gerçek yaşamdan uyarlama bir film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gerçek yaşamdan uyarlama bir film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2011 Cuma

The Texas Chainsaw Massacre (1974)




Film şu sözlerle başlar; İzlemek üzere olduğunuz film beş gencin ama özellikle Sally Hardesty ve sakat Franklin’in başına gelen bir trajedidir. Onların genç olmaları çok daha trajik bir olaydır. Ama çok çok daha uzun hayatlar yaşamış olsalardı bile o gün gördükleri dehşeti ve çılgınlığı ne beklerlerdi ne de bunu isterlerdi. Sakin bir yaz öğleden sonrası onlar için bir kâbusa dönüşür. O günün olayları Amerikan tarihinde en tuhaf suçlardan birinin keşfine neden oldu. Teksas Elektirikli Testere Katliamı.

Filmin Hikayesi: Film , birkaç gün tatil yapmak için Texas yollarında seyahat eden bir grup genci konu alıyor. Sally (Marilyn Burns), Jerry (Allen Danziger), Franklin (Paul A. Partain), Kirk (William Vail) ve Pam (Teri McMinn) isimli gençler yolda karşılarına çıkan bir otostopçuyu (Edwin Neal) araçlarına almaya karar verirler. Normal olmadığı her halinden anlaşılan otostopçu, çok geçmeden garip yapısını belli eder ve çakısını çıkarıp kendi elini keser. Ardından Franklin’i de bıçaklayan otostopçudan korkan gençler, kısa süre sonra onu araçtan atarlar.

Bir süre sonra kalacakları eve ulaşan beş genç, tatillerinin geri kalan kısmının güzel geçeceğini düşlemektedirler. Başlarına geleceklerden habersiz gençler, aslında Leatherface’in (Gunnar Hansen) tam avucunun içine düşmüşlerdir…

Gerçek Hikaye: Tobe Hooper’ın Kim Henkel ile birlikte yazıp yönettiği Texas Chainsaw Masssacre, yine Wisconsin’li seri katil Ed Gein’in hikayesinden esinlenilerek ortaya çıkmıştır.

                                                                                                                                             Alıntıdır

3 Kasım 2011 Perşembe

Ace in The Hole

Chuck Tatum, New York City’den New Mexico’ya gelmek zorunda kalmış; bencil, şansı ters gitmiş, son derece inatçı bir muhabir gazetecidir. Önceden çalıştığı iş yerlerinden yalan haber, aşırı alkol tüketimi gibi sebeplerden dolayı atılmıştır. Bir yıldır son derece önemsiz Albuquerque Sun-Bulletin gazetesinde yazmasına rağmen durumundan memnun değildir.

Filmin konusu gerçek hayatta yaşanmış olan iki olaydan esinlenmiştir. Olaylardan ilki W.Floyd Collins ile ilgilidir. 1925 yılında Kentucky’de Sand Cave mağarasında mahsur kalan Collins’i duyunca Louisville gazetesi Courier-Journal, muhabirleri William Burke Miller’i olay yerine gönderir. Miller’ın yaptığı haber, yaşanan trajediyi ulusal bir olaya çevirerek ona Pulitzer Ödülü kazandırır. İkinci olay Nisan 1949’da yaşanmıştır. Kaliforniyalı 3 yaşındaki Kathy Fiscus, terk edilmiş bir kuyuya düşmüş, kurtarma operasyonu uzun sürmüş, olay yerini ve çalışmaları görmek için binlerce kişi olay yerine akın etmiştir. İki olayda da kurbanlar yardım ekipleri kendilerine yetişemeden ölecektir.

                                                                                                                                                Alıntıdır

Psycho (1960)



Filmin Hikayesi: Marion Crane (Janet Leigh), Arizona’da bir emlak ofisinde çalışmaktadır. Sevgilisi Sam (John Gavin) ile evlenmek istemektedir ancak çiftin çok az parası vardır.Bir cuma günü, patronu Marion’a bankaya para yatırması için 40 bin dolar verir. Marion, bu parayla Sam’le hayal ettikleri hayatı kurabileceklerine karar verir ve parayı çalarak Sam’le buluşmaya gider. Yolda Bates Motel’de konaklamak zorunda kalır. Moteli işleten Norman Bates (Anthony Perkins), annesiyle saplantısı olan genç bir adamdır. Beraber akşam yemeği yerler ve Marion odasına çekilir ve yatmadan önce duş almaya karar verir. Sinema tarihinde adından ünlü “duş sahnesiyle” söz ettiren, türünün en önemli örneklerinden Sapık, Alfred Hitchcock’un başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.

Gerçek Hikaye: Norman Bates karakteri, 1957 yılında cinayetten ve sayısız mezar hırsızlığından tutuklanan Wisconsin’li Ed Gein’den esinlenilerek oluşturulmuş bir karakterdir. Ed Gein’in mezar hırsızlığı yapmasının nedeni 1945 yılında vefat eden annesinden sonra yalnızlığa sürüklenmesi ve bu yalnızlık duygusunun onu deliliğe itmesidir. Merhum annesini tekrar diriltebilmek için, anatomi bilimini incelemeye başlar ve mezarlıklardan çaldığı cesetler üzerinde öğrendiklerini uygulamaya koyulur. Kendisini özellikle büyüleyen, kadın vücududur.

Annesini diriltmeyi başaramadığını anlayınca, annesinin yaşında bir kadının cesedinin derisini yüzmeye karar verir ve arada sırada bu deriyi (annesinin eski elbiseleriyle birlikte) elbise niyetine giyer. Hayatı boyunca cinsel ilişkide bulunmamış olan Gein, kadınlara karşı hissetiği karmaşık duyguları pek anlayamaz ve bir kadın olma isteği geliştirir. İlk başlarda kendi kendini hadım etmeyi düşünen Gein, bir kadın derisinin kendisini yeterince kadınsı gösterdiğine inanarak, bu düşüncesinden vazgeçer. Kadın vücutlarına duyduğu isteği gitgide daha da büyüyen Gein, bir süre sonra sadece mezarlardan ceset çıkarmakla kalmaz, 1954 yılından itibaren bir cinayet işlemeye karar verir ve kurbanını annesinin öldüğü yaştan seçer.

Deri işlemesinde gün geçtikçe daha da hamaratlaşan Gein, bir süre sonra meme uçlarından kemer, kafatasından bardak ve diğer süs eşyaları yapmaya koyulur. İlk cinayetinden sonra kasabanın şerifi Ed Gein’in izini bulur ve tutuklar. Evde arama yapan polis, birçok kadavra, insan dudaklarından yapılmış kolyeler ve diğer garip nesnelerle karşılaşır.Gein’in birden çok daha fazla cinayet işlemiş olması gerektiğini düşünür, ama daha sonra yapılan incelemelerle bu ceset parçalarının yakındaki mezarlıktan çıkarılan yaşlı kadın cesetlerinden kesildiği anlaşılır. Gein, ölü sevicilik ve yamyamlık gibi suçlamaları şiddetle inkar eder: kendisine göre cinayetleri sadece evini süslemek için işlemiştir.

Doktorlar Gein’e kronik şizofreni tanısı koymuşlardır. Ayrıca yaptıklarından yola çıkarak, onun, gizli eşcinsel olabileceği de düşünülmüştür. Deli raporu sayesinde hapse konulmayan Gein, geri kalan hayatını ıslahevlerinde geçirir ve 1984 yılında 77 yaşında uzun zamandır çektiği kanser hastalığı sonucu yaşamını yitirir.

                                                                                                                                  Alıntı

Jaws (1975)



Filmin Hikayesi: Amity adası denizden gelen bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Denizin keyfini çıkarmakta olan insanlara birşey saldırmakta ve vahşice öldürmektedir. Bu durum büyük geliri turizmden olan ada halkını etkiler. Dev bir beyaz köpekbalığı olduğu anlaşılan tehlikeyi uzak tutmak için gösterdikleri bütün çabalar faydasız kalınca Şerif Brody, yakın dostları Hooper ve Quint’i de alarak köpekbalığı ile savaşa girer.

Steven Spielberg tarafından yönetilen film, 1976 yılında en iyi müzik, kurgu ve ses dallarında Oscar almış, en iyi film dalında da adaylıkla yetinmişti.

Gerçek Hikaye: Senarist ve yazar Peter Benchley 1916 yılında New Jersey sahilinde meydana gelen köpek balığı saldırılarından esinlenmiştir. O yılın Temmuz ayı boyunca yaklaşık 12 günlük bir süreçte, 5 kişi saldırıya uğramış ve 4 kişi hayatını kaybetmiş. Yaklaşık üç buçuk metre boyundaki beyaz köpek balığı 14 Temmuzda öldürülmüş ve midesinde insan kalıntılarına rastlanmış. Bugün bile hâlâ bunun bir köpek balığı saldırısı olup olmadığı tartışılırken, bazı bilim adamları bunun muhtemelen boğa köpek balığı olduğunu söylüyor. Zaten o günden sonra da herhangi bir saldırı izine de rastlanmamış.

                                                                                                                                     Alıntıdır