, Kosova,Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Hırvatistan, Macaristan, Makedonya, Kazakistan, Afganistan, Rusya, Arnavutluk, Japonya'da 22 Aralık'tan itibaren gösterilmeye başlanacak.


YENİ HEDEF AB ÜLKELERİ

Ortadoğu, Balkanlar, Rusya ve Uzakdoğu pazarına giren dizinin yeni hedefi AB ülkeleri.

Haber1.com
                                                                                                                                           Alıntıdır...

9 Kasım 2011 Çarşamba

Yüksek bütçeli Türk filmi


Bütçesinin 10 milyon doları aşacağı belirtilen "Karanlık Hesaplaşma" Filminin yapımcı şirketi Master Movie’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve filmin oyuncularından Fatih Usta, "Türkiye’de, Universal’in küçüğü olmak istiyorum" dedi.

AA Muhabirinin sorularını yanıtlayan Usta, "Karanlık Hesaplaşma" filminin Türkiye’de birçok ilke imza atan bir film olacağını belirterek, teknik yapısının "A Class" bir Hollywood teknolojisi olacağını söyledi.

Usta, Avatar filminde de kullanılan montaj sistemini Türkiye’ye ilk defa getirdiklerinin altını çizerek, bu montaj setinin maliyetinin 350 bin sterlin olduğunu belirtti.

Türkiye’ye ilk defa getirdikleri kameralar sayesinde Türk filmleri ile Hollywood filmleri arasındaki renk ve görüntü farkını ortadan kaldıracaklarını, bu yatırımın yapılma nedeninin Hollywood kalitesini yakalayabilmek olduğunu vurgulayan Usta, "Ben Türkiye’de Universal’in küçüğü olmak istiyorum" dedi.

Filmin 3 boyutlu olmayacağını belirten Usta, 3 boyutlu görüntü çeken sinema kameralarının, getirdikleri kameralardan çok daha ucuz olduğunu, getirdikleri kameraların daha yüksek çözünürlüğe sahip bulunduğunu bildirdi.

Usta, 3 boyutlu film çekmeyi tercih etmemelerinin en büyük sebebinin ise 3 boyutlu seyirci sayısının azlığı olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "3 boyutlu filmlerde seyircinin beklentisi çok yüksek oluyor. Amerika’da bile 3 boyutlu film çekimi tercih edilmiyor. Bu, Amerikan sinemasında da var.

Amerika’da bir sinemanın ortalama bilet fiyatı 7,50 dolar. Türkiye’de de bunun ortalaması 7-8 lira. Bütün amacımız seyirciyi sinemaya çekmek ve ’Türkiye’deki seyirci pastasını nasıl artırırız’ın cevaplarını bulmak. Biz bütçesel olarak da Hollywood filmlerine denk bir film yapmayı hedefledik. Bizim filmimiz Holywood’da ’medium bütçe’ olarak adlandırılan aralığa giriyor. 10 milyon doların üzerindeki projelere medium bütçeli projeler deniyor. Fazla film yapmak değil kaliteli film yapmak gerekli, kaliteli film yapalım seyirci pastası yüksek olsun. Biz ’sinema bir endüstridir’ diyoruz. Hollywood yıllarca sinema endüstrisiyle besleniyor ve şu anda krizde en çok ayakta duran sektör sinema sektörü, çünkü seyirci gidip izliyor ve nakit para veriyor. Krizden hiç etkilenmeyen sektör Türkiye’de sinema sektörüydü. ’Sinema bir endüstri olmalı’ diyoruz ve sinemanın bir endüstri olması için fabrikayı, teknolojiyi alıp Türkiye’ye getiriyoruz. Fabrikamızı burada kuracağız."

"SİNEMADA ULUSLARARASI AÇILIM"

Usta, Türkiye’de aksiyon yapımlarının 2 milyon ile 4 milyon arasında seyirci bulabildiğine dikkati çekerek, en çok izlenenlerin ise komedi filmleri olduğunu bildirdi.

Recep İvedik’in 4 milyon 300 bin civarında bir seyirci sayısını yakalayabildiğini ifade eden Usta, "Bizim Türkiye’de alt limitimiz 3 milyon seyirci, üst limitimiz ise 5 milyon seyirciyi yakalamak. 4 milyon 300 bin rakamını mutlaka geçmek istiyoruz biz Türkiye’de" diye konuştu.

Bu filmin Türkiye’de bir seyirci kültürünü oluşturmayı hedeflediğini vurgulayan Usta, "Sektör hedefimiz, sinema filmlerinde uluslararası bir açılım yapmak" dedi.

Bu filmde Tayland ve Rusya sahnelerinin olduğunu ancak, filmin başrollerinde İstanbul’un bulunduğunu ve filmin, Türkiye’nin tanıtımına çok ciddi katkıda bulunacağını dile getiren Usta, filmin yönetmeninin, ’İstanbul’u bugüne kadar hiç görülmediği kadar, Paris gibi, Newyork gibi ışıltılı bir şehir olarak göstereceğini’ söylediğini aktardı.

Usta, filmin büyük stüdyolarda gösterimi için birçok dağıtıcı firmanın kendilerine başvurduğunu belirterek, kullanılacak teknik materyallerin bu filmde çok önemli olduğunu ve bu filmin, dijital platformda 8 kamera ile çekilecek olan ve 2 ünite halinde çalışılacak, belki de Hollywood’da bile ilk yapım olabileceğini bildirdi.

-BU YIL SONU YA DA 2011 KARNE TATİLİNDE VİZYONA GİREBİLİR- Bu film için 4 yıldır araştırma yaptıklarını ifade eden Usta, 1,5 yıldır teknik alımlarla ilgili bir sürecin olduğunu ve Mayıs’ın ilk haftasında çekimlerin başlayacağını belirtti.

Temmuz’un ilk haftasında film çekimlerini bitirmeyi planladıklarının altını çizen Usta, vizyona giriş tarihini ise anlaşacakları dağıtıcı firma ile belirleyeceklerini, bu yıl sonunda ya da 2011 yılının karne tatiline denk gelen dönemde filmin vizyona girebileceğini kaydetti.

Amerika’dan ve Rusya’dan çok ciddi gişe hasılatı elde etmek istediklerini vurgulayan Fatih Usta, "Yönetmenin önceki filmlerinden elde etmiş olduğu film başarısı ortalama 200 milyon dolar civarında... Bunu, biz bu film ile yakalayabiliriz ya da yakalayamayız bilemiyorum ama hiç bir şekilde filmimiz zarar etmeyecektir" dedi.

Usta, aksiyon yapımlarının Oscar ödüllerinde çok fazla ön plana çıkmadığını ancak görüntü ve seste iddialı olduklarını belirterek, "Aksiyon filmleri Oscar’da sadece ses efektleri ve görüntüyle ön plana çıkabiliyor.

Görselde Oscar kapısını aralayabiliriz diye düşünüyorum. Çünkü ilk gelen görüntüler onu gösteriyor" şeklinde konuştu.

Karanlık Hesaplaşma ile oyunculuk kariyerine adım atan Usta, 5 yaşından beri sinema hayranı olduğunu ve Trabzon’da açtığı vcd ve dvd satan ve kiralayan dükkandan şimdiye kadar 110 bin kere dvd ve vcd kiraya verdiğini söyledi.

Usta, kamera arkası görüntüleri izlemenin hayatındaki en büyük zevki olduğunu belirterek, oyunculuk kariyeri ve film için ciddi derecede eğitim aldığını, filmin hikayesini de kendisinin yazdığını anlattı.

-"BÜTÜN SAVAŞLAR İPEK YOLUNDA BAŞLAR"- Fatih Usta, filmin yönetmeni, oyuncuları ve konusuna ilişkin ise şu bilgileri verdi: "Karanlık Hesaplaşma’yı Beşikten Mezara’ ve ’Doom’ gibi filmlere imza atan ünlü yönetmen Andrzej Bartkowiak çekecek. ’Şeytanın Avukatı’, ’Romeo Ölmeli’ ve ’Cehennem Silahı 4’ gibi filmlerin de görüntü yönetmenliğini yapan Bartkowiak, ’Karanlık Kesaplaşma’ filmi için Türkiye’de çalışmalarına başladı. Dört tanesi başrol olmak üzere ’X-Men’, ’The Bourne Ultimatum’ gibi 25 tane Hollywood yapımında oynamış ve geleceğin ’en’ iyi aksiyon aktörlerinden biri olarak düşünülen Scott Adkins bu filmin başrolünü oynayacak. Türkiye’den Kenan Işık, Tamer Karadağlı, Hande Subaşı, Bahadır Sarı da oyuncular arasında. 8 farklı kamerayla çekilmesiyle Hollywood yapımlarını bile sollayacak olan filmin montajı için Avatar’la aynı sistem kullanılacak. Kasım ayında vizyona girmesi planlanan ’Karanlık Hesaplaşma’nın ’Türkiye’de ilk’ dedirten bir diğer özelliği ise aksiyon sahnelerinde yer alan Tamer Karadağlı gibi oyuncuların ’dövüş koreografisi’ denilen bir eğitim alması. Dünyaca ünlü Aksiyon Koreografı Cyril Raffaelli 1 Şubat itibariyle Türkiye’de antrenmanlarına ve provalarına başladı.

Bir ’üçleme’nin ilk filmi, Bazı bölümleri Türkiye’nin İran ve Irak sınırlarında çekilecek olan ’Karanlık Hesaplaşma’ Rusya’nın dağılma dönemini ve sonrasında yaşananları yansıtıyor. Suikasta uğrayan bir Türk ailenin çocuğu Hakan’ın KGB ajanları tarafından kaçırılması, götürüldüğü kampta eğitilmesi ve sonrasında gelişen olayları anlatıyor film.

Filmde, İpek Yolu’na yapılan göndermelerde iki cümle dikkat çekiyor, ’Bütün savaşlar İpek Yolu’nda başlar ve burada biter’, ’Bazen dünyayı yönetmek iddiasında olanlar, kendini yönetmek isteyen küçük hikayelerin sahibi bir adamın cesaretine yenilebilirler..."

Milliyet
                                                                                                                                               Alıntıdır....