genç sinemacılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genç sinemacılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2012 Çarşamba

Erzurum sokakları film setine döndü

Üzücü Komik Eğlenceli Şaşırtıcı Sevindirici Düşündürücü Sıkıcı Korkunç Başarılı İnanılmaz

Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri, proje kapsamında Erzurum’u adeta açık hava film platosuna çevirdi. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde film festivallerine ve yarışmalarına katılmak üzere film çekimleri için Erzurum’un önemli mekanlarında çekim yapan öğrenciler, aynı zamanda Erzurum’un tanıtımına da katkıda bulunuyor.

Erzurum'un önemli cadde ve sokaklarını mesken tutan üniversiteli öğrenciler, Çifte Minareli Medrese, Erzurum Kalesi, Cumhuriyet Caddesi, Ulu Camii, Üç Kümbetler, Taşhan, Tabyalar, Atlama Kuleleri gibi Erzurum’un sembolleşmiş merkezlerinde kamera ile görüntü çekiyor.

Erzurum esnafının da artık aşina olduğu film çekim çalışmaları konusunda Taşhan esnafı öğrencilerin çalışmaları konusunda memnuniyetlerini ifade ederek, bu filmlerin ürünlerinin satışlarının artması noktasında da etkili olacağına inanıyor. Oltu taşı satıcısı Mevlüt Şahin, Erzurum esnafı olarak öğrencilerin bu faaliyetlerinden memnun kaldığını, Oltu taşı gibi bir değerin tanıtımı konusunda bu tür faaliyetlerin faydalı olacağını inandığını söyledi.

Bakırcılar Çarşısı esnaflarından Hüseyin Usta ise neredeyse yok olmuş bu mesleğin kayıt altına alınmasından dolayı çok mutlu olduğunu, öğrencilerin bu gayretli çalışmalarının diğer esnaflarca da desteklenmesini istedi.
İletişim Fakültesi Öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Yusuf Yurdigül, özellikle uygulama dersleri kapsamında hazırlanan filmlerin öğrencileri motive ettiğini, derslerde öğrendiklerini uygulamaya dökmek için birer fırsat olduğunu söyledi. Hedeflerinin geleceğin sinemacılarını ve televizyoncularını yetiştirmek ve her geçen gün biraz daha gelişen Türk sinemasına katkıda bulunmak olduğunu hatırlatan Yurdigül, ortaya çıkan tablo itibariyle Erzurum’un bir açık hava film setine dönüşmesinden de ayrıca mutlu olduklarını, şehirden gelen olumlu tepkilerin de kendilerini ziyadesiyle motive ettiğini ifade etti.

Yıldızkent, Cumhuriyet Caddesi ve üniversite kampüsünde “Kendini Bil” adlı kurmaca filmin çekimlerini gerçekleştiren öğrenci ekibinin yönetmeni Yaşar Bayoğlu, film festivallerine katılmak için canla başla çalıştıklarını, Erzurum halkının da kendilerine her türlü kolaylığı sağladığını belirtti.

“Öşvank” adlı belgesel çalışması için Uzundere ilçesinde çekimler gerçekleştiren Radyo Televizyon Sinema Bölümü öğrencilerinden Ünal Karaca ise ulusal kısa film festivallerinde Erzurum’un isminin duyurulmasını amaçladıklarını kaydetti.

Türkiye’nin diğer ucu İzmir’den Erzurum’a öğrenci olarak gelen Uğur Aşçı önceleri şehre adapte olmak konusunda zorluk çekseler de dersler kapsamında verilen projeler için Erzurum’un elverişli bir yer olduğunu söyledi. Aşçı, özellikle atlama kulelerinin oldukça ilgi çekici bir yapı olduğunu, son projesinin ise bu kuleler üzerine olacağını kaydetti.

Cihan Haber Ajansı
yurthaber.mynet.com
                                                                                                                                            Alıntıdır..

4 Aralık 2011 Pazar

Ünlü Yönetmen Genç Sinemacılar Yetiştiriyor


Antalya'nın Kaş ilçesine yerleşen yapımcı ve yönetmen Özkan Yılmaz, genç sinemacılar yetiştiriyor.

Altın Portakal başta olmak üzere geçen yıl çok sayıda ödülle adından söz ettiren, 'Çoğunluk' filminin yapımcısı da olan Yönetmen Özkan Yılmaz, altı ay önce Kaş'a yerleşti. Burada da boş durmayan Yılmaz, Kaş Kültür Evi'nin desteği ile ilçede sinema kursu açtı. İlk etapta 27 gencin başvurduğu kursu, yaşları 16 ile 18 arasında değişen 8 genç tamamlayabildi. Ünlü Yönetmenden aldıkları sinema eğitiminin ardından 'Dönüş' ve 'Çalınamayan Aşk' isminde iki kısa metrajlı film çeken Kaşlı gençler, üçüncü filmin hazırlıklarına başladı.

-HAYATLARININ DÖNÜM NOKTASI OLDU-

Sinema kursu açıldığında heyecanlandıklarını ve sadece meraktan kursa başladıklarını ama sonuna kadar devam ettiklerini belirten genç sinemacılardan

'Dönüş' filminin Yönetmeni 17 yaşındaki İrem Uçkun, "Çok eğlenceli bir dönem geçirdik. İnsanların hayatlarında olgunlaştıkları bir dönüm noktası vardır. Bu dönemde bizim için öyle bir dönemdi" dedi.

"Çalınamayan Aşk" filminin Yönetmenlerinden 16 yaşındaki Sude Meriç Kolozina, "Film seyretmek gerçekten çok kolaymış. Kamera arkasına geçince anladık, çok farklı bir dünya keşfettik" derken, üçüncü filmin Yönetmenliğini üstelenecek olan genç sinemacı 17 yaşındaki Fatma Kabaca, "Bu kurstan sonra filmin sadece izlenecek bir şey olmadığını, sinemanın bir sanat olduğunu anladım. Sinema emek isteyen bir şeymiş" diye konuştu.

-TAKMA ADLARI ELMA ÇAYINDAN-

Genç sinemacılar, filmlerin çalışmaları süresince boş vakitlerinde çay bahçesinde bir araya gelerek sürekli elma çayı içtikleri için kendilerine "Elma Çayı Sinemacıları" adını taktıklarını söylediler.

-KURS BİTTİ ARTIK MESLEKTAŞ OLDULAR-

Yapımcı ve Yönetmen Özkan Yılmaz, kursa ilk başladıklarında öğrencilere, sinemanın matematiği olan bir eğitim olmadığını, paylaşmak üzerine devam ettiğini anlattığını belirtti. Öğrencilerine, "Kurs bitti ve sizler artık benim öğrencim değil meslektaşımsınız. Herhangi bir projeniz olursa benden yardım isterseniz elimden gelen her şeyi yaparım" dediğini vurgulayan Yılmaz, gelecek yıl yeni bir kurs daha açmayı planladığını anlattı. Yılmaz, "Bu seneki gibi desteksiz olacaksa, bu fikrimi şimdi sonlandırırım, devam etmek istemem. Çünkü bu beni maddi olarak da manevi olarak da yıpratan bir şey" dedi.

Genç Yönetmenlerin filmlerinde gönüllü olarak rol alan oyuncu Nilay Tuncay ve Okan Avcı'ya teşekkür eden Özkan Yılmaz, filmlerin özgün müziklerinde yardımcı olan Şevval Sam ve gitarist Sarp Maden'e de katkılarından ötürü gençler adına teşekkür etti.

Cumhur Ayar
Kalkanhaber.com
                                                                                                                                           Alıntıdır...

30 Ekim 2011 Pazar

KISA FİLM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ


Ülkemizde, 1921 yılında, Şadi Fikret Karagözoğlu'nun oyunculuğunu ve yönetmenliğini yaptığı 20 şer dakikalık “Bican Efendi” güldürüleri ile başlayan kurmaca kısa film serüveni günümüzde de sürüyor. 1970 li yıllarda, amatör sinemacının vazgeçilmez bir parçası olan 8mm lik sinema kameraları, özellikle kurguda ve seslendirmede ciddi sorunlar çıkardığından çok yaygınlaşamamış, “Hisar Kısa Film Yarışması” (1967) gibi amatörlere açık etkinlikler bile doğrusu pek müşteri bulamamıştı. Türkiye'de açılan çoğu derneklerde fotoğrafın yanında sinemanın yer almamış olması da, kısa filmin, dolayısıyla amatör sinemanın önünü kapayan diğer bir unsurdu.
Bugün ne değişti?
Ülkeye yayılmış amatör sinema merkezleri yine yok. Sadece bazı üniversitelerin bünyesinde yer alan sinema klüplerinden söz edebiliyoruz. Buralarda yapılan çalışmalar da, film üretiminden çok, film gösterimlerini kapsıyor.

Ülkemizde kısa film seyircisi giderek oluşuyor ve bu seyirci nitelikli filmler izlemek istiyor. İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Adana'da ve Antalya'da festivaller kapsamında gösterilen kısa filmler, çoğu kez uzun metrajdan daha çok ilgi topluyor. Çünkü sinema seyircisinin büyük bir kısmını gençler oluşturuyor ve kısa film programları onlara değişik seyirlikler sunuyor. Bu filmlerde, tecimsel uzun metrajlarda çok az rastlayabilecekleri değişik konularla ve yaşamın ayrıntıları üzerine deneysel yaklaşımlarla karşılaşıyorlar. Bütçeleri ve teknik ekipleri çok kabarık olmayan, biraz çaba gösterilirse kendilerinin de gerçekleştirebilecekleri film örnekleri izliyorlar.
Konunun sevindirici yanı, dijital teknolojinin üretim ve çoğaltım koşullarını kolaylaştırmasının da katkılarıyla, ülkemizde her yıl yaklaşık 200 kısa filmin festivallere başvuruyor ve seyirci ile buluşuyor olması. Sanılanın aksine, kısa metraj filmler oldukça geniş bir kitle tarafından izleniyor. İyi filmler, belki küçük salonlarda, ama çok sık ve uzun yıllar gösteriliyor.

Video teknolojisinin yaygınlaşması, hem film üretimine hem de gösterimine büyük kolaylık sağladı. Konunun üzerinde düşünülmesi gereken yanı ise, bu çalışmaların büyük bir kısmını, sinema okullarında üretilen öğrenci filmlerinin oluşturmasıdır. Bu filmler belki süre açısından kısa film anlayışına uyuyor ama, nitelik olarak konuyla tam olarak örtüştüğü söylenemez. Çünkü kısa filmlerin olabildiğince, yerleşik sinema normlarına uzak ve bağımsız kalması gerekiyor. Bunun tek yolu da, dinamik genç sinemacı gruplarının oluşması ve filmler üretmesi.

Geçtiğimiz yıllarda, Yeşim Ustaoğlu, Nuri Bilge Ceylan, Mustafa Altıoklar, Çağan Irmak, Ümit Ünal Reha Erdem, Tayfun Pirselimoğlu gibi birçok isim, ilk ürünlerini kısa metraj alanında verdikten sonra, profesyonel ortama geçtiler. Birikimlerini orada sürdürdüler. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, kurmaca kısa filmlerin Türkiye'de de parasal getirisi olmadığından, ne yazık ki devamlılık kolay sağlanamıyor. Kısa film çalışmaları ile umut veren gençler bir zaman sonra ister istemez başka alanlara yöneliyorlar. Avrupa ülkelerinde bizden farklı olan durum, genç sinemacılara hiç olmazsa üretim aşamasında ciddi desteklerin sağlanması ve çok sağlam filmlerin ortaya çıkmasına fırsat tanınmasıdır. Bunun yanı sıra, televizyon kanalları da, kısa filmlere destekleyici olarak, onları yayınlayarak bu alana büyük destek veriyorlar.

Dünyanın birçok ülkesinde, Kültür Bakanlıkları kısa filmin en büyük destekleyicisi konumunda iken, ülkemiz Kültür Bakanlığı, ne yazık ki, kurmaca kısa film türünü, bir üretim şekli olarak, sinemanın bulunuşundan ancak 100 yıl sonra, 5 Eylül 1995 yılında resmen tanıyabildi.

Ülkemizde bugüne dek çok verimli girişimlerde bulunulduğu da yadsınamaz. En başta festival yöneticilerinin kısa filme gösterdikleri yakın ilgi ve destek bugün gelinen noktanın temel unsurudur. Yeşilçam sineması diye tanımlanan kesimdeki profesyonellerin genç sinemacılara verdiği gönüllü destekler, TRT “Genç Sinemacılar” programı, akademisyenlerin değerli katkıları, basında görev yapan genç gazetecilerin konuyu kamuoyuna yansıtmada gösterdikleri duyarlılık, kısa filmin yol alabilmesinde önemli kilometre taşlarıdır. Son yıllarda, Kültür Bakanlığımızın film festivallerine verdiği olumlu destek de dikkat çekicidir.

Kısa film, deneysel sinemanın, yeni bakış açılarının, değişik kamera hareketlerinin, çarpıcı seslendirme biçimlerinin sınanabildiği yaygın üretim alanı olarak önemini her zaman korumaktadır. Uzun metraja uygun düşmeyen, kısa ama çarpıcı öykülerin, görsel belgelerin, animasyonların yaratım ortamını oluşturmaktadır. Hem ulusal hem de uluslararası boyutta sinemasal yaşamdan gençlerin pay alabilmesini sağlamaktadır.

Şunu unutmamak gerekir ki, amatör sinemacı, acemi sinemacı demek değildir. Kuşkusuz içinde acemileri de olacaktır. Ne ki onların da, kısa zamanda kendilerini yetiştirmemeleri için bir neden yoktur. Asıl önemli olan, örgütleri güçlenmemiş ve genç sinemacıları varolmayan ülkelerin, gerçek sinema sanatı dünyasına da sahip olamamalarıdır. Tek çıkış yolu, ciddi kültür politikalarının oluşturulması ve gençlerin önündeki engellerin kaldırılmasıdır.
Hilmi Etikan

                                                                                                                                          Alıntı

25 Ekim 2011 Salı

Altın Portakal'dan Yeni Bir Kısa Film Yarışması


Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) işbirliğiyle düzenle enen 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali sinema sektörüne yeni isimler kazandırmak için uluslararası kısa film kanalı Shorts TV ile birlikte bir yarışma düzenliyor.

'Fikrini Anlat! / Pitch!' adlı yarışmada, katılımcıların iki dakika içinde anlatacakları kısa film fikirleri yarışacak. Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Türkiye'de yayın yapan uluslararası bir kısa film kanalı olan Shorts International'ın, Akademi Ödülleri'ne (Oscar Ödülleri) aday olan kısa filmler dahil her yıl binlerce kısa film gösterimi yaptığı, Shorts TV'nin Antalya'da gerçekleştireceği 'Fikrini Anlat! / Pitch' adlı yarışmanın 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ile aynı

tarihlerde gerçekleşeceği bildirildi. Katılımcıların ShortsHD kamerası önünde iki dakika süresince anlatacakları kısa film projelerinin jüri tarafından değerlendirildikten sonra ShortsHD kanalında gösterim şansı bulacağı kaydedilirken, yarışmaya katılmak isteyenler için başvuru koşulları ise, daha önce en az bir kısa film çekmiş olmak, kısa film fikrinin telif ve tüm yayın haklarına sahip olmak, daha önceki çalışmaların DVD formatında kırk beş saniyeyi geçmeyen bir kolajını çekim günü yanında getirmek, kısa

film fikrinin yüz kelimeyi geçmeyen bir özetini ve İngilizce çevirisini çekim günü yanında bulundurmak, kısa film fikrini kamera önünde iki dakika içerisinde anlatabilmek, yarışmaya katılmak isteyenlerin, ön başvuru için isimlerinin tam halini, kısa özgeçmişlerini ve iletişim bilgilerini içeren bir e-postayı pitch@shorts.tv ve fikrinianlat@aksav.org.tr adreslerine göndermeleri olarak açıklandı.

                                                                                                                                            Alıntı